2 Mart 2017 Perşembe

Kaş Gezi Rehberi

Bir sahil kasabası düşünün; deniz masmavi, manzara inanılmaz, yaş ortalaması 25-35 (üst sınıra daha yakın olduğumu farkedip "40 mı yazsam" diye düşünmeler...), yabancı turistlerin istilasına uğramamış, yemekler on numara, biralar soğuk... Daha ne olsun? 

Nasıl Gidilir?
Dalaman yada Antalya Havaalanı'ndan ulaşabilirsiniz. Antalya Havaalanı'ndan araçla 3 buçuk saat civarı sürüyor, Dalaman'dan ise 2 saat. Dalaman'dan ayrıca Havaş ile Fethiye Otogarı'na gelip, oradan Kaş otobüsleri ile de geçebilirsiniz. Ben Antalya Havalanını kullanarak hiç Kaş'a gitmedim ancak daha uzun sürse de Havaşla Antalya merkeze ulaşıp, oradan da Kaş'a giden otobüslerle ulaşım sağlanabilir. Yol çok virajlı ve mide bulandıran cinsten. Kısacası ulaşım çok da kolay değil. 

Nerede Kalınır?
Kaş'a gelmişseniz kalmak için iki seçeneğiniz var. Ya şehrin merkezinde küçük oteller ve pansiyonlarda kalacaksınız yada Çukurbağ Yarımadası'nda bulunan tesisleri tercih edeceksiniz. Daha sakin veya romantik bir tatil istiyorsanız Çukurbağ'daki tesislerin inanılmaz manzarası ve lüksü sizi tatmin edecektir. Benim tercihim hep şehrin içinde kalmaktan yana oldu ve son gittiğimizde 8 Pansiyon'da kaldık. Konumu, temizliği ve misafirperverliğini çok beğendik. Sahiplerinden Efe'nin çektiği fotoğraflar otelin duvarlarını süslüyordu ve sağolsun blogumda kullanmam için bana da bir kaç tane yolladı :) (bkz.aşağıdaki fotoğraf).

Kaputaş Plajı

Deniz, Güneş, Taş
  • Kaş'a geliyorsanız Küçük Çakıl ilk adresiniz. Şehrin merkezinde, kayalıkların üstüne kurulmuş iskelelerde hizmet veren bir kaç tesisten oluşur. Şezlonglarda yatarken sanki denizin üstünde yatıyormuş hissi veren, tavla oynarken soğuk bira içilen, yanında pizza yenilen, denizi tertemiz ve buz gibi olan plaj. Biz burada Derya Beach'i tercih ediyoruz ama diğerleri de eminim ki iyidir. Buradaki tesislerde konsept şu: Şezlong ücreti yok ancak bir kaç sezon önce kişi başı 25 TL harcama yapmanız gerekiyordu. Bu yaz fiyat ne oldu bilmiyorum ancak ilk kez gidecekler için şunu söyleyebilirim, şezlonglar gayet kaliteli, büyük ve rahat :)
  • Kaş merkezden minik teknelere binerek Limanağzı'ndaki plajlara geçebilirsiniz. Bilal ve Nuri Beachlerden istediğinizde tekne sizi bırakıyor. Burada da bir şeyler yiyip içmek zorunlu, "ama ben evden börek getirdiydim" yok. 
  • Benim ve tabi ki Türkiye'den ve dünyadan bir çok insanın favori plajı Kaputaş. Bazıları dalgalı olduğu için sevmese de öyle bir suyun içinde olmak paha biçilemez. En son gittiğimde bu plajda yere havlunu serip, evden getirdiğin böreği yeme mantığı hala vardı.
  • Büyük Çakıl plajına ise, Küçük Çakıl'dan şehrin dışına doğru yürüyerek 20 dakikada ulaşılıyor. Pırıl pırıl yine buz gibi suyu olan bir halk plajı. Etsy'den alınsa bile her daim dolabınızın en çirkin parçası olacak plaj ayakkabıları, bu plajda ayak kurtarabilir.
  • Geldik sonunda bir kum plaja; Akçagerme. Özellikle çocuklu ailelerinin akın ettiği temiz güzel bir plaj. Kumdan kaleler, mayo bezli popişler, göbekli babalar... Gözünüzde canlandı dimi? Ben derim ki bırakın burası haftasonları ailelerin olsun, siz haftaiçi gidin.
  • Bunlardan başka Patara, Kalkan yabancı turist akınında. Hidayet'in de denizi güzel olmasına rağmen, ortamını sevemedim.
DejaVu
Ne Yenir İçilir?
Öncelikle uyarıyım bence sahildeki mekanlar aşırı fiyatları, kötü yemekleri, ilgisiz ve ukala garsonları ile beni de, bir çok arkadaşımı da hayal kırıklığına uğratmış durumda. Popüler olmaya başladıktan sonra her sene yeni mekanlar açılan Kaş'ın gündemini Amsterdam'dan takip etmem biraz zor, o nedenle deneyimlediğiniz mekanları yorum olarak yazarsanız vatana millete hayırlı bir iş yapmış olursunuz. 
Ocakbaşı meze rakı derseniz Zaika, "hoşlandığım çocuk beni yarın ilk kez bikiniyle görecek" diyorsanız vegeteryan restoranı Oborus Momus, ev yemeği derseniz Bi'Lokma, rakı balık sofrası ve manzara için Nereid Meyhanesi, Gelos ve Sardelaki. Bunların dışında mantı için Küçük Ev'in methini duydum. Biraz daha şık olsun, manzara da olsun derseniz Voyn Bistro'yu çok seveceksiniz. Klasiklerden ise Ruhi Bey Meyhanesi candır.
Gelelim gecelere... Mavi Bar zaten şehrin simgesi olmuş, DejaVu gün batımının vazgeçilmezi (gün batımından önce gidin yer olmuyor), Echo Bar canlı müziği (programına göz atın mutlaka) ve Hideaway Bar ortamı ile Kaş'ın bence en güzelleri. 

Son Notlar:
  • Kaş giderek popülerleşirken fiyatları da aynı oranda artıyor.
  • Genelde yerli turistlerin olsa da ilginç bir şekilde her gittiğimizde bir Kanadalı turist çift ile tanışıyoruz, ilginçtir...
  • Kaş, Türkiye'nin en güzel dalış noktalarından. Gitmişken deneyin pişman olmazsınız.
  • Tekne turları ile Kekova, Akvaryum Koyu ve Batık Şehri görebilirsiniz. Saklıkent Kanyonu'na da turla veya aracınızla gidebilirsiniz.
  • Vizeniz varsa, tekne turunun fiyatına ve günübirlik bir gezi için yurtdışı çıkış harcı ödemek koymazsa (bu nedense eskiden bana çok koyuyordu da) Meis Adası'nı ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Rehberi de burada!

Devamını oku »

29 Ocak 2016 Cuma

Kuzey Kutbu'nda Bir Ada: Tromso

Hani çocukken çizgi filmlerde olurdu ya bembeyaz, dağları çam ağaçları ile kaplı, ışıl ışıl ülkeler... İşte öyle bir masaldı Tromso.

Hazırlıklara aylar önceden başladık. Bana bu süreçte geçen sene Tromso'da 12 gün geçiren Yasemen'in blogu da, kendisi de çok yardımcı oldu. Tromso gezisi, kuzey ışıkları turu, kızaklı hasky turu, fiyort turu, kar ayakkabıları ile yürüyüş turu ve teleferik ile ilgili yazılarını üstlerine tıklayarak okumanızı tavsiye ediyorum. Üstteki fotoğraf da kendisine ait. Bir de resmi turizm ofisinin sitesi "Visit Tromso"yu da ziyaret edin. Burada sitede tur firmaları hakkında da bilgi bulabilirsiniz.

Ne Zaman Gidilir?
Tromso'ya neden kışın gidilir? Tabii ki kuzey ışıklarını görmek için. Kuzey ışıkları aslında tüm yıl var ancak görmek için gecelerin uzun olduğu dönemler daha elverişli. Bu nedenle Ekim-Mart ayları arasında gitmek en mantıklısı. Yazın kuzey ışıklarının görüldüğü bölgelerde 24 saate kadar güneş batmadığından, ışıkları görmek mümkün değil. Daha detaylı bilgiyi Kuzey Işıkları rehberimde paylaşacağım. Tromso, Körfez Akıntısı (Gulf Stream) alanında olduğundan çok soğuk olmuyor. Bu nedenle belki de karlar diyarına bir gezi hayal edenler için olsun, kuzey ışıkları için olsun en ideal yer. Yollar karlı da olsa açık. Arabalarda da özel çivili lastikler var. O kadar tepelik olmasına rağmen hiç kaymıyorlar. İnsanlar Amsterdam'da olduğu gibi köpeklerini bisikletle gezdiriyorlar ama köpekler husky ve bisikletler kar lastikli.

Ne Götürmeli?
  • Kıyafet: Dostlar poponuzun donmaması için yün içlik şart! Merino yün candır, gerisi yalandır. Pahalı derseniz termal içlik de olur ama merino yün terletmiyor, koku yapmıyor, kuru kalıyor. Kuru kalması en önemlisi olduğundan pamuk içeren şeyleri, iç çamaşırınız dışında, kesinlikle giymeyin. Biz fiyatları uygun diye Decathlon'dan aldık. Zaten çoğu Türkiye üretimi, muhtemelen Türkiye'de daha ucuzdur. İçlikleri elinize aldığınızda "Bu incecik şey mi beni sıcak tutacak?" diyebilirsiniz, biz de dedik. Amsterdam'a dönerken son gün içlikleri giymedik ve otelin köşesindeki kafeden kahve almaya gidene kadar dondum. Kalın bir atkı, herhangi bir bere, dışı deri içi pofuduk eldivenle çok mutlu olursunuz. Çorap önemli, onu da yün alın, hatta gidin ayak ısıtıcılarından da ("o ne ki" dediysen, buraya tıkla) alın, yün çorabın üstüne yapıştırın, mis. Ayakkabı olarak kurumsal hayatta giydiğimiz şıkıdım bot ve çizmeler olmaz ama abartmaya da gerek yok, Timberland tarzı botlar da gayet yeterli. Kaban olarak ise, içlik üstüne kazak ve üstüne normal polar hırka ile her zaman giydiğiniz kışlık kabanlarınızı giyerseniz bizim gibi üşümeden gezinizi tamamlarsınız. 
  • Fotoğraf: Geniş açı bir lens, DSLR fotoğraf makinemiz, makinemizin pili için şarj aleti, yedek hafıza kartı ve isterseniz tripod. Sadece kuzey ışıkları turunda tripod kurucam diyorsanız boşuna taşımayın, katılacağınız turlar tripod sağlıyor. Yedek piliniz varsa getirin ama makineniz çok eksi teknoloji değilse, o kadar para verip pil almanıza gerek yok. Benim pilim tüm gece yarıya bile inmedi. 
  • İlaç: C vitamini tableti götürün. Ayakları üşütüp, bağısakları bozmaya karşı Buscopan götürün. Soğuğa karşı olan bitki çaylarından ve ufak bir kettle (eğer otelinizde yoksa) koyun bavula. Bir de mucizevi Bepanthen merhem (kremi yada plus olanı değil, MERHEM!) o soğukta dudakların, ellerin ve yüzünüzün kurtarıcısı olacak, benden söylemesi.

Nasıl Gidilir?
"Kutup çizgisi geç abi, ordan Kutup Yıldızı yönünde 10 saat gittin mi Tromso hemen karşına çıkacak". İşte Tromso o kadar kuzeyde. Biz Oslo'dan aktarmalı olarak SAS ile gittik. Türkiye'den gelenler de muhtemelen SAS ile gideceklerdir çünkü SAS da THY gibi Star Alliance üyesi ve muhtemelen THY bu rotada SAS'ı kullanıyordur. Bu arada SAS uçuşlarında yemek yok; kahve, çay ve bardak su ücretsiz. O kahvenin yanına verdikleri minnoş sütleri açarken dikkat edin. Her seferinde üstüme döktüm hatta artık en sonuncusunda uçakta yanımızda oturan Tromso belediye başkanı (tepkinizi duyar gibiyim, evet adam bizim gibi ekonomide uçuyordu, bizim gibi beleş kahveden içiyordu, normal giyimliydi, koruması falan yoktu) tükürüklerini saçarak koptu. Tromso'da gümrük olmadığından aktarma sırasında bavulunuzu alıp, tekrar Tromso uçağına vermeniz gerekiyor. Oslo-Tromso uçuşunda cam kenarında oturun, böyle bir manzara yok! Güneş arkanızda kalıyor ve sanki gitgide karanlığa gömülüyorsunuz, inanılmazdı. Tromso'ya varınca havaalanı ve şehir merkezi arasında Türkiye'deki Havaş gibi Flybussen var. Bileti gidiş-dönüş alırsanız uyguna geliyor (140 NOK, ortalama 15 EUR) ve otobüste kredi kartı ile ödeyebiliyorsunuz. Eğer 2 kişiden fazlaysanız taksiye binin çünkü havaalanı şehre çok yakın ve otobüsten ucuza gelecektir. 

Nerede Kalınır?
Tromso ufacık bir ada ama siz yine de şehir merkezinde kalın. Eğer odam deniz manzaralı olsun diye tutturmazsanız bizim kaldığımız Comfort Hotel Xpress fiyatına göre beklentimi çok aştı. Bir İskandinav ülkesinde o fiyata bu kadar merkezi ve temiz bir yerde kalmak bizi çok mutlu etti. Otel odaları dört gecede bir temizliyorlar. Bilmiyorum sizin için sorun mu ama ben evimde de her gün çarşaf değiştirmiyorum ve odaya temizliğe gelecekler diye eşyalarımı kaldırmak çok sinirimi bozan bir durum. Zaten artık çoğu otel çevreye duyarlılık için oda temizliklerinde bu tarz politikalara gidiyor. Bir de otelin 7.katında kalırsanız manzara çok güzel. Eğer uzun kalacaksanız Airbnb veya mutfaklı bir otel bakmanız daha iyi olabilir çünkü yemek pahalı arkadaş. Neyse bu konuya biraz geleceğim...

Ne Yapılır?
  • Kuzey Işıkları: Bu derin bir mevzunun rehberi için buraya tıklayın.
  • Husky Turu: Dog Sledding diye geçen tur. Maviş dostlarımızın çektiği kızaklarla yaptığımız bu güzel turumuzun yazısı için buraya tıklayın.
  • Ren Geyiği Turu: Reindeer Sledding denilen tur. Yapanlardan genelde husky turuna göre çok yavaş ve kısa sürdüğünü, biraz sıkıcı olduğunu duyduk. Yine de denemek isteyenlere Lyngsfjord firmasını tavsiye ederim.
  • Balina İzleme: Whale Watching diyorlar. Bizim çok ilgimizi çekmese de gitmek isteyenler için en iyi zamanın aralık ve ocak ortasına kadar olduğunu söylemek isterim. Bu dönemde yüzlerce balina olurken daha sonrasında deniz ısınmaya başlayınca sayıları onlu rakamlara düşüyormuş. Tur için Tromso'nun en bilindik firması Arctic Explorers'ı tavsiye ederim.
  • Fiyort Turu: Norveç'in fiyortları gelmişken gezilmesi gereken doğa harikalarından. İnanılmaz manzaralar sunan bu tura yine Arctic Explorers ile katılabilirsiniz.
  • Teleferik: İçimde kaldı... Teleferik bu sene bakım nedeni ile nisan ayına kadar kapalıydı. Tromso bir ada olduğu için teleferikten acayip manzaralar sunuyormuş. Kafesi de varmış. İsmi Fjellheisen. Ben göremedim, o nedenle aşağıdaki fotoğraf Yasemen'e ait.
  • Katedral: Arctic Cathedral olarak geçen, Tromso Köprüsü diğer tarafında bulunuyor. Köprüden yürüyerek, manzarayı izleye izleye diğer tarafa geçebilirsiniz. Katedral'in binası dışardan çok hoş, içinin çok bir esprisi yok. Kilisede her sene kuzey ışıkları konserleri veriliyor. Tarihler için websitesine bakabilirsiniz.
Bunlardan başka snowmobile (kar arabası), snowshoeing (kar ayakkabılı yürüyüş), cross country skiing (kayak) turları yapabilir, Polaria Müzesi'ni ve kütüphaneyi gezebilirsiniz. Ben şahsen bu küçücük şehirde bile böylesine güzel bir kütüphane olmasından çok mutlu oldum. Bütçesi el verenler için helikopter turlarının yapıldığını da not düşmek isterim, eminim çok güzel bir manzara sunacaktır.

Ne Yenir İçilir?
Geyik eti ve somon meşhur bu memlekette. Bir de balık dilinden kalamarımsı bir yemekleri de var. Su çeşmeden içiliyor, zaten herhangi bir mekana girdiğinizde bardakların ufak bir çeşmenin yada sürahinin yanında dizildiğini göreceksiniz. Ortalama olarak fiyatlardan da bahsedeyim. Kahve 5 euro, ana yemek 30-35 euro, bira 10 euro. Market olarak Eurospar var, hafta içi burada uygun fiyata sıcak yemek de satılıyor, alıp otelde yiyebilirsiniz. Kahve ve atıştırmalık için Kaffebonna'yı tek geçiyorum. Cam kenarında oturun ve manzaranın tadını çıkarın, adres Stortorget 3. Cafe Sann'ın yemekleri de ortamı da çok hoştu, yeri kütüphanenin karşısında köşede. Makarna, sandviç gibi yemekler de menüde yer alıyor. Olhallen, Mack Brewery'nin bar kısmı ve kendi biralarını satıyorlar. Bira içmek için şehrin en iyi mekanı. Kağıtlarını getirip iskambil oynayanlar bile vardı, çok rahat bir ortamı var. Solid ise şehrin ana caddesi Storgata üstünde popüler bir mekan. Bardus Bistro'nun ve Emma's Drommekjokken'ın geleneksel geyik etli ve balıklı Norveç yemekleri meşhur. Kitchen & Table Tromso'nun ise vejeteryan da dahil geniş bir menüsü var.

Ne Alınır?
İndirim zamanına denk gelirseniz çok kaliteli ve güzel yünlü kıyafetler alabilirsiniz. Marketten geyik suçuğu ve Norveç'in brown cheese denilen kahverengi karamelize peynirinden alabilirsiniz. Hediyelik olarak ise Tromso Gift & Souvenir Shop'ta çok çeşitli şeyler bulabilirsiniz. Şunu da not düşeyim, ben hiç bir şey almadım. Bir kaç kartpostal yolladım o kadar. Neden mi? Her şey pahalı annem. Şöyle anlatayım; İsveç'e ucuz, İsveçliler'e de fakir diyen bir milletten bahsediyoruz.
Biliyorum uzun oldu ama gidince bana bu bilgiler için teşekkür edeceksiniz. Fotoğrafların üstüne tıklayıp büyük hallerini görebilirsiniz. Şimdiden hepinize iyi tatiller diliyorum.
Devamını oku »

12 Mayıs 2015 Salı

Seni Çok Sevdim, Düsseldorf!

Königsallee
Kadıköy'ü seviyorsanız eminim siz de Düsseldorf hakkında benim gibi hissedeceksiniz. Königsallee'si Bağdat Caddesi'ni, Mitterstrasse ve çevresi Bahariye'yi, barlar sokağı ve Ren nehri kenarı ile de bu sıralar özlemeye başladığım Kadıköy'ü hatırlattı bana Düsseldorf... Belki bundandır Düsseldorf'ta kaldığım 2 gün boyunca "burada da yaşayabilirmişim" diye aklımdan geçirmem.

Nasıl gidilir?
Amsterdam'dan trenle veya araba kiralayarak ortalama 2 saatte, İstanbul'dan ise direk uçuşlarla Düsseldorf'a varabilirsiniz. Köln'den gitmek bir seçenek olabilir, trenle 20-30 dakika sonra Düsseldorf'ta oluyorsunuz. Bu yazıyı yazdığım tarihlerde biletler 12.50 eur'ya satılıyordu ve ortalama yarım saatte bir tren var. Bir de 5 eur'ya Köln-Düsseldorf yolculuğunuzu yapabileceğiz HKX (Hamburg-Köln Express) trenleri var, bunların tek kötü yanı günde 2 kere sefer yapıyor ve sadece internetten alırsanız bu fiyat. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 

Nerede kalınır?
Düsseldorf'ta Königsallee, Altstadt ve Carlstadt çevresinde kalabilirsiniz. Altstadt Almanca'da eski şehir demek. Bu saydığım bölgelerin arası yürüyerek 10 dakika ve hepsi de gezilecek yerlerden. Düsseldorf'un merkezinde kalırsanız 15 dakika yürüme mesafesinde hemen hemen her yere gidebilirsiniz. 

Nereleri görmeli?
Düsseldorf'ta çok tarihi eser ve müze tarzı bir şey beklemeyin. Burası barları, kafeleri ve alışveriş caddeleri ile ünlü bir şehir. Benim fikrim eski şehir ve çevresini yürüyerek gezmeniz ve beğendiğiniz caddelerde oturup bira yada kahve içmeniz, zaten şehir büyük değil.
  • Königsallee: Lüks mağazaların yer aldığı şehrin en önemli alışveriş caddesi. Caddenin ortasından dere/kanal gibi bir şey geçiyor. Caddenin başında (gerçi yürümeye başladığınız tarafa göre sonunda da olabilir :) ) Hofgarten diye bir park bulunuyor. Hava güzelse burada da zaman geçirebilirsiniz.
  • Altstadt: Almanca'da eski şehir demek olan Altstadt bölgesi Düsseldorf'un barları ile meşhur olan bölgesi. Düsseldorf için "The longest bar in the world" denmesinin nedeni buradaki yanyana ve karşılıklı dizilmiş çok sayıda bardan kaynaklanıyor.
    Ren
  • Carlstadt: Burası Altstadt'ın azıcık güneyindeki mahalle. Burada mağazalar, kafeler ve meydanındaki ufak pazarı (Carlsplatz Market) ile çok güzel bir mahalle. Mittelstrasse, Wallstrasse, Flingerstrasse ve çevresinde gezebilirsiniz. 
  • Marktplatz: Burası şehrin meydanı ve ortasında Jan Wellem'in heykeli yer alıyor. Noel marketi burada kuruluyor ve diğer festivallere de bu meydan ev sahipliği yapıyor. Bolkerstrasse'den Ren nehri'de doğru yürüdüğünüzde meydana ulaşabilirsiniz.
  • Rheinuferpromenade: Ren nehri kenarındaki diyebiliriz. Yan yana bar/restaurantların olduğu ve bir ucunda çok güzel binaların (nehrin karşısında da bu tarz binaları görmek mümkün), diğer ucunda da hava güzelken insanların içeceklerini, kitaplarını yada arkadaşlarını yanlarına alarak takıldığı merdivenlere ev sahipliği yapan kordon boyu. Merdivenlere "Rheintreppen" deniyor.
  • Rheinturm: Şehri yukardan izleyebileceğiniz kule. Hava açıksa manzara hoşunuza gidebilir.
Ne yenir içilir?
Barlarıyla ün salmış bu şehirde tabiki de bira içilir, Düsseldorf'un Alt birası meşhur. Ren nehri kenarındaki mekanlarda oturup manzara izleyebilir veya Altstadt'taki yüzlerce bar/kafe'den birine gidebilirsiniz. Barların bir çoğu gayet iyi ancak birahane olarak en hit mekanı Uerige. Burası kendi biralarını üretiyor ve haftasonları dolup taşıyor, aynı zamanda atıştırmalık veya akşam yemeği için de tercih edebilirsiniz. Uerige dışında Brauerei im Füchschen'in ve Hausbrauerei Zum Schlüssel'in biraları ve yemekleri gayet başarılı. Bu üç mekanın da fiyatları sizi üzmeyecektir :)
Kafe olarak ise Bistro Zicke, Bazzar Caffe ve Woyton'u sevdim. Tatlı ve çikolata arıyorsanız da Königsallee'deki KÖ Center'da bulunan Heinemann'da kendinizi kaybedebilirsiniz.
Düsseldorf'ta yemek olarak her türlü şey bulabilirsiniz çünkü göçmen çok fazla. Japon göçmenlerin fazlalığı nedeni ile çok iyi Uzak Doğu restaurantları bulmanız mümkün.
Birazdan yazacaklarım Türkiye'den gelmişseniz çok ilginizi çekmeyebilir ama bizim gibi gurbetçiyseniz ve Almanya dışında yaşayıp Türk yemeği arıyorsanız işinize yarayacaktır.. Urfa Lahmacun & Kebabhaus'un lahmacun ve pideleri gerçekten çok iyi, kebapları için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Ye de Gör Döner'de ise Almanya'daki dönercilerin kullandıkları meşhur sosları ile dönere ayrı bir tat katıyor ve başarılı. İkisinin de yer aldığı bölge Türkler'in yoğun olduğu caddede ve birbirlerine yakınlar. 

Son Notlar
Wifi bulmak sorun, bir yerde wifi var mı diye sorduk ve garson bize "Hayır, insanlar sohbet etsin" dedi. Bu nedenle internete ihtiyacınız varsa Starbucks doğru adres olacaktır.  Yazımın başında da bahsettiğim gibi Düsseldorf ve Köln birbirine çok yakın. Eğer vaktiniz varsa Düsseldorf'a kadar gitmişken Köln'e de uğramanızı tavsiye ederim. Köln gezi rehberime de buradan ulaşabilirsiniz.

Çok turistik olmasa da yolunuz düşerse bu şehri çok beğeneceğinizi düşünüyorum. Umarım hazırladığım Düsseldorf gezi rehberi size yardımcı olur. Sizin de eklemek istedikleriniz olursa yorumlarınızı bekliyorum.


Devamını oku »

23 Nisan 2015 Perşembe

Maldiv Maldiv Maldiv...

Odamızın manzarası
Aaah ah şu anda orada olmak vardı...

Nasıl bir yer?
Maldivler'in isminin çoğul olmasının da nedeni tek bir kara parçasından oluşmaması. Hint Okyanusu'nda bulunan 1200 civarında adadan oluşur, bunların 280 tanesi kadarında yerleşim vardır. Başkenti Male'dir. Maldivler'in 30 yıl içinde küresel ısınma nedeniyle sular altında kalacağı söylenmektedir. Öncelikle balayı için gerçekten de harika bir yer.

Ne zaman gidilir?
Mayıs-Eylül aylarında yoğun yağış görülür, ancak sıcaklık yağmur olsa da 30 derece civarında. En yağışsız mevsimi Ocak-Nisan aylarındadır. Biz haziranda evlendiğimiz halde balayımızda değil, ocakta gittik. Neden derseniz, 15000 TL masraf yapacaktık ve o hafta yağmura denk gelirsek diye paramızı riske atamadım.

Nasıl gidilir?
Tekne ve deniz uçağı
THY'nin Atatürk Havaalanı'ndan Male'ye direk uçuşu var, 8 saat sürüyor. Emirates, Flydubai ve Qatar Havayolları aktarmalı uçuyor. Amsterdam'dan ise direk uçuş bugün itibariyle yok. Uçak biletleri yağışlı mevsimde daha uygun olabiliyor. Ben hep skyscanner.com'a girip uçuşların zamanlarını, aktarmaları ve fiyatlarını karşılaştırıyorum. Biz Ocak ayında giderken THY'nin gidiş-dönüş bileti kişi başı 2400 TL'di (şimdi 2500 olmuş, tabi döviz kurları çoştu), varsa millerinizi kullanmanız mantıklı olabilir. Şimdi size bir ipucu: Mille gitmek isterseniz THY 60000 mil ve 800 TL civarı bir vergi alıyor. Biz şöyle yaptık; eşim kendini normal ve beni refakatçı aldı böylece bana 60000 yerine 42000 mil verdik. Bu işlemi THY sadece telefondan yapıyor. Peki Male Havaalanı'ndan sonra otelinize nasıl gideceksiniz? İki seçenek var ya deniz uçağı yada sürat teknesi. Hangisi olacağı sizin otelinizin Male'ye uzaklığına göre değişiyor. Otelinizin websitesinden bu bilgiye ulaşabilirsiniz. Ucuz mu? Tabiki de değil! Maldiveler'de hiç bir şey ucuz değil! Ücretler mesafeye göre değişiyor ama deniz uçağı ortalama 400 USD, tekne ise 200 USD. Biz tekneyle gittik. Teknede dönüş yolunda hava karanlıktı ve o derin, tek bir ışığın olmadığı okyanusta o hızda giderken itiraf ediyorum baya tırstım. Deniz uçağına binen arkadaşlarım da çok güzel bir deneyim olduğunu söylediler.

Otel seçimi
Maldivlerde otel seçiminiz çok önemli. Çünkü her adada tek bir tesis var ve siz tesisin imkanları ile sınırlısınız. Ben beğenmedim burayı atlayıp başka bir adaya gidiyim gibi bir durum da pek mümkün olmuyor. Çalışanlar çok ama çok güleryüzlü. Siz yanlarından geçerken bile işlerini bırakıp hemen size selam veriyorlar, bir ihtiyacınız olup olmadığını soruyorlar çünkü felsefe "Biz sizin için herşeyle ilgileniriz siz dinlenmenize bakın" şeklinde. Yani Türkiye'deki lüks tesislerdeki ukalalık yapan çalışanlarla karşılaşmanız mümkün değil. Baksanıza, fotoğraflarını çekmek için rica ettim, çok mutlu oldular çektiğime :)


Biz çok ama çok araştırmalar sonucunda Anantara Veli'de kaldık, çok da memnun ayrıldık. İlk gün odada bizi soğuk bir şampanya ve meyve tabağı bekliyordu. Bir gece standart su üstü bungalovda kaldıktan sonra bizi deluxe  su üstü bungalova aldılar :) Ne farkı vardı derseniz; oda daha büyüktü, daha private/müstakildi ve biraz daha lükstü. Aşağıda odanın resimlerini görebilirsiniz. Oteller genel olarak pahalı. Benim önerim booking.com ve tripadvisor'dan yorumları okuyun. Genelde puanlar yüksek ve yorumlar iyi. Ben kötü yorumları okudum ve bunların benim için sorun olup olmadığını düşünüp kararımı verdim. Balayı için bütçeniz el veriyorsa su üstünde kalmanızı öneririm. Ancak çoook önemli bir noktaya değinmek isterim ki sahilin en başındaki 1-2 bungalovda kalmayın çünkü sabah su seviyesi 30 cm kadar düşüyor ve akşamüstü tekrar yükseliyor. Eğer ilk 1-2 bungalovda kalırsanız öğleden sonraya kadar su üstünde değil karada kalmış olursunuz.

Oda ve teras
Sözde su üstü bungalov
Maldivlerden bahsederken genelde balayı üstüne konuşuluyor ancak havaalanında bir çok çocuklu aileye de rastladım. Denizin sığ olması ve kumlu olması nedeniyle aileler için de çok uygun bir yer. Her tesis çocuklu aileleri almıyor, bunun bir nedeni de bazı tesislerin sahilde bungalovları olmaması ve su üstü bungalovların çocuklar için tehlikeli olması. Bizim otelden Anantara Dhigu'ya ring gibi sürekli ufak bir tekne gidip geliyordu ve ücretsiz olarak iki tesis arasındaki ulaşımı sağlıyordu. Anatara Dhigu'nun kumsalı çok güzel ve büyük olduğu için bir gün oraya gittik ve bence sahildeki bungalovlarda kalınırsa burası çocuklu aileler için çok uygun bir tesisti.
Maldiv'de iyi tesisler genelde oda kahvaltı çalışıyorlar, kalmak istediğiniz otele restaurantlarının fiyat listesini ve yarım pansiyon/herşey dahil fiyatlarını da sorun. Herşey dahil sistemiyle çalışan otellerin kalitesi biraz daha düşüyor, bizim Antalya'dakiler gibi. Tabiki de herşey dahil çalışıp çok kaliteli tesisler de var, fiyatları biraz daha yüksek oluyor. Tavsiye isterseniz Constance Moofushi en iyi tesislerden biri. Gidip çok memnun kalan arkadaşlarımdan da kaliteli dediler.

Ne götürmeli?
Aslına bakarsanız bikini, mayo, yüksek faktörlü güneş kremi, kitap, 1-2 askılı elbise, terlik, şapka ve güneş gözlüğü dışında hiç bir şeye ihtiyacınız yok. Sanmayın ki tesisin restaurantlara gidince herkes pür makyaj, şıkıdım elbiseler ve topuklularla geziyor. Herkes parmak arası terlik yada yalın ayak, üstülerine geçirmişler bir şort, T-shirt, takılıyorlar. Aaa bu arada unutmadan Maldivler hep rüzgarlı o nedenle akşamları üstünüze hırka giymek isteyebilirsiniz.
Havlu, deniz gözlüğü, şnorkel, palet, plaj çantası, banyo eşyaları, kese, vücut kremi, diş fırçası, traş kremi ve jilet, tarak, terlik ve hatta yoga mati odalarda var. Güneş kremi, sinek ilacı, sualtı fotoğraf makinesi de ücretli olarak satılıyor. Siz de benim gibi otel şampuanı sabunu kullanamam diyorsanız, tüm ürünlerinin l'occitane olduğunu duyunca sevineceksiniz. Diğer tesislerde de bu tarz kaliteli markalar kullandıklarını düşünüyorum. Bir de benim gibi süt beyazıysanız yanınıza silverdin, bepanthen merhem ve anestol götürün. Bunları karıştırıp akşamları sürün, anestol ağrıyı alıyor, silverdin yanığı iyileştiriyor, bepanthen ise her derde deva zaten :)

Dikkat edilmesi gerekenler
  • Maldivler'de yerel halkın içki tüketmesi yasak  o nedenle oteller dışında hiç bir yerde içki yok. Ülkeye girerken de yanınızda götürmeyin, havaalanında el koyuyorlar. Kurallar için sağdaki fotoğrafa bakabilirsiniz.
  • Üstsüz güneşlenmek, denize girmek yasak.
  • Çeşmelerden su içilmiyor. Odanıza her gün su bırakıyorlar (giden bütün arkadaşlarımın kaldıkları tesislerde de bırakılıyormuş) ancak herşey dahil bir tesiste kalmıyorsanız ve bizim gibi çok su içiyorsanız bu bırakılan su yeterli gelmeyebilir. 
  • Doğal ve sıcak olduğu için karınca, böcek, sinek gibi şeyler olabiliyor. Tesisler her gün ilaçlama yapıyorlar. Biz karıncadan başka bir şey görmedik. 
  • Denizin içinde kısım kısım gördüğünüz koyuluklar yosun değil mercan. Balıklar bunlarda yoğunlaşıyor. Özellikle sabah deniz seviyesi alçakken dikkat edin benim gibi mutlulukla yüzerken kolunuz bacağınız çarparsanız çok pis çiziyor ve tuzlu suda yanıyor. 
  • Halkı fakir. Biz odamızı temizleyen çocuğa bir kaç dolar bahşiş bıraktık, sevinmiş bize not yazıp bırakmış :)
  • Köpekbalığı biz hiç görmedik zaten su sığ. Görenlerin, ki onlar da küçük olduklarını söylüyorlar, dalışı noktalarında gördüklerini tahmin ediyorum. Bu kısımlar derin. 
Deniz uçağı dışındaki bütün fotoğrafları ben çektim, manzaralar gerçekten fotoğraftakiler gibi. Umarım faydalı olmuştur, sizin de tavsiyeleriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum. Şimdiden iyi tatiller...
Maldivler'de Günbatımı
Devamını oku »