31 Temmuz 2015 Cuma

Bebek Fotoğrafları / Baby Photography

Fotoğraflarımın izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.







Devamını oku »

23 Temmuz 2015 Perşembe

Hollanda'nın Geleneksel Tatları

Kızartmalara, patatese ve hamurdan yapılan tatlılara düşkünlükleri ile bilinen Hollandalılar... Hollanda'nın geleneksel yemekleri rehberime hoşgeldiniz :)

Atıştırmalıklar:
  1. Patat: Patates kızartması. Kağıt külahlarda satılan ve üstüne Hollanda'nın hafif tatlı mayonezi eklenerek yenmesi gereken şey. Amsterdam için Manneken Pis onlarca sos çeşidi ile 2013'te en patates kızartması mekanı seçilse de ben kalitesini düşürdüğünü düşünüyorum. Albert Cuypmarkt'ta satılanlar ile Vleminckx'i denemenizi tavsiye ederim. 
  2. Bitterballen: Bir çeşit köfte kroket. Biranın yanında atıştırmalık olarak söyleyebilir yada ekmek arası yiyebilirsiniz. Brouwerij 't IJ, Pllek ve Winkel 43'te çok güzel yapsalar da ilk tercihiniz Brouwerij 't IJ olsun. Nedeni için tıklayın :)
  3. Kibbeling: Volendam'a yolunuz düşerse bolca göreceğiniz ufak parçalarda balık etinin kızartılıp yanında mayonezli, sarımsaklı tartar sos ile satıldığı mükemmel atıştırmalık.
  4. Haring: Ringa  balığı demek. Hollandalılar bu balığı kuyruğundan tutup çiğ olarak yerler. Ben yemem, yiyemem. Turşu ve soğan ile ekmek arası da satılır.
Yemek:
  1. Stamppot ve Hutspot: Patates ve çeşitli sebzeleri ezerek yapılan bu iki yemek de Hollandalılar'ın bir numarasıdır. Stamppot genelde kara lahana ile hutspot ise havuç ile yapılır. Moeders restorandı bu yemekleri yemek için doğru adres.
  2. Rookworst: Hollanda'nın sosis-sucuk gibi olan bir et çeşidi. Hollandalılar Hema'larda satılana bayılırlar.
  3. Erwtensoep: Bezelye çorbası. İçine worst denilen Hollanda sosislerinden koyup yenir. Hazır almak için, Unox en ünlü markası.
Tatlılar:
  1. Hagelslag: Bu hepimizin küçükken çok sevdiği (hatta şu an olsa bir tane yerdim valla) Eti Puf'ların üstündeki şekerden yapılma süslemeler var ya onlar. Sadece burada onlarca çeşidi var ve ekmeklerinin üstüne döküp yiyorlar. Koca koca adamları bunları yerken görürseniz şaşırmayın. En ünlü markası ise "De Ruijter".
  2. Poffertjes: Hollandalılar'ın minik ve biraz daha tombik yapılan pancakelere verdikleri isim. Üstlerine pudra şekeri ve bir parça tereyağı koyup servis ediliyor. Pancake yapan kafelerde veya Albert Cuypmarkt'a uğradığınızda yiyebilirsiniz.
  3. Appeltaart: Elmalı tart. Bir çok yerde çok güzel yapıyorlar. İçine kuru üzüm konularak yapılan ve şurupla servis edilenleri olsa da benim favorim Winkel 43'ün elmalı tartı. 
  4. Stroopwafel: Hollandalılar'ın dünyaya armağanı olan bu tatlıyı yemeden olmaz. İçi karamel şuruplu bu ince waffleları kahve fincanınızın üstüne koyup içindeki karameli biraz eritip yemek adettendir. Eğer Albert Cuypmarkt'ta satılan taze, sıcak ve büyük boyutlardakilerden alırsanız dikkatli yiyin, karamelinin her tarafınıza bulaşması muhtemel.
  5. Boterkoek: Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilirler, ev sahibimizin bize getirdiği geleneksel Hollanda'nın hamur ve yağ ile yapılan tartı. Albert Heijn marketlerinden alabilirsiniz.
  6. Dropjes: Genelde siyah renkli olan şeker. Tek bir şey söylemek istiyorum, YEMEYİN!
İçecekler:
Hollandalılar en az alkol tüketen Avrupa ülkesi olsa da iki çeşit kendilerine özgü içkileri bulunuyor.
  1. Advocaat: Yumurta likörü. Koyu kıvamlı, şişeleri çirkin, renginde meymenet olmayan ama güzel ve şekerli bir içki. Üstüne kremşanti ile servis edilince çok havalı görünse de gelen misafirlerimizi denemeye ikna edemedik :(
  2. Jenever: Hollanda cini ve çeşitli aromalarda olanları likör gibi oluyor. Wynand Fockink'te çeşitli aromalarda içebileğiniz güzel bir içki. House of Bols'ta da tadına bakabilir ve değişik bir deneyim yaşayabilirsiniz.
O zaman yazımı bitirirken herkese "Smakelijk" ve "Proost" diyorum :)

Devamını oku »

14 Temmuz 2015 Salı

Gerçek Pesto Soslu Makarna

Geçen hafta İtalya'nın Cenova şehrinde doğmuş büyümüş arkadaşlarımız bizi yemeğe çağırdılar. Cenova pesto sosunun anavatanı, hatta marketlerden hazır pesto sos alıyorsanız etiketinde "Pesto alla Genovese" yazdığını görürsünüz.
Ben arkadaşımla o gün erken buluşmuştum ve markete beraber gittik. Taze fesleğenimizi (burada saksıda satılıyor), makarnamızı, parmesanımızı aldık. "Krema almayacak mısın" dediğimde boş gözlerle bana bakıp "Ne için" dedi. Bu noktada normalde yediğim pesto soslu makarnadan farklı bir şeyin beni beklediğini anladım. İkinci şokumu ise makarnayı haşlarken koydukları patates ve taze fasülye ile yaşadım. 
O zaman artık tarifi verme vakti. Türkiye'de bulması zor yada pahalı malzemeler için yerine kullanabileceğiniz önerilerimi de yazacağım. Malzemelerin miktarlarını kendi damak tadınıza göre değiştirebilirsiniz. Fıstık ve peynir sosumuza yağlandıran malzemeler, bu nedenle birini çoğaltıp diğerini azaltabilirsiniz.

Malzemeler (4-5 kişilik):
  • Pesto Sos İçin:
    • 1 demet taze yemeklik fesleğen (Yemeklik fesleğenlerden, masalarımıza güzel koku için koyduklarımızdan değil)
    • 50 gr çam fıstığı (Türkiye'de çam fıstığı pahalı olduğundan yerine kaju da kullanabilirsiniz)
    • 2-3 diş sarımsak
    • 50 gr rendelenmiş parmesan peyniri (Türkiye'de güzel parmesan bulmak zor olduğundan yerine eski kaşar kullanabilirsiniz)
    • Yarım çay bardağı zeytinyağı
    • Tuz
  • Makarna İçin:
    • 1 paket Linguine, Tagliatelle, Fettucine (bunların bulamazsanız yassı spagetti yada normal spagetti ile yapabilirsiniz)
    • 400 gr ince taze fasülye (resmini koyduğum fasülyelerden bulamazsanız normal taze fasülyeyi uzunlamasına ikiye bölebilirsiniz)
    • 3 adet orta boy patates
    • Tuz
Yapılışı:
  • Pesto Sos: Orijinalinde sosun havanda yapıldığını belirtiyim. Eğer geniş havanınız varsa önce tuz ve sarımsağı dövüp, ardından çam fıstığını ekleyip iyice dövün. Bundan sonra da iyice yıkayıp kurulanmış fesleğen yapraklarını üçer beşer ekleyip dövün, karışıma yedirdikçe yeni yaprak ekleyip işleme devam edin. Yapraklar bitince peyniri de ekleyin ve karıştırın. Bu noktada karışım macun gibi oluyor, sıvılaştırmak için azar azar zeytin yağı ekleyip karıştırın. Eğer havanınız yoksa yada uğraşmak istemiyorsanız rondo veya blenderda bütün malzemeleri aynı anda koyup karıştırın. Sadece zeytinyağını yine azar azar eklemenizi tavsiye ederim. Tuzu da kendi damak tadınıza göre ekleyin. Eğer sosunuzun fesleğen tadı ve kokusu azsa daha çok fesleğen yaprağı ekleyebilirsiniz. Sosumuzun kıvamı bozadan biraz daha katı olmalı.
  • Makarna: Normalde makarna, içinde tanesi olmayan taze fasülyeler (galiba çalı fasülye deniyor) ile yapılıyor, ancak siz onlardan bulamadıysanız kalın fasülyelerinizi uzunlamasına ikiye kesip inceltebilirsiniz. Elimizdeki fasülyeleri ayıkladıktan sonra, boyutları yemeklik olacak şekilde kesiyoruz ve patatesleri de soyup, küp küp doğruyoruz. Hepsini tenceremizde kaynayan suyun içine atıyoruz. İsterseniz tuz da ekleyin. Makarnayı da ekleyip hepsini beraber haşlıyoruz. Eğer patates ve taze fasülyeleriniz geç pişecek cinstense onları makarnadan önce kaynatmaya başlayın ve makarnayı sonra içine ekleyip, kaynatmaya devam edin. Her şey haşlanınca kalan suyunu süzün, ancak sakın ama sakın sudan geçirmeyin! Bu da Türk insanının makarna pişirirken yaptığı en büyük yanlıştır.
  • Veeee makarnamız, sebzelerimiz ve pesto sosumuz hazır. Süzgeçten tekrar tencereye aldığımız sebzeli makarnamıza pesto sosumuzun yarısını ekleyip iyice karıştırıyoruz, bu sırada patateslerimiz dağılıp parçalanırsa bence makarnanın tadı daha güzelleşiyor. Bu noktada bence yemeğinizin tadına bakın ve ona göre daha ne kadar pesto sos eklemeniz gerektiğine karar verin. Ben 1 paket makarnaya bütün sosu koyuyorum. Üstüne rendelenmiş parmesan ve fesleğen yaprakları koyup servis edebilirsiniz. 
Herkese afiyet olsun, yedikten sonra yorumlarınızı bekliyorum. Türkiye'de yerine kullanılabilecek başka malzeme önerileriniz varsa ve yorumlarda paylaşırsanız sevinirim.
Son olarak gerçek fesleğen soslu makarnayı öğrettikleri için Marco ve Jelena'ya çok teşekkür ediyorum.

   
 

Devamını oku »

10 Temmuz 2015 Cuma

Amsterdam'dan Volendam'a

Hollanda'nın kasabaları, birbirinden güzel evleri ve yemyeşil doğası ile anlatmakla bitmez. Volendam başta olmak üzere Edam, Marken, Monnickendam, Broek in Waterland kasabaları Amsterdam'dan günübirlik gelen turistleri ağırlıyor. Peki bu kasabaların özelliği ne? Buralar liman kentleri olması nedeni ile Hollanda'nın altın çağında çok zenginleşmiş ve halen bu zenginliğini ve güzelliğini koruyan kasabalar. Şöyle ki Broek in Waterland'te gördüğüm en vasat araba Volvo'ydu diyebilirim.

Nasıl gidilir?
Biz Amsterdam'dan atladık bisikletimize geze geze Volendam'a vardık. Bisiklet yolları düzgün ama Hollanda dışından gelen biri için Broek in Waterland'e kadar yollar biraz ıssız gelebilir. Kondisyonunuz ve vaktiniz yoksa otobüsle gitmenizi tavsiye ederim, ki ben turist olarak bir kaç günlüğüne gelmiş olsam bisikletle gitmezdim, dönüşte yorgunluktan ancak 3 saatte eve vardım ve o gece 12 saat uyudum :) Neyse bisikleti çok uzatmaya gerek yok, Google Map'e gitmek istediğiniz yeri yazın bisikleti seçin o size yolu gösterecektir. 
Otobüsle gitmek isterseniz Amsterdam Centraal Station'dan kalkan ve bugün itibariyle günlük 10 eur'ya alabileceğiniz biletler ile tüm gün istediğiniz kadar inip binip bu kasabaları gezebiliyorsunuz. Bu otobüslerin websitesi de çok güzel. Her kasaba için kısa kısa bilgi vermişler ve koydukları harita da bence çok faydalı. Ben haritada kırmızı ile çizilmiş kasabalara gitmedim. Gittiğim de onu da başka bir yazımda paylaşacağım. Biletleri internetten alırsanız 9 eur. Websitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Amsterdam içinde turist ofislerinde de Volendam turları satılıyor kişi başı 50 eur civarı oluyor. İsterseniz bunlar ile de gezebilirsiniz ama kişi başı 5 katı para ödeyeceğinizi unutmayın.

Nereleri görmeli?
  • Broek in Waterland: Zengin bir kasaba. Deniz kenarında değil. İçinden kanal geçen ufak dar sokakları olan, küçük köprüleri ve güzel evleri ile yemyeşil bir kasaba. Bot kiralanıp da gezilebilen bu kasabayı görmeniz için 1 saat yeterli olacaktır. 
  • Monnickendam: Peynirini sevdiğim yine zengin kasabalardan biri. Burasını da gezmek için 1 saat ayırmanız yetecektir.
  • Edam: Edam peynirini bilmeyenimiz yoktur. Bu kasabada her yıl Temmuz ve Ağustos ayları boyunca her çarşamba sabahı kurulan geleneksel peynir marketini görmenizi tavsiye ederim. 
  • Marken: Ufacık bir balıkçı kasabası olan Marken'e Volendam'dan botlarla ulaşabiliyorsunuz. Maalesef 10 eurluk otobüs bileti bu botlarda geçmiyor. Volendam Marken Express ile yapacağınız yolculuk gidiş-dönüş 10 eur. Marken'e giderseniz "Clog" denilen Hollanda'nın meşhur tahta ayakkabı fabrikasını ziyaret etmeyi unutmayın.
  • Volendam: Bu kasabalar arasında en büyük ve en turistik olanı. Genelde Hollanda'nın yaşlı nüfusunun yaşadığı, denizdeki yelkenlileri, deniz kenarındaki çiçeklerle süslenmiş büyük evleri, iç taraflara doğru kanal kenarlarına dizilmiş bakımlı şirin evleri olan zengin bir balıkçı kasabası. Sahil boyunca ise Türkiye'deki tatil beldeleri gibi sıra sıra kafe ve hediyelik eşya dükkanları bulunuyor. Hediyelik eşya dükkanlarının birinin girişinde 5 aşamada tahta ayakkabıların yapımını anlatan maket vardı.
    Yine Volendam'da peynir, peynir bıçakları, peynir sosları ve peynirle ilgili her şeyi bulabileceğiniz Cheese Factory isminde büyük bir peynir dükkanı da bulunuyor. Bu dükkanın alt katında ise peynir üretiliyor ve siz de izleyebiliyorsunuz. Peynirler ve diğer ürünlerin fiyatları marketlerden daha yüksek, bilginize. 
    Volendam'da minibüslerde satılan balıklardan alın bence çok lezzetli ve taze, ayrıca soslarına bayılıyorum. Havenrestaurant De Lunch restoranının yemekleri güzel. Tatlı için ise yine minibüslerden pancake veya dondurma alabilirsiniz. Yorulunca da denize karşı masaları olan restoranlardan birinin dışarsında oturup biranızı için. Sakın sahil kenarına takılıp sokak aralarını gezmeyi ihmal etmeyin.
"Beliz bu kadar kasaba adı saydın, o kadar indi bindi yapmakla bizi uğraştırma, hangisine gidelim?" diyorsanız Volendam'a gidin.  

Son bir not daha: Otobüsle geldiyseniz ve eğer Volendam'dan Marken'e (yada Marken'den Volendam'a) geçiyorsanız vapur biletini tek yön alın ve Amsterdam'a dönüş otobüsüne Marken'den (yada Volendam'dan) binin. Böylece 10 eur yerine 7.50 eur vapur parası vermiş olursunuz :)

Herkese iyi tatiller ve her zaman olduğu gibi yorumlarınızı bekliyorum :)
Devamını oku »

7 Temmuz 2015 Salı

Hobbit Köyü Giethoorn

Haftasonu havanın 35 dereceleri göstermesi ile Amsterdamlılar kendilerini şehir dışına ve parklara attılar. Biz de fotoğraflarını görüp hayran kaldığımız, içinde yol olmayan ve teknelerle ulaşım sağlanan Giethoorn köyünü ziyaret etmeye karar verdik. 
Burası "Kuzeyin Venedik'i" olarak da bilinen, ulaşımın sadece kanallar arasında botlarla yapıldığı ve son yıllarda bisiklet yolu da eklenen ufak yemyeşil bir köy. Köyün araba yollarının olduğu yerleşim kısmı da var ama turist olarak görmemiz gereken kısım orası değil. Ufak ufak 175 civarı ahşap köprü var ve bunlar genelde ev sahiplerine ait. Evlerin neredeyse hepsinin çatıları sazdan. 

Nasıl gidilir?
Giethoorn'a Amsterdam'dan tren ve sonrasında otobüse binerek 3 saatlik bir yolculuk sonrası ulaşmanız mümkün, bu yolculuk ortalama 45-50 eur civarı tutuyor. Araba ile ise 1,5 saatte ulaşabilirsiniz ve araba kiralamak eğer 4-5 kişiyseniz kişi başı 25 eur civarına gelecektir. Google Map'te Giethoorn'u aratırken "Hollands Venetie" yazarak aratın yoksa sizi Giethoorn Noord tarafına yönlendirecektir ve burası yukarıda bahsettiğim turistik olmayan kısım. 
Köyün içinde nasıl gezilir? Arabanızla da gitseniz, otobüsle de gitseniz aynı yerde inip köyün iç kısmına yürümeniz gerekiyor. Bot ile gezmek olmazsa olmaz. Bisiklet de kiralayabilirsiniz ancak yolların çok dar olduğunu ve insanların da yürüdüğünü unutmayın. Bence burası bisikletle gezmek için ideal olmayan bir köy. 

Nerede kalınır?
Aslında köyü günübirlik gezmeniz yeterli olacaktır. Yine de kalmak isterseniz B&B'lere (yani fotoğraflarını da gördüğünüz bu güzel evlerde) yada prefabrik tarzı konaklama yerlerine bakabilirsiniz. Ayrıca kamp ve karavan alanları da var.

Nereleri görmeli?
Burada görülecek şey köyün kendisi. Daracık sokakları arasında yürüyüp doğasına ve evlerine aşık olup, yorulunca da kanal kenarlarında ağaçların gölgesinde yatacağınız bir yer.
En zevklisi arkadaşlarınız ile bot kiralayıp kanal ve göllerde gezmek. Elektrikli botlar çoğunlukta ve kesinlikle bunlardan kiralayın, kullanması da çok kolay. Zaten maksimum hızda bile gitseniz baya yavaş gittiğinizi fark edeceksiniz ve herkesin sizin gibi acemi olduğunu unutmayın. Bota binerken yanımıza şarap, meyve, peynir, su gibi şeyler aldık ve bot ile gezerken yedik içtik. Bunları önceden alın çünkü Giethoorn'ın içinde market bulunmuyor.
Eğer ben bot kullanmaya cesaret edemem yada 2 kişi gittik bu nedenle bot kiralamak pahalı derseniz, bot turlarına katılmanızı öneririm. Bu turların 1 saatlik olanı kişi başı 6,50 eur. Kendi yiyecek içeceğinizi almanıza izin verilmiyor ancak su, kahve gibi şeyler servis ediyorlar. 
Botları online olarak da kiralayabiliyorsunuz. Biz botu çoğu turist gibi Zwaantje'den kiraladık ve saati 30 eur idi. Zaten otobüsten inince yada arabanızı park edince hemen önünüzdeki bot kiralama yeri. Ancak saati 15 eur civarı olan kiralama yerleri de gördüm. Farkı var mı, varsa nedir bilmiyorum o nedenle isterseniz önce köyde bir yürüyün, soruşturun sonra kiralayın. Ben aşağıda bir kaç adres yazdım. Sitelerin çoğu Hollandaca, "Bootverhuur" "Bot Kiralama" demek. Eğer Google Chrome kullanırsanız site açılınca sağ klik yaparak "Translate to English" seçeneği ile siteyi İngilizce görüntüleme şansınız olur.
Ne yenir içilir?
Kanal kenarlarındaki restoranlarda oturup yiyip içmenizi öneririm. Yemek olarak çok lezzetli şeyler beklemeyin derim. Fratelli, Fanfare, 't Vonder, 't Acherhuus kanal kenarındaki restoranlar. Dondurma için Geythorn, göl manzarası için Smit's Paviljoen, pancake ve krep için de Pannenkoekenhuis Jantje'ye gidebilirsiniz.

Herkese iyi eğlenceler dileyip bikini ve güneş kreminizi unutmayın diyorum :)

Fotoğrafların üstüne tıklayıp büyük hallerini görebilirsiniz.



Devamını oku »

29 Haziran 2015 Pazartesi

Amsterdam Yeme İçme Rehberi Vol.1

Haftasonu arkadaşlarla akşam yemeği için buluştuk ve öncesinde güzel havayı da güzel görünce bir kokteylcide bir şeyler içelim dedik. O sırada bizim çılgın arkadaşlardan biri iki kişiyle yanımıza döndü :) Amsterdam'a tatile gelmişler ve o gece hep beraber takıldık. Ben onlara mekan tavsiyelerinde bulunurken bir tanesi "Çok mu geziyorsun sen, ne kadar çok yer biliyorsun" dedi. Ben de bu cümlenin üstüne Amsterdam'da sevdiğim ve trendi olan mekanlardan 10 tanesini yazmaya karar verdim.
  • Omelegg: Adından da anlayacağınız gibi omletçi :) Her gün akşamüstü 4'e kadar açık. Dekorasyonu çok sıcak ve güzel. Porsiyonları büyük, ekmeğine bayılıyorum. Çeşit çeşit omletleri var. İsmine tıklayarak websitesini görebilirsiniz, site Hollandaca ancak İngilizce menüsüne bakabilirsiniz. Rezervasyon almıyorlar. De Pijp mahallesinde, 3 ve 12 nolu tramvay ile ulaşabilirsiniz. Wifi var.
  • Bagels and Beans: Bir çok şubesi bulunan, tazecik bagellara (bizim simitlerin ufağı gibi düşünebilirsiniz) çeşit çeşit sandviçler yapan, kocaman ve çeşit çeşit fincanlarında çok güzel kahveler sunan mekan. Kahvaltı ve öğle yemeği için ideal. Wifi var, rezervasyon almıyorlar.
  • De Laatste Kruimel: Burası merkezde ufacık bir mekan. Sandviçleri, tuzlu kişleri, ev yapımı kek, kurabiyeleri ve cheesecakeleri harika. Havuçlu keki baya meşhur ama bence herşeyi çok başarılı. Çoğu Amsterdam mekanı gibi içerde oturacak çok bir yer olmadığından hemen bir şeyler yiyip kalkmak için ideal. Her gün akşam 8'e kadar açık. Wifi yok, rezervasyon almıyorlar. Tramvayla Spui durağında (Dam'dan bir önceki durak) inip ulaşabilirsiniz. 
  • Van Stapele: Yine Spui durağındaki meşhur kurabiyeci. Sadece tek bir çeşit kurabiye üretiyorlar, çikolatalı kurabiyenin içine bir parça beyaz çikolata koyuyorlar ve cenneti damağınızda hissediyorsunuz. Tek kurabiye 1,95 eur. İçerde oturacak yer yok, kurabiyenizi ve isterseniz kahvenizi alıp yürüyerek yiyebilirsiniz. Her gün akşam 6'ya kadar açıklar. 
  • De Ysbreeker: İstanbul'daki Midpoint'e benzettiğim mekan. Yüksek tavanı ve ferah ortamı ile Amsterdam'da benzerine pek rastlanmayan geniş bir mekan. Hava güzelken nehrin kenarındaki masalarında oturup kahve veya şarabınızı içebilirsiniz. Ben yemek yemek için çok tercih etmesem de kahvaltıdan akşam yemeğine kadar her şeyi bulabileceğiniz sabah 8'den gece 1'e kadar açık olan mekan.
  • Winkel 43: Şehrin en meşhur mekanlarından biri, olmazsa olmazı. En meşhur appel pie (elmalı tart) burada! Ben appel pie hiç sevmem diyenlerdenseniz bile, ki ben öyleydim, buna aşık olacaksınız. Yanına kremşanti istemeyi unutmayın. Yine meşhur naneli çayından içebilirsiniz, kahveleri de çok güzel. Rezervasyon almıyorlar, wifi var. Jordaan mahallesinde, pazartesi ve cumartesi öğlene kadar kurulan antika pazarının önünde, denk getirebilirseniz bu pazara da bir göz atın derim. Her gün sabah 8'den gece 1'e kadar açıklar. Tam çalışma saatleri için websitesini kontrol edin. Ayrıca atıştırmalıkları da var ve bar olarak da hizmet veriyor.
  • Cafe Brecht: Heineken Experience'a yakın, Alman biralarının ağırlıkta olduğu, İtalyan kahvesi yapan, atıştırmalık olarak sandviç, kek, peynir tabağı tarzı yemekleri menüsünde bulunduran, Türk marketinden aldığı portakallar ile meyve suyu yapan çok şirin, romantik, sıcak cafe-bar tarzı mekan. Her gün öğlen 12'den gece 1'e kadar (haftasonu gece 3'e kadar) açık. Rezervasyon almıyorlar.
  • Bierfabriek: Amsterdam'a gelen hemen hemen herkesin akşam yemeği için uğrak mekanı. 24 saat bira ile marine edilip çevirme yapılan tavukları, kendi ürettikleri 3 çeşit biraları, duvarlarına astıkları çuvallarından avuç avuç alıp yiyebileceğiniz yerfıstıkları ile meşhur mekan. Yerfıstıklarının kabuklarını yere atmak adettendir. Spui durağında inerek ulaşabilirsiniz. Rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin. 6 kişi ve daha büyük gruplar olarak sadece atıştırmalık yiyip bira içmek isterseniz, "Tap Table" denen bira muslukları olan masalardan rezervasyon yaptırıp biraları litre olarak ısmarlıyorsunuz. Rezervasyonlar hakkında daha detaylı bilgi için websitesini ismine tıklayarak ziyaret edebilirsiniz.
  • Bouwerij't IJ: Hollanda'ya gelip de yeldeğirmeni görmeden olur mu? Bu mekan yeldeğirmenin hemen yanında kendi biralarını üreten (hatta marketlerde de satılıyor) bahçesindeki masalarda, masalar doluysa yeldeğirmenine sırtınızı yaslayıp yerde, oturup süper biralarını içeceğiniz çok güzel bir yer. Her gün öğlen 2'den akşam 8'e kadar açık olan bu mekanda bira üretimi ile ilgili turlar da düzenliyorlar. Turlar ve adres için websitesini kontrol etmeyi unutmayın.
  • Bo Cinq: Pek turistik olmayan, her gün akşam 6'dan haftasonu gece 2'ye kadar açık olan kokteylleri ile meşhur bar. Restaurant kısmında Arap-Fransız yemekleri servis ediyorlar ve bu kısım için rezervasyon yapmanızı şiddetle öneririm. Bar tarafı ise her zaman çoook kalabalık ve içeceğinizi alıp ayakta müzik dinleyip, müziğin el verdiğince de sohbet edebileceğiniz, Amsterdam'ın expat barı olarak da bilinen mekanı. Hollanda'da genelde kıyafet dert olmasa da buraya sandalet, postal, yandan cepli pantalon, sırt çantası tarzında değil de biraz daha özenli giyinip gitmenizi tavsiye ederim. Prinsengrach üstünde bulunan mekan yoldan geçerken dikkatinizi çekmeyecektir bu nedenle adresine bakıp da gidin. 
İkinci yeme içme rehberimde sizin de favori mekanlarınıza yer verebilmem için yorumlarınızı bekliyorum :)
Devamını oku »

13 Haziran 2015 Cumartesi

Avrupa'nın Başkenti Brüksel

Avrupa Birliği'nin ve dolayısıyla da Avrupa'nın başkenti olan Brüksel. Şehir aslında bataklık olan bir alanın kurutulması ile yerleşim yeri olmuştur. Ben bunu duyduğumda şaşırmıştım, o yüzden yazmak istedim :) ismi de "bataklık içindeki" anlamına geliyormuş. 

Nasıl gidilir?
Brüksel'e Türkiye'den direk uçuşlarla ulaşabilirsiniz. Paris veya Amsterdam'dan gitmek isterseniz de trenler ve Eurolines otobüslerini kullanabiliriz. Tren ve otobüs biletlerini de ne kadar erken alırsanız o kadar uygun olabiliyor. 

Nerede kalınır?
Grand Palace'a yakın yerlerde kalmakta fayda var. Biraz daha hipi, yerel halkin yaşadığı ve çok da turistik olmayan bir yer istiyorsanız Sablon ve Ixelles'te kalabilirsiniz.

Nereleri görmeli?
Grand Place (ve dolayısıyla Hotel de Ville), Galeries Royales St Hubert ve Manneken Pis kesinlikle görülmesi gerekenlerden. "Bu kadarcık mı?" diyorsanız "Brüksel Gezilecek Yerler" rehberimi okuyun zevkinize, zamanınıza ve bütçenize göre programınızı ayarlayın.
Ne yenir içilir?
Belçika'nın meşhur dörtlüsü waffle, bira, patates ve çikolata! 

Kahvaltı için Le Pain Quotidien. Exki sandviç, salata tarzı atıştırmalıklar için en doğru adres. Charli'nin kruvasanı bir numara. Kahve için JAT, OR Espresso ve Corica'ya uğrayın, bu cafelerin tatlı ve sandviçleri de başarılı.

Tatlı için; Waffle'ı meydanlardaki minik arabalardan alabilirsiniz ama en güzelini istiyorsanız hadi bakalım Maison Dandoy'a. Belçika'nın speculos diye meşhur bir bisküvisi var, Maison Dandoy'un speculosları da çok meşhur. Bir de bu bisküvinin ezmesini yapıyorlar, Nutella gibi oluyor, aman Allah'ım o ne tat! İşte Maison Dandoy'da bunlar da çok güzel ve hediye alabileceğiniz paketleri de var. Markete uğrarsanız da (Carrefour her yerde var) Lotus marka speculosları tercih edin. 
Dondurma için Galeries St Hubert'ın girişindeki Haagen Dazs'a gidin. Hava güzelse meydana karşı oturup dinlenebilirsiniz.


Patates kızartması için Grand Place'in arka taraflarında bir sürü yer bulabilirsiniz. Fritland'ı tavsiye ederim. Bira için tabi ki de Delirium'a uğramadan olmaz ama özellikle haftasonuysa adım atcak yer bulamayacaksınız. Merkezdeyseniz Delirium'dan sonra kalkın Poechenellekelder'a gidin. Burası Manneken Pis'in yanında çok güzel bir bar. Eğer St Gery mahallesindeyseniz Zebra, Ixelles'teyseniz Cafe Belga, L'Ultime Atome, Bar du Marche, Sablon'daysanız da Le Perroquet'e gidebilirsiniz. Bu barların bazılarında yemek de var.

Yemek yemek için yukarıda saydıklarımdan başka Grand Place'te bulunan mekanlarda oturup manzarayı izleyebilirsiniz. Midye için Grand Place'in hemen arkasındaki Rue des Bouchers'ta yan yana bir sürü restaurant bulacaksınız. Burası aynı bizim İstiklal'deki balık pazarı gibi. Chez Leon en meşhuru. Belçikalılar'ın midyeyi İngilizce isminde "R" harfi bulunan aylarda yemek gibi bir kuralları var ama restaurantlarda her zaman bulabilirsiniz. Bia Mara fish and chips'i ile ünlü.  Peck 47 yine atıştırmalıkları olan çok güzel bir cafe. Makarna için ise Pasta Divine'yi tavsiye ederim.

Ne Alınır?
  • Çikolata: Çikolataların markaları ve fiyatları için çikolata rehberime göz atabilirsiniz. 
  • Dantel: Benim favori hediyem dantelden yapılmış broşlar.
  • Bira ve Aksesuarları: Biralar, bira bardakları (Belçika'da her bira markasının kendine özel bardağı var), tepsiler, posterler, açacaklar... Kısaca birayla ilgili herşeyi Brüksel'de bulabilirsiniz. En çok çeşit Rue du March'taki Bier Tempel'a uğrayın. Benim favorim duvara monte edilen açacaklar :)
  • Çizgi Roman ve Aksesuarları: Brüsel ve Multi-BD mağazalarına gidin zaten ikisi de yan yana gibi. Buralarda çizgi romanların yanı sıra fincanlar, posterler ve kartpostallar da bulacaksınız. 
  • Plaizier: Kartpostal, poster ve defter gibi şeylerin bulunduğu meşhur bir kırtasiye. 
  • Oyuncak: La Folie Des Cadeaux gibi el yapımı koleksiyonluk oyuncak satan mağazaların yanı sıra The Grasshopper gibi çocuğunuza "gerçek" oyuncaklar alabileceğiniz çok güzel dükkanlar da var. 
  • Rue Neuve: Şehrin ana alışveriş caddesi.
Son Notlar
  • Gent ve Brugge de Brüksel'e yakın ve sürekli kalkan trenlerle ulaşmak çok kolay. Bence gitmişken vaktiniz varsa görülmesi gereken şehirlerden. Gent ve Brugge rehberlerime de isimlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  • Rue de la Chaufferette'teki duvar grafitilerini mutlaka görün.
  • Mayıs-Ağustos aylarında midye yememeye çalışın. 
Sizlerin de tavsiyeleriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum.
Beliz
Devamını oku »