26 Aralık 2016 Pazartesi

2016 Yılında Nerelerdeydim?

Bugün Noel'in ikinci günü. Hava karanlıkken ve yıl da biterken 2016 yılında nerelere gitmişim bir liste çıkartıyım dedim. Bu sene çalışmaya başlamamla beraber blogta çok aktif olamasam da gezmekten çok geri kaldığım söylenemez. Rehberi olanlar için ismine tıklayabilirsiniz.
Tromso'da...
  • Ocak: Tromso, Norveç. Kuzey Kutup Dairesi içinde doğanın harikası Kuzey Işıkları'nı görmeye gittik.
  • Şubat: Kuzey Kutbu'ndan dönüp bronşit olunca şubat ayında evden dışarı çıktığım söylenemez.
  • Mart: Mart sonundaki Paskalya tatilini fırsat bilip Hamburg ve Bremen'e gittik.
  • Nisan: Hollanda'da lale mevsimi olduğu için bisikletle Lisse tarafındaki lale tarlalarını ziyarete gittik. Geçen sene ise yine aynı yerdeki Keukenhof lale bahçesini ziyaret etmiştik.
  • Mayıs: Heidelberg, Würzburg, Bad Mergentheim, Rothenburg ob der Tauber, Dinkelsbühl, Augsburg, Münih, Füssen ve aralardaki ufak köylerden oluşan bir Güney Almanya turu yaptık. Bu yola Romantik Yol yada Romantik Tur deniliyor.
  • Haziran: Katanya, Taormina, Syracuse ve Palermo'dan oluşan bir Sicilya turu yaptık.
  • Temmuz: Nice, Cannes, Monaco ve çevresindeki Antibes, Eze, Mougins, St Paul de Vence gibi küçük kasabaları kapsayan bir Güney Fransa turu yaptık. 
  • Ağustos: Bisikletle Zaanse Schans gittik. 
  • Eylül: Rodos ve Göcek'te kısa bir yaz tatili yaptık. 
  • Ekim: Hamburg'ta bir haftasonu...
  • Kasım: Evde oturma zamanı...
  • Aralık: Brugge'e Noel pazarlarını görmeye gittik.
Bakalım 2017 bizi nerelere götürecek...
Devamını oku »

2 Şubat 2016 Salı

Bir Adanalı'nın Huskylerle İmtihanı

Adana'da 1985 yılında dünyaya gelen, üniversite eğitimi için İstanbul'a taşınan kahramanımız Oki'nin ilk karla tanışması da üniversiteye geldiği ilk yıla denk geliyordu. O zamanlar hep televizyon ve fotoğraflardan gördüğü kar manzarasının canlısına tanık olan Oki, çocukluğunda hep özendiği kardan adamı yapmak kolları sıvadıysa da eksik olan havucu o hava şartlarında bulmanın mümkün olmadığını hiç düşünememişti. O anda aklına babaannesinin bavuluna zorla koyduğu sebze ve meyveler arasındaki siyah havuç geldi. Babaannesi bunu bavula koyarken "Şalgam içerken yanında yersin" demişti. 

Bizim Oki üniversiteden mezun oldu, İstanbul'da iş buldu, evlendi. Evlendiği kız gezmeyi çok seviyor, yerinde duramıyordu. Ancak TL gün be gün değer kaybediyordu ve vize ile uğraşmaktan da gına gelmişti ki Oki'ye Amsterdam'dan iş teklifi geldi. Bizimkiler topladı tası tarağı Amsterdam'a taşındılar. "Görmemişin bir vizesi olmuş..." modunda gezen çift bir süre sonra şehir, kilise, müze gezmekten sıkılıp farklı gezi arayışlarına girdiler. Kuzey ışıkları, kar, kutup derken kendilerini Tromso bileti alırken buldular. Haritada bir Adana'nın bir Tromso'nun yerine bakan Oki'nin 30 yıllık hayatı gözlerinin önünden geçti. 

Tromso'ya ulaşan çiftimiz yün içliklerini, yün çoraplarını ve polar üstlerini giyip büyük bir heyecanla Huskylerle kızak turuna (Dog Sledding) doğru yola koyuldular. Bu turun gündüz olanının daha zevkli olduğu söylense de Beliz ile Oki kuzey ışıklarını görme ümidi ile gece olanına katılmayı tercih ettiler, o gece ışıkları göremediler orası ayrı konu... Turu arkadaşlarının ve TripAdvisor'ın önerisi ile Arctic Adventure Tours ile yaptılar. Adana'nın bağrından kopup kendini Husky kızağı kullanırken bulan Oki, kızağını çeken ve koşmak için çıldıran köpekleri zorlukla zapt edebiliyordu. Oki kızağı her durdurduğunda "Neden durdun ki?" gibisinden dönüp bakan 6 çılgın köpeğin, koşmaya karar verdiklerinde Oki'nin frene basmasını umursamayıp, kızağı hareket ettirebilecek güçte olduklarını gören Beliz, kızağı kullanmamaya karar vermişti bile. Onun yerine kızağın önüne oturup, bir yandan kar bulutlarının altında inanılmaz görünen Tromso manzarasının tadını çıkarmak, diğer yandan ise Oki'nin "sümüğüm akarken dondu" gibi yorumlarına kopmak yeterince zevkliydi.

Turun sonunda artık elleri, ayakları ve yüzleri donan Beliz ve Oki, Lavvu denilen büyük Sami çadırına kendilerini atıp, ateşte pişmiş kahve ve çaylarını brownie eşliğinde yudumlarken yavaş yavaş ısınmaya başladılar. Çay içerken muhabbete başladıkları İspanyol çiftten kız olanın, çılgın Huskylerin gazabına uğrayıp, kızağı kullanırken düştüğünü öğrenen Beliz, kızağı kullanmamakla doğru bir karar verdiğine kanaat getirdi. 

Son Notlar:
  • Gücünüze güveniyorsanız, kızağı kullanabilirsiniz. Gidiş rotasında kızağı kullanmak daha az güç gerektirdiği için, çiftlerden kadın olanların gidişte kullanmasını tavsiye ederim.
  • Köpeklerin yolculuk sırasında tuvaletlerini yapmalarına şaşırmayın.
  • Ayaklarınız sürekli karın içinde olduğu için üşüyor. Bunun gibi bir ayak ısıtıcısı kullansanız süper olur.
  • Kızak kullanırken fotoğraf çekmeniz mümkün değil. Kızağın önünde oturan çekebilir ancak karanlıkta, düşük enstantane, hareket halinde ve elleriniz eldivende olduğundan bu baya zor olacaktır. Bir de düşerseniz makinenize yazık olur. 
  • Kızağı kullanırken bizim bir tane köpeğimizin ayağı, kızağı çeken ipe dolandı. Dolanmaktan çok, köpekler birbirleriyle oynarken ipin diğer tarafında kaldı şapşal ve geri dönemedi. Hemen durduk ve rehberlerden biri gelip hemen düzeltti. Köpeklere zarar gelmemesi için gözünüz sürekli onlarda olsun. 
  • Köpekleri bıraksanız saatte kaç kilometre hızla giderler Allah bilir. Ancak grup halinde ilerliyorsunuz ve tek sıra oluyorsunuz. 2-3 kızakta bir, arada rehber kızaklar oluyor. Sürekli sizleri kontrol ediyorlar.
  • Bu köpekler koşmak için can atıyorlar. Nasıl uluduklarına inanamayacaksınız.
  • Köpekler acayip cana yakınlar. Patilerini omuzlarıma koyup, dakikalarca kendilerini sevdirdiler.
  • Sibirya ve Alaska Huskylerini birbiri ile karıştırmayın. Alaska Huskylerinin hepsi mavi gözlü değil. Bu köpekler kızak çekmeleri için ideal bir fizyolojiye sahipler ve uzun süre yorulmuyorlar.
  • Kızaklı köpek turu kişi başı ortalama 150 EUR. Tur sonrası Lavvu'nun içinde yanan ateşe karşı içilen sıcak çayın ve yenilen kekin değeri paha biçilemez.


Devamını oku »

29 Ocak 2016 Cuma

Kuzey Kutbu'nda Bir Ada: Tromso

Hani çocukken çizgi filmlerde olurdu ya bembeyaz, dağları çam ağaçları ile kaplı, ışıl ışıl ülkeler... İşte öyle bir masaldı Tromso.

Hazırlıklara aylar önceden başladık. Bana bu süreçte geçen sene Tromso'da 12 gün geçiren Yasemen'in blogu da, kendisi de çok yardımcı oldu. Tromso gezisi, kuzey ışıkları turu, kızaklı hasky turu, fiyort turu, kar ayakkabıları ile yürüyüş turu ve teleferik ile ilgili yazılarını üstlerine tıklayarak okumanızı tavsiye ediyorum. Üstteki fotoğraf da kendisine ait. Bir de resmi turizm ofisinin sitesi "Visit Tromso"yu da ziyaret edin. Burada sitede tur firmaları hakkında da bilgi bulabilirsiniz.

Ne Zaman Gidilir?
Tromso'ya neden kışın gidilir? Tabii ki kuzey ışıklarını görmek için. Kuzey ışıkları aslında tüm yıl var ancak görmek için gecelerin uzun olduğu dönemler daha elverişli. Bu nedenle Ekim-Mart ayları arasında gitmek en mantıklısı. Yazın kuzey ışıklarının görüldüğü bölgelerde 24 saate kadar güneş batmadığından, ışıkları görmek mümkün değil. Daha detaylı bilgiyi Kuzey Işıkları rehberimde paylaşacağım. Tromso, Körfez Akıntısı (Gulf Stream) alanında olduğundan çok soğuk olmuyor. Bu nedenle belki de karlar diyarına bir gezi hayal edenler için olsun, kuzey ışıkları için olsun en ideal yer. Yollar karlı da olsa açık. Arabalarda da özel çivili lastikler var. O kadar tepelik olmasına rağmen hiç kaymıyorlar. İnsanlar Amsterdam'da olduğu gibi köpeklerini bisikletle gezdiriyorlar ama köpekler husky ve bisikletler kar lastikli.

Ne Götürmeli?
  • Kıyafet: Dostlar poponuzun donmaması için yün içlik şart! Merino yün candır, gerisi yalandır. Pahalı derseniz termal içlik de olur ama merino yün terletmiyor, koku yapmıyor, kuru kalıyor. Kuru kalması en önemlisi olduğundan pamuk içeren şeyleri, iç çamaşırınız dışında, kesinlikle giymeyin. Biz fiyatları uygun diye Decathlon'dan aldık. Zaten çoğu Türkiye üretimi, muhtemelen Türkiye'de daha ucuzdur. İçlikleri elinize aldığınızda "Bu incecik şey mi beni sıcak tutacak?" diyebilirsiniz, biz de dedik. Amsterdam'a dönerken son gün içlikleri giymedik ve otelin köşesindeki kafeden kahve almaya gidene kadar dondum. Kalın bir atkı, herhangi bir bere, dışı deri içi pofuduk eldivenle çok mutlu olursunuz. Çorap önemli, onu da yün alın, hatta gidin ayak ısıtıcılarından da ("o ne ki" dediysen, buraya tıkla) alın, yün çorabın üstüne yapıştırın, mis. Ayakkabı olarak kurumsal hayatta giydiğimiz şıkıdım bot ve çizmeler olmaz ama abartmaya da gerek yok, Timberland tarzı botlar da gayet yeterli. Kaban olarak ise, içlik üstüne kazak ve üstüne normal polar hırka ile her zaman giydiğiniz kışlık kabanlarınızı giyerseniz bizim gibi üşümeden gezinizi tamamlarsınız. 
  • Fotoğraf: Geniş açı bir lens, DSLR fotoğraf makinemiz, makinemizin pili için şarj aleti, yedek hafıza kartı ve isterseniz tripod. Sadece kuzey ışıkları turunda tripod kurucam diyorsanız boşuna taşımayın, katılacağınız turlar tripod sağlıyor. Yedek piliniz varsa getirin ama makineniz çok eksi teknoloji değilse, o kadar para verip pil almanıza gerek yok. Benim pilim tüm gece yarıya bile inmedi. 
  • İlaç: C vitamini tableti götürün. Ayakları üşütüp, bağısakları bozmaya karşı Buscopan götürün. Soğuğa karşı olan bitki çaylarından ve ufak bir kettle (eğer otelinizde yoksa) koyun bavula. Bir de mucizevi Bepanthen merhem (kremi yada plus olanı değil, MERHEM!) o soğukta dudakların, ellerin ve yüzünüzün kurtarıcısı olacak, benden söylemesi.

Nasıl Gidilir?
"Kutup çizgisi geç abi, ordan Kutup Yıldızı yönünde 10 saat gittin mi Tromso hemen karşına çıkacak". İşte Tromso o kadar kuzeyde. Biz Oslo'dan aktarmalı olarak SAS ile gittik. Türkiye'den gelenler de muhtemelen SAS ile gideceklerdir çünkü SAS da THY gibi Star Alliance üyesi ve muhtemelen THY bu rotada SAS'ı kullanıyordur. Bu arada SAS uçuşlarında yemek yok; kahve, çay ve bardak su ücretsiz. O kahvenin yanına verdikleri minnoş sütleri açarken dikkat edin. Her seferinde üstüme döktüm hatta artık en sonuncusunda uçakta yanımızda oturan Tromso belediye başkanı (tepkinizi duyar gibiyim, evet adam bizim gibi ekonomide uçuyordu, bizim gibi beleş kahveden içiyordu, normal giyimliydi, koruması falan yoktu) tükürüklerini saçarak koptu. Tromso'da gümrük olmadığından aktarma sırasında bavulunuzu alıp, tekrar Tromso uçağına vermeniz gerekiyor. Oslo-Tromso uçuşunda cam kenarında oturun, böyle bir manzara yok! Güneş arkanızda kalıyor ve sanki gitgide karanlığa gömülüyorsunuz, inanılmazdı. Tromso'ya varınca havaalanı ve şehir merkezi arasında Türkiye'deki Havaş gibi Flybussen var. Bileti gidiş-dönüş alırsanız uyguna geliyor (140 NOK, ortalama 15 EUR) ve otobüste kredi kartı ile ödeyebiliyorsunuz. Eğer 2 kişiden fazlaysanız taksiye binin çünkü havaalanı şehre çok yakın ve otobüsten ucuza gelecektir. 

Nerede Kalınır?
Tromso ufacık bir ada ama siz yine de şehir merkezinde kalın. Eğer odam deniz manzaralı olsun diye tutturmazsanız bizim kaldığımız Comfort Hotel Xpress fiyatına göre beklentimi çok aştı. Bir İskandinav ülkesinde o fiyata bu kadar merkezi ve temiz bir yerde kalmak bizi çok mutlu etti. Otel odaları dört gecede bir temizliyorlar. Bilmiyorum sizin için sorun mu ama ben evimde de her gün çarşaf değiştirmiyorum ve odaya temizliğe gelecekler diye eşyalarımı kaldırmak çok sinirimi bozan bir durum. Zaten artık çoğu otel çevreye duyarlılık için oda temizliklerinde bu tarz politikalara gidiyor. Bir de otelin 7.katında kalırsanız manzara çok güzel. Eğer uzun kalacaksanız Airbnb veya mutfaklı bir otel bakmanız daha iyi olabilir çünkü yemek pahalı arkadaş. Neyse bu konuya biraz geleceğim...

Ne Yapılır?
  • Kuzey Işıkları: Bu derin bir mevzunun rehberi için buraya tıklayın.
  • Husky Turu: Dog Sledding diye geçen tur. Maviş dostlarımızın çektiği kızaklarla yaptığımız bu güzel turumuzun yazısı için buraya tıklayın.
  • Ren Geyiği Turu: Reindeer Sledding denilen tur. Yapanlardan genelde husky turuna göre çok yavaş ve kısa sürdüğünü, biraz sıkıcı olduğunu duyduk. Yine de denemek isteyenlere Lyngsfjord firmasını tavsiye ederim.
  • Balina İzleme: Whale Watching diyorlar. Bizim çok ilgimizi çekmese de gitmek isteyenler için en iyi zamanın aralık ve ocak ortasına kadar olduğunu söylemek isterim. Bu dönemde yüzlerce balina olurken daha sonrasında deniz ısınmaya başlayınca sayıları onlu rakamlara düşüyormuş. Tur için Tromso'nun en bilindik firması Arctic Explorers'ı tavsiye ederim.
  • Fiyort Turu: Norveç'in fiyortları gelmişken gezilmesi gereken doğa harikalarından. İnanılmaz manzaralar sunan bu tura yine Arctic Explorers ile katılabilirsiniz.
  • Teleferik: İçimde kaldı... Teleferik bu sene bakım nedeni ile nisan ayına kadar kapalıydı. Tromso bir ada olduğu için teleferikten acayip manzaralar sunuyormuş. Kafesi de varmış. İsmi Fjellheisen. Ben göremedim, o nedenle aşağıdaki fotoğraf Yasemen'e ait.
  • Katedral: Arctic Cathedral olarak geçen, Tromso Köprüsü diğer tarafında bulunuyor. Köprüden yürüyerek, manzarayı izleye izleye diğer tarafa geçebilirsiniz. Katedral'in binası dışardan çok hoş, içinin çok bir esprisi yok. Kilisede her sene kuzey ışıkları konserleri veriliyor. Tarihler için websitesine bakabilirsiniz.
Bunlardan başka snowmobile (kar arabası), snowshoeing (kar ayakkabılı yürüyüş), cross country skiing (kayak) turları yapabilir, Polaria Müzesi'ni ve kütüphaneyi gezebilirsiniz. Ben şahsen bu küçücük şehirde bile böylesine güzel bir kütüphane olmasından çok mutlu oldum. Bütçesi el verenler için helikopter turlarının yapıldığını da not düşmek isterim, eminim çok güzel bir manzara sunacaktır.

Ne Yenir İçilir?
Geyik eti ve somon meşhur bu memlekette. Bir de balık dilinden kalamarımsı bir yemekleri de var. Su çeşmeden içiliyor, zaten herhangi bir mekana girdiğinizde bardakların ufak bir çeşmenin yada sürahinin yanında dizildiğini göreceksiniz. Ortalama olarak fiyatlardan da bahsedeyim. Kahve 5 euro, ana yemek 30-35 euro, bira 10 euro. Market olarak Eurospar var, hafta içi burada uygun fiyata sıcak yemek de satılıyor, alıp otelde yiyebilirsiniz. Kahve ve atıştırmalık için Kaffebonna'yı tek geçiyorum. Cam kenarında oturun ve manzaranın tadını çıkarın, adres Stortorget 3. Cafe Sann'ın yemekleri de ortamı da çok hoştu, yeri kütüphanenin karşısında köşede. Makarna, sandviç gibi yemekler de menüde yer alıyor. Olhallen, Mack Brewery'nin bar kısmı ve kendi biralarını satıyorlar. Bira içmek için şehrin en iyi mekanı. Kağıtlarını getirip iskambil oynayanlar bile vardı, çok rahat bir ortamı var. Solid ise şehrin ana caddesi Storgata üstünde popüler bir mekan. Bardus Bistro'nun ve Emma's Drommekjokken'ın geleneksel geyik etli ve balıklı Norveç yemekleri meşhur. Kitchen & Table Tromso'nun ise vejeteryan da dahil geniş bir menüsü var.

Ne Alınır?
İndirim zamanına denk gelirseniz çok kaliteli ve güzel yünlü kıyafetler alabilirsiniz. Marketten geyik suçuğu ve Norveç'in brown cheese denilen kahverengi karamelize peynirinden alabilirsiniz. Hediyelik olarak ise Tromso Gift & Souvenir Shop'ta çok çeşitli şeyler bulabilirsiniz. Şunu da not düşeyim, ben hiç bir şey almadım. Bir kaç kartpostal yolladım o kadar. Neden mi? Her şey pahalı annem. Şöyle anlatayım; İsveç'e ucuz, İsveçliler'e de fakir diyen bir milletten bahsediyoruz.
Biliyorum uzun oldu ama gidince bana bu bilgiler için teşekkür edeceksiniz. Fotoğrafların üstüne tıklayıp büyük hallerini görebilirsiniz. Şimdiden hepinize iyi tatiller diliyorum.
Devamını oku »