11 Aralık 2016 Pazar

Hollanda'da İş Bulma Hakkında

Uzun zamandır sessiz sakin takılan bloguma ciddi bir yazı ile hareket katmaya karar verdim. Blogum hareketsizdi ama Türkiye'de durum tam tersiydi. Bu sebepten olsa gerek, bir hafta geçmiyor ki birisi bize Hollanda'da iş sormasın. Ben de bu yazıyı yazıp işlere biraz açıklık getirmek istedim.

Sevgili okuyucum, muhtemelen Türkiye'deki iyi bir üniversiteden mezunsun, iyi bir şirkette güzel bir işin var. Büyük ihtimalle iyi kötü bir evin, araban bile var. Yani Türkiye'deki işsizlik tavan yapmışken haline şükretmen gereken bir noktadasın. Bunların yanında helikopterin falan yoksa, İstanbul'un trafiğini çekiyorsun; korumayla gezmiyorsan terörden korkuyorsun; döviz cinsinden para kazanmıyorsan her geçen gün paran değer kaybediyor. Ayrıca çocuğunun geleceği için endişeleniyorsan, her ay dünya para ödediğin spor salonuna mesai saatlerin yüzünden gidemiyorsan, müdürün mobbing yapıyorsa, maaşın kredi kartı borcun, ev kredisi, araba kredisi, onun bunun kredisi derken ayın ilk günü bitiyorsa sanma ki yalnızsın. 

Sana nasıl iş bulunur söyleyeceğim ama önce nasıl bulunmaz onu bir açıklayayım da ordan devam edelim. Öyle her TV'de can sıkıcı haber izlediğinde yukarda bahsettiğim kaygıların katlanılmaz noktaya ulaştığın bir anda telefonunu eline alıp yurtdışına kapağı atmış arkadaşlarına mesaj atmakla iş falan bulamazsın. Kendi memleketinde, dilini konuştuğun, kültürünü bildiğin, çalışma izninin olduğu, mezun olduğun üniversitenin adı bilinen bir yerde arkadaşına mesaj atarak iş bulamayacağına göre bir aklını başına al ve düşün bakalım; sen bana mesaj attığında benim sana iş bulma ihtimalim nedir. 


Bir kere Linkedin'de düzgün bir profil oluştur. Çektiğin selfie fotoğrafını koyma, bir zahmet biraz özen. Düzgün makinesi olan fotoğrafçılıktan biraz anlayan bir arkadaşından rica et veya 99'uncu ayakkabını alacağına o parayla gidip düzgün bir CV fotoğrafı çektir. Sonra oturup CV ve önyazını (cover letter) oluştur. Linkedin'deki kendi alanının iş ilanlarından anahtar kelimeleri ve jargonu öğren, o kelimeleri kullanmaya çalış. Kendine güvenin olsun, senin kendine güvenin yoksa karşındaki adam neden sana güvenip seni işe alsın? Her gün Linkedin'deki ilanlara bak. Bütün büyük şirketler buraya ilanlarını koyuyorlar. Mesela sana uygun bir ilan gördün ve şans bu, olur ya o şirkette çalışan da bir arkadaşın yada Linkedin bağlantın varmış. O arkadaşına veya bağlantına o noktada bir mesaj at çünkü bir çok büyük şirketin referans programları var. Belki o kişi sana referans olur ve sana yolladığı link üstünden işe başvurursan mülakata çağırılma şansın artar. Referanslı veya referanssız diyelim işe başvurdun. Başvurduktan sonra ilanda eğer işe alımla ilgilenen kişinin iletişim bilgileri varsa o kişiye mail at, imkanın varsa ara. İşle ilgilendiğini ve başvurduğunu söyle, süreçle ilgili sorular sor. Headhunterlar burada çok ciddi çalışıyor ve bence ilk mülakatları headhunterla yapmak daha yumuşak bir geçiş olabilir. Bunlardan başka Türk bankalarının Hollanda'daki merkezlerinde çalışan çok sayıda Türk expat var. Çok sık pozisyon açılmasa da bu şirketleri yakından takip etmekte fayda var çünkü Türk işe almayı tercih ediyorlar ve sizin CV'nize baktıklarında mezun olduğunuz üniversite ve önceden çalıştığınız yerler kendilerine bir şeyler ifade ediyor.


Dil konusunda gelince; Hollanda, 2016 yılında İngilizce yeterlilik (English proficiency) konusunda dünyanın en iyi ülkesi seçildi (anadili İngilizce olan ülkeler dışında), Türkiye ise bu konuda en düşük ülkelerden biri oldu. O yüzden karşındaki adamın İngilizce'sinin senden iyi olma ihtimali yüksek. Eğer İngilizce'yi en son üniversitede kullanmışsan ve kendini bu konuda güvenli hissetmiyorsan kendine acilen bir kurs bul. 

En önemli konulardan birisi de maaş beklentisi. Bir çok kişide Avrupa'da maaşların çok yüksek olduğu gibi bir algı var çünkü Avrupalı'nın parası var. İşin ilginci kimse burada paranın ne kadar değerli olduğunu, kimsenin kimseye hava atmak için son model telefon, araba gibi lükslerin peşinde koşmadığını farketmiyor. Bizim de Oki'nin mülakat sürecine başladığında maaş beklentimiz çok farklıydı. İyi ki ben çok fazla Alman expatın olduğu bir şirkette çalışıyordum ki onlara maaş ve yaşam koşullarını danışma şansım oldu ve ayaklarımız daha yere basarak maaş beklentimizi söyledik. Hani öyle Türkiye'de kazandığım TL'nin eurosunu kazanacağım gibi bir düşünceniz varsa sadece size "Ah keşke..." diyebilirim.


Hollanda'da vergiler çok yüksek ancak expatlar için "30% tax ruling" denilen bir sistem var. Kısaca anlatmak gerekirse siz 100 eur maaş alıyorsanız bunun 30 eurosunu hiç vergi ödemeden, 70 eurosunu ise denk gelen vergi diliminin üstünden vergi ödeyerek alıyorsunuz. Expat olabilmeniz için de belli bir maaş sınırı var. Detayları buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Eğer maaşınız 30% ruling için yeterliyse anlayın ki Hollanda için ortalamanın üstünde, rahat yaşayabileceğiniz bir maaş teklif edilmiştir. 

Kendi hikayeme gelince... Ben Hollanda'da oturuyor olmama, çalışma iznim olmasına rağmen 5-6 ay yağmurda karda haftada ortalama iki mülakata gittim. Ne istediğimi biliyordum ama iş bana göre olmasa da "mülakat tecrübedir" dedim, gittim. Şimdi dünyanın en iyi şirketlerinden birinin Hollanda'daki merkezinde çalışıyorum. 

Son olarak halinden şikayet ediyorsan, bu durumu değiştirmek için aksiyon almak zorundasın, kimse senin yerine bunu yapamaz. Çalışmadan, uğraşmadan hiç bir şey olmuyor. Sabırlı ol, ümitsizliğe kapılmamaya çalış ve pes etme. Kendi tecrübelerime dayanarak size en azından Hollanda'da işler nasıl yürüyor biraz anlatmaya çalıştım. Bu işin uzmanı değilim. Bu yazıyı okuyup, farklı tecrübesi olanlar veya benim bilmediğim şeyleri paylaşmak isteyen olursa lütfen yorum yapmadan geçmesinler. Belli mi olur, belki birilerinin "Amsterdam'da Ev Kiralama" yazımı okumalarına kadar uzanan sürecine yardımınız olur.

Devamını oku »