13 Ocak 2018 Cumartesi

2017 Yılında Nerelerdeydim?

Upuzun bir aradan sonra 2018 tatil planları yapılırken birden farkettim ne kadar uzun zamandır bloguma bir post yazmadığımı. 2017 yılı galiba benim işkolikliğe bir adım daha yaklaştığım ve bir kaç burn-out atlattığım yıl olarak kayıtlara geçti. Neyse, her sene yapmaya çalıştığım gibi yine 2017'de nerelere gittim not etmek istedim.
  • Ocak: 2017 gezilerine kısa bir Milano haftasonu ile başladık. Bu şehir için genelde pek iyi şeyler duymasam da ben çok sevdim. Haftasonu kaçıp güzel yemek yiyip, Como gölü ziyareti için süper bir adres. Rehberini bile yazmışım, daha ne olsun?
Como Gölü
  • Mart: Biraz Hollanda içi gezmişim. Günübirlik bir Delft gezisi... Eğer Hollanda ziyaretinizde zamanınız olursa uğrayın derim. Bence çok sevimli ve Hollanda tarihindeki en önemli şehirlerden biri. Yine mart ayı içinde Maastricht'i gezmeye gittik. Açıkcası Delft kadar sevdiğimi söyleyemeyeceğim.
  • Nisan: Kabul ediyorum, İtalya'yı çok seviyorum. Her tatil zamanı ilk aklıma İtalya geliyor. Nisan ayındaki Paskalya tatilini fırsat bilip yine yollara düştük ve Toskana gezisi yaptık. Üzüm bağları, vadileri, güneşi, güzel yemekleri ve İtalyan insanının misafirperverliği ile hayatımın en iyi tatillerinden biriydi diyebilirim. Bloguma yazmak istediğim rehberlerden biri...
St Petersburg
Toskana'da bir şarap mahzeni
  • Mayıs: Süper maceralı ve eğlenceli bir Rusya gezisi. Rus iş arkadaşım ile St Petersburg'tan başlayıp, şiddetle tavsiye ettiğim gece treni ile Moskava'ya geçtiğimiz, bol kahkahalı ve kültürlü bir geziydi. Spasibo, Tatiana!
  • Haziran: Kısa ama çok eğlenceli bir Brüksel, Brugge gezisi. Eğer siz de gidecekseniz Brugge, Brüksel ve Belçika çikolatası rehberlerime bir göz atın.
  • Ağustos: Kısa bir Bodrum tatili... Ege mutfağı, güzel müzikli gece hayatı, alabildiğine deniz ve güneş... Yaz gelse de yine gitsek...
Texel Adası
  • Eylül: Hollanda'nın kuzeybatısındaki adalardan en büyüğü olan Texel'da kamp yapmaya gittik. Çok ama çok eğlendik. Hatta kamp alışverişi yaparken eğlenmeye başladık. 2018 için daha ciddi kamp planları yapım aşamasında!
  • Ekim: Pek istemeyerek gittiğim Fransa'nın Lille şehri, beni utandırdı ve gezerken sürekli "Ay bu kafe ne kadar tarz, bu sokak harikaymış, şu binanın güzelliğine bak, bu şarap ne kadar güzel" gibi onlarca cümle kurdurttu. Biraz Fransız, biraz Felemenk bu güzel şehirde bir haftasonumu geçirdiğim için çok mutlu oldum. Bir de Ekim'de Hatay'a gidip karnımızı doyurup Amsterdam'a geri döndük.
  • Kasım: Sangria, tapas eşliğinde bol bol güldüğümüz, sarhoş bir şekilde sokaklarında ıslandığımız, bavulumuzu yeni cicilerimizle doldurduğumuz çok eğlenceli bir Barselona haftasonu.
  • Aralık: Kısa bir iş gezisi için de olsa Antwerp'e gittim. Trafiği berbat, kendisi güzel, kilisesi dillere destan bir şehir. Özellikle benim gittiğim gibi Noel öncesi Antwerp'teyseniz, şehre hayran kalacaksınız.
2018 çok daha değişik ve hareketli geçecek. Bir kaç gün sonra uzak ve uzun (2 hafta uzun mu gerçi bilemedim ama...) bir tatile gidiyoruz. Instagram'da takipte kalın derim... 

Herkese güzel anılar ve deneyimler biriktirireceği bir yıl diliyorum...

Beliz
Devamını oku »

2 Mart 2017 Perşembe

Kaş Gezi Rehberi

Bir sahil kasabası düşünün; deniz masmavi, manzara inanılmaz, yaş ortalaması 25-35 (üst sınıra daha yakın olduğumu farkedip "40 mı yazsam" diye düşünmeler...), yabancı turistlerin istilasına uğramamış, yemekler on numara, biralar soğuk... Daha ne olsun? 

Nasıl Gidilir?
Dalaman yada Antalya Havaalanı'ndan ulaşabilirsiniz. Antalya Havaalanı'ndan araçla 3 buçuk saat civarı sürüyor, Dalaman'dan ise 2 saat. Dalaman'dan ayrıca Havaş ile Fethiye Otogarı'na gelip, oradan Kaş otobüsleri ile de geçebilirsiniz. Ben Antalya Havalanını kullanarak hiç Kaş'a gitmedim ancak daha uzun sürse de Havaşla Antalya merkeze ulaşıp, oradan da Kaş'a giden otobüslerle ulaşım sağlanabilir. Yol çok virajlı ve mide bulandıran cinsten. Kısacası ulaşım çok da kolay değil. 

Nerede Kalınır?
Kaş'a gelmişseniz kalmak için iki seçeneğiniz var. Ya şehrin merkezinde küçük oteller ve pansiyonlarda kalacaksınız yada Çukurbağ Yarımadası'nda bulunan tesisleri tercih edeceksiniz. Daha sakin veya romantik bir tatil istiyorsanız Çukurbağ'daki tesislerin inanılmaz manzarası ve lüksü sizi tatmin edecektir. Benim tercihim hep şehrin içinde kalmaktan yana oldu ve son gittiğimizde 8 Pansiyon'da kaldık. Konumu, temizliği ve misafirperverliğini çok beğendik. Sahiplerinden Efe'nin çektiği fotoğraflar otelin duvarlarını süslüyordu ve sağolsun blogumda kullanmam için bana da bir kaç tane yolladı :) (bkz.aşağıdaki fotoğraf).

Kaputaş Plajı

Deniz, Güneş, Taş
  • Kaş'a geliyorsanız Küçük Çakıl ilk adresiniz. Şehrin merkezinde, kayalıkların üstüne kurulmuş iskelelerde hizmet veren bir kaç tesisten oluşur. Şezlonglarda yatarken sanki denizin üstünde yatıyormuş hissi veren, tavla oynarken soğuk bira içilen, yanında pizza yenilen, denizi tertemiz ve buz gibi olan plaj. Biz burada Derya Beach'i tercih ediyoruz ama diğerleri de eminim ki iyidir. Buradaki tesislerde konsept şu: Şezlong ücreti yok ancak bir kaç sezon önce kişi başı 25 TL harcama yapmanız gerekiyordu. Bu yaz fiyat ne oldu bilmiyorum ancak ilk kez gidecekler için şunu söyleyebilirim, şezlonglar gayet kaliteli, büyük ve rahat :)
  • Kaş merkezden minik teknelere binerek Limanağzı'ndaki plajlara geçebilirsiniz. Bilal ve Nuri Beachlerden istediğinizde tekne sizi bırakıyor. Burada da bir şeyler yiyip içmek zorunlu, "ama ben evden börek getirdiydim" yok. 
  • Benim ve tabi ki Türkiye'den ve dünyadan bir çok insanın favori plajı Kaputaş. Bazıları dalgalı olduğu için sevmese de öyle bir suyun içinde olmak paha biçilemez. En son gittiğimde bu plajda yere havlunu serip, evden getirdiğin böreği yeme mantığı hala vardı.
  • Büyük Çakıl plajına ise, Küçük Çakıl'dan şehrin dışına doğru yürüyerek 20 dakikada ulaşılıyor. Pırıl pırıl yine buz gibi suyu olan bir halk plajı. Etsy'den alınsa bile her daim dolabınızın en çirkin parçası olacak plaj ayakkabıları, bu plajda ayak kurtarabilir.
  • Geldik sonunda bir kum plaja; Akçagerme. Özellikle çocuklu ailelerinin akın ettiği temiz güzel bir plaj. Kumdan kaleler, mayo bezli popişler, göbekli babalar... Gözünüzde canlandı dimi? Ben derim ki bırakın burası haftasonları ailelerin olsun, siz haftaiçi gidin.
  • Bunlardan başka Patara, Kalkan yabancı turist akınında. Hidayet'in de denizi güzel olmasına rağmen, ortamını sevemedim.
DejaVu
Ne Yenir İçilir?
Öncelikle uyarıyım bence sahildeki mekanlar aşırı fiyatları, kötü yemekleri, ilgisiz ve ukala garsonları ile beni de, bir çok arkadaşımı da hayal kırıklığına uğratmış durumda. Popüler olmaya başladıktan sonra her sene yeni mekanlar açılan Kaş'ın gündemini Amsterdam'dan takip etmem biraz zor, o nedenle deneyimlediğiniz mekanları yorum olarak yazarsanız vatana millete hayırlı bir iş yapmış olursunuz. 
Ocakbaşı meze rakı derseniz Zaika, "hoşlandığım çocuk beni yarın ilk kez bikiniyle görecek" diyorsanız vegeteryan restoranı Oborus Momus, ev yemeği derseniz Bi'Lokma, rakı balık sofrası ve manzara için Nereid Meyhanesi, Gelos ve Sardelaki. Bunların dışında mantı için Küçük Ev'in methini duydum. Biraz daha şık olsun, manzara da olsun derseniz Voyn Bistro'yu çok seveceksiniz. Klasiklerden ise Ruhi Bey Meyhanesi candır.
Gelelim gecelere... Mavi Bar zaten şehrin simgesi olmuş, DejaVu gün batımının vazgeçilmezi (gün batımından önce gidin yer olmuyor), Echo Bar canlı müziği (programına göz atın mutlaka) ve Hideaway Bar ortamı ile Kaş'ın bence en güzelleri. 

Son Notlar:
  • Kaş giderek popülerleşirken fiyatları da aynı oranda artıyor.
  • Genelde yerli turistlerin olsa da ilginç bir şekilde her gittiğimizde bir Kanadalı turist çift ile tanışıyoruz, ilginçtir...
  • Kaş, Türkiye'nin en güzel dalış noktalarından. Gitmişken deneyin pişman olmazsınız.
  • Tekne turları ile Kekova, Akvaryum Koyu ve Batık Şehri görebilirsiniz. Saklıkent Kanyonu'na da turla veya aracınızla gidebilirsiniz.
  • Vizeniz varsa, tekne turunun fiyatına ve günübirlik bir gezi için yurtdışı çıkış harcı ödemek koymazsa (bu nedense eskiden bana çok koyuyordu da) Meis Adası'nı ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Rehberi de burada!

Devamını oku »

26 Şubat 2017 Pazar

Aperitivo Milano

2017'nin ilk gezisinin adresi Milano'ydu. Siz de bizim gibi kendisi hakkında hep kötü dedikodular duymuşsanız, kendisiyle tanışana kadar bekleyin derim. Siz de eğer benim gibi güneşe hasret, karnı aç (niye bu kuzey ülkelerinin mutfakları bu kadar kötü ya), 36 numara ayakkabı bulamamaktan muzdaripseniz Milano'yu çok seveceğiniz garanti. 

Ne Zaman Gidilir?
Tabiki de kış tatili için gitmiyorsanız, her şehir güneşin parlayıp, terliklerle dolaşabileceğiniz bir havada daha güzel. Ama bizim gibi Kuzey'den Milano'ya gidiyorsanız, -1 derece de sırf güneş var diye o Katedral merdivenlerinde, Como Gölü'nün kenarında da saatlerce oturursunuz. Demem o ki bence Milano her mevsim gezilebilecek bir şehir.

Nasıl Gidilir?
Milano Malpensa Havalanı'na direk uçuşlarla Türkiye'den ulaşabilirsiniz. Havaalanından Milano merkez istasyonuna tren ve otobüsler ile ulaşabiliyorsunuz, biz otobüsle 45 dakikada istasyondaydık. Bir sürü otobüs firması havaalanının çıkışında duruyor, o nedenle ortalama 10 dakikada bir otobüs kalkıyor. Hepsinin fiyatı aynı ve biz gittiğimizde kişi başı 8 euroduydu. Eğer Avrupa'dan Milano'ya uçacaksanız şehrin merkezine çok yakın olan Linate Havaalanı'nı kullanmanızı tavsiye ederim. Bizim dönüş uçağımız bu havaalanındandı ve 10 dakikada bir kalkan ve ücreti 1,5 euro olan şehiriçi otobüslere (73 numaralı hat) binip yarım saatte havaalanına ulaştık. Maalesef bu havaalanına Türkiye'den şimdilik uçuş yok.

Şehiriçi Ulaşım
Aslında yürüyerek de keşfedebileceğiniz Milano'da, biz hava soğuk diye ve uzaktaki mahallelere de gidebilmek için 2 günlük bilet aldık ki bence bu şehir için 2 gün gayet yeterli bir süre. Fiyatı 8,25 euro olan bu bilet tramvay, metro ve otobüslerde geçerli hatta Linate Havaalanına giden 73 numaralı otobüste de kullanılıyor. Bunun dışında günlük veya 10 kullanımlık biletler de mevcut. Biletler hakkında daha detaylı bilgi için Milano'nun şehiriçi ulaşım ağının resmi websitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ayrıca bu site Google Maps ile de koordine çalışıyor, bu yüzden telefonunuza Google Maps uygulamasını indirmenizi ve yol tarifi için kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim. 

Nerede Kalınır?
Havaalanından şehre ulaştık, şehiriçi ulaşım bilgileri ve biletimizde elimizde olduğuna göre artık otelimize gidebiliriz. Milano'da şehrin merkezini Katedral olarak düşünün. Merkezde, Brera, Porto Nuova mahallesinde ve özellikle yazın gidiyorsanız Naviglio'da kalmanızı tavsiye ederim. Buralar biraz pahalı derseniz ki biz dedik (Hollandalı olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz, bkz. en pinti millet), bizim gibi Loreto metro istasyonun oralarda da kalabilirsiniz. Buradaki Corso Buenos Aires gayet hareketli ve büyük bir alışveriş caddesi. 

Gezilecek Yerler
Listedeki isimlerine tıklayarak daha detaylı bilgiye websitelerinden ulaşabilirsiniz.
  • Duomo di Milano: Acayip görkemli bir katedraldır kendileri. İçini gezebilir, üstüne de çıkabilirsiniz ancak nedense bana şehir mimari olarak süper görünmediği için o kadar merdiveni çıkmaya pek değmeyeceğini düşündüm. 
  • Galleria Vittorio Emanuele II: Katedrali karşınıza aldığınızda solunuzda kalan, mimarisi ile sizi kendine çeken bu pasajda sıra. İçinde lüks markaların bulunduğu gerçekten de çok hoş bir pasaj. Hatta bence paraya kıyıp buradaki mekanların birinde (hepsinin önünde fiyat listesi var) bir şeyler içmenizi öneririm. 
  • Castello Sforzesco: Katedrali arkanıza alıp Via Dante'yi takip ettiğinizde karşınıza muazzam bir kale çıkacak. İçinde bir çok müzenin bulunduğu bu kalenin avlusunu ziyaret etmek ücretsiz. Ben kendisine hayran kaldım. Eğer havanın sıcak olduğu bir mevsimde Milano'daysanız, kalenin bitimindeki Sempione Parkı'nın çimlerine uzanıp bir mola vermek şart. Parkın bitimindeki Milano'nun şehir kapısı olarak bilinen Arco della Pace'yi de gördünüz mü?
  • "Son Akşam Yemeği": Leonarda da Vinci'nin en meşhur eserlerinden "Son Akşam Yemeği" Santa Maria Delle Grazie Kilisesi'nin yemekhanesinin duvarında sergilenmekte. Eseri görmek için biletlerin satıldığı resmi websitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Biletler satışa 2-3 ay önce çıkıyor ve websitesinde hangi günler hangi ayın biletlerinin satışa çıkacağı hakkında bilgi var. Ben satışa çıktığı günün akşamı iş dönüşü almak için bilgisayar başına geçtiğimde bilet kalmamıştı... Erken davranmakta fayda var. Bilet fiyatı 10 euro.
  • Brera: Bu bölge şehrin en hareketli, en hipster mahallesi. Kafeler, restoranlar, mağazalar, dükkanlar... ne ararsanız burada. Hepsinden güzeli de sokakları ve mimarisi. Kesinlikle gezilmesi gereken bir mahalle.
  • Naviglio: Küçük bir kanalın etrafında bulunan bu mahalle, benim Milano tatilimde en çok beğendiğim bölge oldu. Kanal kenarındaki bir çok kafe, bar ve restoran Milano'nun meşhur aperitivo saatine hazırlanıyordu. Kışın bile bu kadar sevdiğim ve kokteyllerine doyamadığım mekanların, yazın ne kadar harika olacağını tahmin edemiyorum. Aperitivo saatlerini (akşam 5-8 arası) kesinlikle Naviglio'da geçirin derim.
  • Eğer vaktiniz olursa bunlardan başka Teatro alla Scala'da bir opera, bale yada konsere gidebilirsiniz ve Isola mahallesindeki Cimitero Monumentale yani anıt mezarlığı ziyaret edebilirsiniz.
Ne Yenir İçilir?
İnsan mutfağı olmayan bir ülkede gurbette olunca gezi amacı da değişiklik gösterebiliyor. Biz Milano'ya en kötü biraz güzel yemek yeriz döneriz mantığı ile gittik ve bu konuda çok da başarılı mekanlar denedik. Bütün İtalya tatillerinin en zevkli kısmı...
Antica Sicilia

  • Antica Sicilia: Oki'nin Sicilya'dan kalma arancini tutkusu sayesinde keşfettiğimiz, sabahın 7'sinde açılıp tazecik panzerotti denilen hamurişinden (ki Milano'da çok meşhur kesinlikle denemelisiniz), tatlısına ve kahvesine kadar fiyat/performansı 10 numara mekan.
  • Luini: Panzerottisi en meşhur pastane. Milano Katedrali'ne çok yakın ve kapısındaki kuyruktan doğru yerde olduğunuzu anlamanız pek de zor olmuyor. Kahvaltı veya ucuz öğle yemeği için ideal ancak Antica Sicilia gibi oturacak yeri yok. Elinize alıp gezerek yiyebilirsiniz. 
  • Cioccolati Italiani: Bir İtalya yeme içme rehberini dondurmasız düşünemiyorum diyenleri görelim! Luini'nin yanında dışarıya kadar kuyruğu olan başka bir mekan göreceksiniz. İşte orası bu dondurmacı. İnanılmaz güzel. Luini'den panzerottinizi alıp elinizde yerken, buradaki sıraya girin. Eğer pasta yapmaya merakınız varsa, küvertürlerinden de alabilirsiniz.
  • Botega Caffe Cacao: Kahvesi ile meşhur mekan. Açıkcası beklentim daha büyüktü, beklentimi karşılamasa da bir esprisini de göremedim. Eğer molaya ihtiyacınız varsa uğrayabilinecek mekan.
  • Spontini: "Uçaktan inmişlerdi, açlardı ve otellerinin çok yakınında bu pizzacının şubesi olduğunu görünce ellerinde bavul kuyruğa girmişlerdi. Tombik pizza hamuru üstüne bol domates soslu ve peynirli dilim pizzalarının yanına birer de soğuk birayı hüpletince çok sevindirik olmuşlardı". Şaka bir yana; fiyatı, mekanın rahatlığı (tam bir İtalyan), hızlı servisi ile kalbimizi kazanan öğle yemeği için ideal yerdir.
    Risoelatte
  • Risoelatte: Risottonun vatanı Milano'ya kadar gelmişken bu pahalı ve yapımı çok zahmetli pilavı denemeden olmaz. Tamam bir nohut pilavın yerini tutmuyor bu risotto ve aşçı bir arkadaşım sağolsun, sayesinde ben daha güzel yapıyorum ama yine de risotto için olmasa da Milano'dayken uğranılması gereken mekanlardan Risoelatte. Büyükannenizin evinde yemek yemek gibi bir his. Mutlaka ama mutlaka rezervasyon yaptırın, ben e-mail ile yaptırmıştım. Gitmişken de tuvaletine mutlaka uğrayın.
  • Mag Cafe: Artık akşam olduğuna göre gelelim Milano'nun asıl olayı aperitivo meselesine. Akşam iş çıkışı saatlerinde insanların yemek öncesi kokteyl içip, yanında da bir şeyler atıştırma olayına aperitivo deniliyor. Yukarda da bahsettiğim gibi bu olay için bence en doğru mahalle Naviglio. Mag Cafe dekorasyonu, kanal kenarında olması, kokteyllerinin lezzeti ve sunumu ile gönlümünüzü kazandı. Kesinlikle uğrayın, pişman olmazsınız.
  • Rita: Naviglio'daki diğer bir aperitivo mekanı. Bu mekanın kanal manzarası olmasa da atıştırmalıkları çok daha zengin ve lezzetli. Eğer bir gününüz varsa Rita ve Mag arasında seçim yapmakta zorlanacağınız kesin.
    Pizza Am ve Oki :)
  • Pizza Am: Çok yorgun ve hiç aç olmadığım son Milano akşamımızdı. Ama Oki'nin bu mekana gitmek konusundaki ısrarlarını kıramadım ve kendimizi bu mekanın kapısında içeri girmeye çalışırken bulduk. İçeri girdiğimizde adımızı listeye yazdılar ve 1 saat bekleyeceğimizi söylediler. Hemen birer dilim pizza ikram ettiler ve barla fırının arasındaki küçücük yerde diğer 10 kişiyle birlikte beklemeye başladık. Sürekli ikram edilen proseccoları (İtalya'nın köpüklü şarabı) içmekten çakırkeyif olmuştuk bile. Sonunda masamıza geçtik ve süper pizzalarımız ile ev şarabı ısmarladık. Yedik içtik doyduk. Mekanda masa bekleyen insanlar hiç azalmadığından, kahveyi beleş proseccoları içtiğimiz barda yine ücretsiz olarak servis ediyorlar ve yanında da limoncello, badem likörü gibi içkilerden ikram ediyorlar. Kahve ve bu içkiler sindirime yardımcı olduğundan, Türkiye'de yemekten sonra çay ikram etmek nasıl adettense İtalya'da da yemekten sonra kahve ve bu içkileri ikram etmek adetten. Kısacası ucuz, lezzetli, eğlenceli bir İtalyan pizzacı deneyimi yaşamak istiyorsanız adres Pizza Am.
Son Notlar
  • 2 günlük bir gezi Milano için yeterli. Eğer Como Gölü'nü de gezecekseniz ve iki ayağınız bir pabuca girsin istemiyorsanız 3 günlük bir plan da yapabilirsiniz.
  • Milano diğer İtalya şehirlerine kıyasla daha pahalı. Alışveriş konusunda aynı marka Türkiye'de de varsa Türkiye'den almanızı tavsiye ederim çünkü kur nedeni ile Avrupa'da aynı marka daha pahalıya geliyor. 
  • Milano gezi rehberimizin sonuna geldiğimize göre kokteyller, risottolar, pizzalar, dondurmalar ile doyduğunuz, kocaman gülerken bütün dişlerinizin göründüğü fotoğraflar ile telefonunuzun hafızasını doldurduğunuz, güneşten çillerinizin çıktığı bir haftasonuna hazırsınız demektir. İyi tatiller!
Devamını oku »

26 Aralık 2016 Pazartesi

2016 Yılında Nerelerdeydim?

Bugün Noel'in ikinci günü. Hava karanlıkken ve yıl da biterken 2016 yılında nerelere gitmişim bir liste çıkartıyım dedim. Bu sene çalışmaya başlamamla beraber blogta çok aktif olamasam da gezmekten çok geri kaldığım söylenemez. Rehberi olanlar için ismine tıklayabilirsiniz.
Tromso'da...
  • Ocak: Tromso, Norveç. Kuzey Kutup Dairesi içinde doğanın harikası Kuzey Işıkları'nı görmeye gittik.
  • Şubat: Kuzey Kutbu'ndan dönüp bronşit olunca şubat ayında evden dışarı çıktığım söylenemez.
  • Mart: Mart sonundaki Paskalya tatilini fırsat bilip Hamburg ve Bremen'e gittik.
  • Nisan: Hollanda'da lale mevsimi olduğu için bisikletle Lisse tarafındaki lale tarlalarını ziyarete gittik. Geçen sene ise yine aynı yerdeki Keukenhof lale bahçesini ziyaret etmiştik.
  • Mayıs: Heidelberg, Würzburg, Bad Mergentheim, Rothenburg ob der Tauber, Dinkelsbühl, Augsburg, Münih, Füssen ve aralardaki ufak köylerden oluşan bir Güney Almanya turu yaptık. Bu yola Romantik Yol yada Romantik Tur deniliyor.
  • Haziran: Katanya, Taormina, Syracuse ve Palermo'dan oluşan bir Sicilya turu yaptık.
  • Temmuz: Nice, Cannes, Monaco ve çevresindeki Antibes, Eze, Mougins, St Paul de Vence gibi küçük kasabaları kapsayan bir Güney Fransa turu yaptık. 
  • Ağustos: Bisikletle Zaanse Schans gittik. 
  • Eylül: Rodos ve Göcek'te kısa bir yaz tatili yaptık. 
  • Ekim: Hamburg'ta bir haftasonu...
  • Kasım: Evde oturma zamanı...
  • Aralık: Brugge'e Noel pazarlarını görmeye gittik.
Bakalım 2017 bizi nerelere götürecek...
Devamını oku »

2 Nisan 2016 Cumartesi

Mızıkacılar Şehri Bremen

Geçen hafta Paskalya tatilini fırsat bilerek Hamburg ve Bremen gezisi yapmaya karar verdik. Ben Bremen'i sevdim. Küçük, biraz masalsı, biraz tarihi, güzel mi güzel bir şehir. Ayrıca Hitler'e en az oy çıkan Alman şehri olarak da gönlümü kazanmıştır. Günübirlik veya bir gece konaklamalı gezi planı yapmanız şehri keşfetmenize yetecektir.

Nasıl Gidilir?
Hamburg merkez istasyonundan trenle yada Flixbus otobüsleri 1,5 saatte ulaşabilirsiniz ve otobüslerin fiyatları 5 eur'dan başlıyor, normal trenlerin de fiyatları az çok bu civarda. Hızlı trenler ile daha kısa sürede de gidebilirsiniz ancak fiyatları bu kadar uygun değil. Biz normal trenle gittik ve 1,5 saat sonunda Bremen'deydik. Bremen küçük bir şehir o nedenle merkez istasyondan Altstadt yani eski şehre yürüyerek geçebilirsiniz. 

Nereleri Görmeli?
  • Marktplatz: Şehrin meydanı. Biz gittiğimizde hava biraz yağışlıydı ve tatil olması nedeniyle biraz boştu ama eminim ki hava güzelken buradaki kafelerde oturup harika mimariye sahip binalara karşı bira içmek süper olur. Bu alanda belediye binası, şarap mahzeni, Bremen mızıkacıları heykeli, St. Petri Kilisesi ve Bremer Loch bulunuyor. 
  • Bremen Mızıkacıları Heykeli: Bremen'i Bremen yapan masalın kahramanları. Evet minik, evet görkemli değil ama görmek gerekir. Marktplatz'ta yer alıyor.
  • Bremer Loch: Bu aslında şehir meydanında yerde bulunan bir delik ve buraya para attığınızda, bu 1 cent de olabilir, Bremen Mızıkacıları'ndaki hayvanlardan birinin sesi geliyor. Bence çok eğlenceliydi.
  • Rathaus: Meydana geldiğinizde gözünüze çarpan en büyük bina, Bremen'in belediye binası. İçini gezmek için turlara da katılabilirsiniz. Binanın önünde bulunan ve kılıç tutan heykel ise şehrin koruyucusu olarak biliniyor. Ayrıca belediye binasının altında Bremen Ratskeller isimli 600 yıllık şarap mahzeni de, belediye binası da UNESCO'nun dünya mirası listedinde.
  • Böttcherstrasse: Marktplatz'a bağlanan bu sokakta tasarım ve butik dükkanlar, 2 tane müze ve restoranlar bulunuyor. 100 metre civarında masal tadında bir sokak. Burada Haus des Glockenspiel evi bulunuyor ve bunun üstündeki mavi porselen çanlar günde 3 kez (12.00, 15.00 ve 18.00'da) çalmaya başlıyor. Bence 5 dakikanızı ayırın ve bu gösteriyi izleyin.
  • Schnoor: Bu mahalle daracık sokakları ve mimarisi ile tam bir sanat sokağı. Zaten galeri ve el yapımı hediyeliklerin de bulunduğu bu sokak bana göre Bremen'i masalsı yapan yer. Mutlaka ama mutlaka görülmeli.

  • Schlachte: Biz gittiğimizde tatil olduğu ve hava kapalı olduğu için nehir kenarına dizilmiş sıra sıra kafe ve restoranların bulunduğu bu mahallede çok vakit geçiremesek de bence hava güneşliyken iğne atsan yere düşmeyecek cinsten bir bölge. Size tavsiyem gittiğinizde hava izin verirse,  yeme içme olayını buradaki kafelerin teraslarında yapmanız. 
  • Mühle am Wall: Eğer merkez istasyonundan eski şehre yürüyerek geçmişseniz, Wallanlagen Parkı'nı ve içindeki yeldeğirmeni de gözünüze çarpmıştır. Bu yeldeğirmeninin diğer bir adı da Kaffeemühle yani kahve değirmeni. Bu yel değirmeninin içindeki kafede taze bir kahve içmeden Bremen'den ayrılmayın derim.
  • Beck's Experience: Beck's birası Bremen'de üretiliyor. Gelmişken eğlenceli bir tur yapmak isteyenler Beck's Experience'a katılabilirler. Biz Heineken Experience ile hemen hemen aynı olduğundan katılmadık. Detaylar için buraya tıklayabilirsiniz.
Son Notlar:
  • Ben Schnoor mahallesindeki Cafe Tölke'nin dekorasyonunu çok beğendim. Mumlarla süslenmiş şirin ve romantik masalarında bir tatlı yenmeli.
  • Yine bu bölgedeki hediyelik eşyalar çoğu şehre göre baya orijinaldi. Ne kadar orijinal bir şey almak isterseniz, fiyatı da o derecede orijinal oluyor, bilginize...
  • Sonuç olarak Hamburg'a kadar gitmişken görülmesi gereken bu şirin şehre uğramanızı tavsiye ederim. 




Devamını oku »

22 Mart 2016 Salı

Hangi Yılda Neredeydim?

"2015 Yılında Nerelerdeydim?" yazımdan sonra, 2010 ve 2014 yılları arasında gezdiğim yerleri listelemeye karar verdim. Bu yazıyı yıl bazında hazırladım. Bazı yerlere bu yıllar arasında birden çok gittim ancak listeye aynı yerleri tekrar yazmak anlamsız geldi. Yazın yaptığım Ege ve Akdeniz tatillerini de buraya koymamaya karar verdim. Rehberi olan şehirlerin isimlerine tıklayarak, gezi rehberlerine ulaşabilirsiniz.

  • 2010: Venedik, Floransa, Pisa, Roma, Vatikan, Kapadokya.
  • 2011: Prag, Budapeşte, Bratislava, Viyana, Hatay, Gaziantep.
  • 2012: Paris, Brüksel, Brugge, Amsterdam, Kuzey Kıbrıs.
  • 2013: Londra, Edinburg, New York, Washington DC, Los Angeles, San Francisco.
  • 2014: Yedigöller, Kavala, Thasos.
Listenin bir çoğunun gezi rehberleri görüldüğü üzere eksik. Tamamlamak gibi bir hedefim olsa da eski gezilerimin fotoğraflarını bulmak konusunda şüphelerim var. Eğer öncelik vermemi istediğiniz gezi rehberi varsa yorum olarak bıraksanız sevinirim.

Devamını oku »

2015 Yılında Nerelerdeydim?

Bu hafta yaklaşan Paskalya ile birlikte yoğun gezi sezonunu açıyoruz. 2016 gezileri artmadan, 2015'te gittiğim yerlerin bir listesini yapıyım dedim. Bu listede gittiğim her yerin rehberini yazıp, bu listeye linkini koymayı hedefliyorum. 2015'te nerelere gittim ve ne kadarının rehberini yazdım bir bakalım. 
Sizin gitmek istediğiniz yerler nereler? Ve ya gidip, çok beğenip bana önereceğiniz yerler var mı? Gezi konusunda benim aklımı çelmek inanın çok kolay :) yorumlarınızı bekliyorum!
Devamını oku »

11 Mart 2016 Cuma

Amsterdam'ın En İyi Coffeeshopları

Hollanda'da hafif uyuşturucular yasal ve coffeeshop adı altındaki kafelerde satılıyor. Buralarda alkollü içecekler satılmıyor ve içeride tütün mamüllerinin de tüketilmesi yasak. Her coffeeshopun ürünlerinin de güvenli olmadığını belirtiyorum ve bu nedenle sizler için Amsterdam'ın en güvenilir ve meşhur coffeeshoplarını listeliyorum. Buyrun bakalım...
  1. The Bulldog: Amsterdam'ın en meşhuru. Hostel'i, hediye dükkanı, Leidseplein'deki "The Palace" yani saray denilen binası ve 4 tane coffeeshopu ile kesinlikle güvenilirliğinden şüphe duymayacağınız coffeeshop.
  2. Barney's: Öncelikle şunu söylemeliyim ki space kekinin tadı muhteşem. En büyük ve en kaliteli ot dağıtıcılarından biri. Barney's'in ürünleri o kadar iyi ve meşhur ki hediye dükkanlarının bazılarının önünde "Barney's'in ürünleri burada" gibi tabelalar görebilirsiniz. Adres: Haarlemmerstraat 102.
  3. De Dampkring: Ocean's 12 filminin bir sahnesinin burada çekilmesi ile meşhur coffeeshop. Güvenilir, kaliteli. Adres: Handboogstraat 29.
  4. Green House: 50 Cent, Rihanna, Lenny Kravitz, Snoop Dogg... kısacası ünlülerin coffeeshopu. Şubelerinin adreslerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  5. Katsu: Evime yakınlığı, kaliteli ve etkili ürünleri, turistik yerlere göre daha uygun fiyatlı olması ile benim favorim olduğu için bu listeye koymak istedim. Benim ev yapımı, tadı damakta kalan ve süper etkili kekimin hikayesini de buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. De Pijp mahallesine uğrarsanız burayı es geçmeyin derim. 
Bunlar dışında Grey Area, Amnesia, Paradox ve Easy Times da güvenilir coffeeshoplar arasında. Sizin de deneyip beğendiğiniz coffeeshopları ve ürünlerini yorum olarak bırakırsanız süper olur. Son olarak kesinlikle sokak satıcılarından el altı uyuşturucu ürünler almayın! Hollanda'da üretilen otların etkin maddesi olan THC oranının, başka ülkelerdekilerden 2 veya 3 kat (otun çeşidine göre) fazla olduğunu unutmayın ve coffeeshoplardaki çalışanların tavsiyelerine kulak verin. İyi eğlenceler...
Devamını oku »

4 Mart 2016 Cuma

Yeni Başlayanlar İçin Kuzey Işıkları Rehberi

Martın kapıdan baktırıp, kazma kürek yaktırdığı için dışarı çıkma planlarımı iptal edip bir süredir yazmayı planladığım Kuzey Işıkları rehberimi hazırlamak için bilgisayar başına oturdum. Bu yazıyı bir bilgilendirme olarak yazmak istedim ve soru-cevap olarak hazırladım. Başka sorularınızı yorum olarak bırakırsanız en kısa zamanda cevaplayacağım. Ben bu işin ustası değilim. Deneyimlerimden yola çıkarak kuzey ışıkları uğruna binlerce lira harcayıp, sonunda "Hayaller kuzey ışıkları, gerçekler kar fırtınası" olmasın diye paylaşayım dedim.


  1. Kutup ışıkları nasıl oluşur? Wikipedia'yı açın, gayet bilgilendirici bir yazı var, mutlaka okuyun.
  2. Neden Güney değil de Kuzey Kutbu'na gitmeliyim? Güney kutbunda da güney ışıkları adı altında bu aktiviteler var, ancaaaak... Hadi paranız bu seyahate yetti ve gitmek için ne lazımsa sağladınız, bir şekilde Antartika'ya ulaştınız diyelim... -70 dereceden bahsediyoruz, buz kalınlığı da 4500 metre. "Buzdağı" ismini havalı dursun diye koymamışlar.
  3. Kuzey Işıklarını görmek için ne lazım? Öncelikle aurora aktivitesi, sonra açık bir gökyüzü şöyle bol yıldızlısından, en son da karanlık. 
  4. Karanlık için ne yapmalı? Sondan başladım çünkü bunların içinde insanoğlunun yönetebileceği tek şey karanlık. Araçlara atlayıp, hiçliğin ortasına gidin. Şehir ışıklarının kirliliği olmasın. Bir de kalkıp kuzey kutup dairesinin gidebildiğiniz kadar kuzeyine gidin ki geceler olabildiğince uzun olsun, kuzey yarım küre olabildiğince karanlığa gömülsün ve sizin de kuzey ışıklarını görme şansınız artsın.
  5. Açık gökyüzünü nasıl bulurum? Gittiğiniz yerde hayatınızda görmediğiniz kadar yıldız görüyorsanız; ilkokulda gökyüzüne bakıp bir türlü göremediğiniz büyük ayı, küçük ayı kabak gibi ortadaysa; ergenlikte izlediğiniz aşk filmlerindeki kahramanlarımız tam öpüşürken kayan yıldız, orada 5 dakikada bir kayıyorsa (ve bunun çok sık olan hiç de büyütülecek bir olay olmadığını anladıysanız) ışıkları beklemek için doğru yerdesiniz. Ben Finlandiya'da hayatımda görmediğim kadar yıldız gördüm, hatta yıldızdan gökyüzü görünmüyordu desem abartmış olmam. Normal hava durumu uygulamalarından ve internet sitelerinden o gün bulunduğunuz yerde ve çevre şehirlerde hava nasıl bakabilirsiniz. Ancak hava tahmininin, tahmin olduğunu da aklınızdan çıkarmayın.
  6. Aktiviteyi tahmin edebilir miyim? Aurora tahmin uygulamaları ve iyi bir kaç internet sitesi var. Tabi ki de hava durumu tahminlerinin bile o kadar yatırıma rağmen nasıl anlık değiştiğini düşünürseniz, aurora tahminlerinin de doğruluğuna gözünüz kapalı güvenemezsiniz. Ancak uygulamalar ve internet siteleri size ışıkların aktivite derecesinin tahminini veriyor. Ben IOS kullanıyorum ve uygulama olarak TINAC Inc'in Aurora Forecast'i çok iyiydi, internet sitesi olarak ise www.aurora-service.eu'ten memnun kaldık. Sizin de deneyimleyip memnun kaldığınız uygulama yada site varsa yorumlara yazın ki herkes nasiplensin. 
  7. KP Index nedir? Eğer fizikçi falan değilseniz ilk bu uygulamaları veya internet sitelerini açtığınızda yazan verilerin anlamını çözmeniz biraz zor. Ben size kısaca özet geçeyim. Aktiviteler 0-9 arası, derecesine göre rakamlandırılıyor. Buna KP deniyor. KP=0 en düşük, 9 ise en yüksek. Bu dereceyi ayrıca aurora çemberinin çapı gibi de düşünebilirseniz. KP Index 3 ve 4 dereceleri görüyorsanız anlayın ki baya şanslısınız ve yoğun ve hareketli auroraları görebilirsiniz.
  8. KP Index başka neye etki ediyor? Bu dereceleri aslında kuzey kutup dairesini çevreleyen aurora çemberin çapı gibi de düşünebilirsiniz. Çünkü derece arttıkça aktivitenin oluştuğu çember büyüyor ve İngiltere, Almanya ve Hollanda'dan bile görülüyor. Ancak ışıkların bu seviyelere çıkması çok nadir görülen durumlar ve aktivitenin gücünü kaybederek aşağılara doğru indiğini düşünürseniz, kuzey kutup dairesi içinde ışıklar çılgınlar gibi dans ederken, bu ülkelerde ise silik bir yeşillik görürsünüz. Tam tersini düşünürsek de ne kadar kuzeyde olursanız, aktivite derecesi düşük bile olsa görme ihtimaliniz olur. 
  9. Kuzey Işıkları'nı görmek için en ideal yerler nereler? Kuzey kutup dairesi içinde kalan yerlerde Kuzey Işıkları'nı görme ihtimaliniz yüksek. İsveç, Norveç, Finlandiya, İzlanda ve daha uzaklara gitmek isterseniz Alaska, Kanada ve Rusya'dan kuzey ışıklarını görebilirsiniz. Norveç'te Tromso, İsveç'te Kiruna, Finlandiya'da ise İvalo Havaalanı'ndan ulaşabileceğiniz Saariselka şehirleri kuzey ışıkları geziniz için doğru adresler. Ayrıca Finlandiya'da Noel Baba'nın köyü olarak da geçen Rovaniemi de çocuklu aileler için seçenek olabilir ancak bu köyün daha güneyde olduğu aklınızda olsun ve 8.maddede anlattığım sebeplerden dolayı görmek için KP Index 3'e ihtiyacınız var. Mesela Tromso baya kuzeyde olduğundan KP Index 2 hatta 1 iken bile görme şansınız varken, İzlanda'nın güneyinde KP Index 3'e ihtiyacınız var.
  10. Kuzey Işıkları ne zaman görünür? Kuzey Işıkları tüm yıl boyunca var ancak kutuplara doğru gidildikçe yazları 24 saate varan gündüzler yaşandığından yaz aylarında ışıkları görmek mümkün değil. Bu nedenle eylülden nisana kadar kuzey ışıklarını görebilirsiniz. Gecelerin uzun olması nedeni ile Aralık ve Ocak en çok tercih edilen aylar. Şu noktaya da değinmek istiyorum, ekinoks zamanları (23 Eylül ve 21 Mart) aktivitenin en yüksek olduğu zamanlar. Bu nedenle Ekim ve Mart aylarında inanılmaz manzaralar görme şansınız artıyor. Ancak Norveç'teki rehberimizden öğrendiğim kadarıyla dağlar ve dik yamaçlardaki karlar Mart ayında erimeye başladığından yollar çok tehlikeli oluyormuş ve gezilerin çoğunu iptal ediyorlarmış.
  11. Kuzey Işıkları nasıl fotoğraflanır? 
    • Makine ve lens: DSLR makine şart. Öyle telefonlarla falan çekmek biraz hayal. Lens olarak ise ne kadar geniş açı o kadar iyi ve eğer sabit lens kullanırsanız diyaframı daha çok açılabileceği için daha iyi olacaktır.
    • Pil ve hafıza kartı: Makinemizin pilini tam dolduruyoruz çünkü -20 derecelerde makinemizin pili daha hızlı tükeniyor. Fotoğrafları RAW formatında çekiyoruz, bu formatta kartımızda daha çok yer kapladığı için hafıza kartınız boş olsun. 
    • Tripod: Uzun pozlama yapılacağı için tripod da şart. Hava şartlarının çetin olduğunu unutmayın ve rüzgara dayanıklı bir tripod kullanmaya çalışın. Ona rağmen rüzgar yüzünden bazı gecelerde çektiğiniz fotoğraflarınızın net olmadığını görüp üzüleceksiniz.
    • White Balance ve odak: Fotoğrafları RAW çekeceğiniz için WB'yi sonradan photoshopta değiştirebilirsiniz. Bir de nasıl bir gökyüzü fotoğraflamak istediğinize göre de WB ayarınızı yapmanız daha iyi olacaktır. Lensinizin odağını sonsuza ayarlamalısınız.
    • Diyafram: Düşürebildiğiniz kadar düşürün. Bu nedenle sabit lensiniz varsa daha iyi olacaktır. 
    • Enstantane: 5-20 saniye arasında bir kaç poz çekip deneyin. Eğer auroralar çok hareketliyse çok uzun pozlamada sadece yemyeşil bir gökyüzü elde edesiniz ancak 5-10 saniye pozlarsanız ışıkların hareketleri daha belirgin görünecektir. Ama çok hareketli ve yoğun aurora yoksa uzun pozlamalarda daha belirgin aurora elde edebilirsiniz.
    • ISO: Makinenizi 1000-1600 iso değerleri arasında deneyin. Ancak unutmayın ISO arttıkça fotoğraftaki kumlanma artacaktır.
  12. Hangi turu tercih etmeli? Biz Tromso'da kuzey ışıkları turunu Arctic Explorers ile yaptık. Katılacağınız turun az kişiyle yapılıp, havanın bulutsuz olması için Finlandiya'ya bile gidebilecek küçük minibüslerle yapılıyor olduğuna dikkat edin. Bu turların ortalama 6 saat sürdüğünü ve soğukta turların verdiği kıyafetlere muhtaçsınız. Ama ayaklarınız için Tromso yazımda bahsettiğim ayak ısıtıcılarından mutlaka yapıştırın. Turlar genelde tripod da sağlıyor bu yüzden taşımak zorunda kalmıyorsunuz. 
Sizlerin de ekleyeceğiniz bir şeyler olursa yorumlarınızı bekliyorum.

Devamını oku »

2 Şubat 2016 Salı

Bir Adanalı'nın Huskylerle İmtihanı

Adana'da 1985 yılında dünyaya gelen, üniversite eğitimi için İstanbul'a taşınan kahramanımız Oki'nin ilk karla tanışması da üniversiteye geldiği ilk yıla denk geliyordu. O zamanlar hep televizyon ve fotoğraflardan gördüğü kar manzarasının canlısına tanık olan Oki, çocukluğunda hep özendiği kardan adamı yapmak kolları sıvadıysa da eksik olan havucu o hava şartlarında bulmanın mümkün olmadığını hiç düşünememişti. O anda aklına babaannesinin bavuluna zorla koyduğu sebze ve meyveler arasındaki siyah havuç geldi. Babaannesi bunu bavula koyarken "Şalgam içerken yanında yersin" demişti. 

Bizim Oki üniversiteden mezun oldu, İstanbul'da iş buldu, evlendi. Evlendiği kız gezmeyi çok seviyor, yerinde duramıyordu. Ancak TL gün be gün değer kaybediyordu ve vize ile uğraşmaktan da gına gelmişti ki Oki'ye Amsterdam'dan iş teklifi geldi. Bizimkiler topladı tası tarağı Amsterdam'a taşındılar. "Görmemişin bir vizesi olmuş..." modunda gezen çift bir süre sonra şehir, kilise, müze gezmekten sıkılıp farklı gezi arayışlarına girdiler. Kuzey ışıkları, kar, kutup derken kendilerini Tromso bileti alırken buldular. Haritada bir Adana'nın bir Tromso'nun yerine bakan Oki'nin 30 yıllık hayatı gözlerinin önünden geçti. 

Tromso'ya ulaşan çiftimiz yün içliklerini, yün çoraplarını ve polar üstlerini giyip büyük bir heyecanla Huskylerle kızak turuna (Dog Sledding) doğru yola koyuldular. Bu turun gündüz olanının daha zevkli olduğu söylense de Beliz ile Oki kuzey ışıklarını görme ümidi ile gece olanına katılmayı tercih ettiler, o gece ışıkları göremediler orası ayrı konu... Turu arkadaşlarının ve TripAdvisor'ın önerisi ile Arctic Adventure Tours ile yaptılar. Adana'nın bağrından kopup kendini Husky kızağı kullanırken bulan Oki, kızağını çeken ve koşmak için çıldıran köpekleri zorlukla zapt edebiliyordu. Oki kızağı her durdurduğunda "Neden durdun ki?" gibisinden dönüp bakan 6 çılgın köpeğin, koşmaya karar verdiklerinde Oki'nin frene basmasını umursamayıp, kızağı hareket ettirebilecek güçte olduklarını gören Beliz, kızağı kullanmamaya karar vermişti bile. Onun yerine kızağın önüne oturup, bir yandan kar bulutlarının altında inanılmaz görünen Tromso manzarasının tadını çıkarmak, diğer yandan ise Oki'nin "sümüğüm akarken dondu" gibi yorumlarına kopmak yeterince zevkliydi.

Turun sonunda artık elleri, ayakları ve yüzleri donan Beliz ve Oki, Lavvu denilen büyük Sami çadırına kendilerini atıp, ateşte pişmiş kahve ve çaylarını brownie eşliğinde yudumlarken yavaş yavaş ısınmaya başladılar. Çay içerken muhabbete başladıkları İspanyol çiftten kız olanın, çılgın Huskylerin gazabına uğrayıp, kızağı kullanırken düştüğünü öğrenen Beliz, kızağı kullanmamakla doğru bir karar verdiğine kanaat getirdi. 

Son Notlar:
  • Gücünüze güveniyorsanız, kızağı kullanabilirsiniz. Gidiş rotasında kızağı kullanmak daha az güç gerektirdiği için, çiftlerden kadın olanların gidişte kullanmasını tavsiye ederim.
  • Köpeklerin yolculuk sırasında tuvaletlerini yapmalarına şaşırmayın.
  • Ayaklarınız sürekli karın içinde olduğu için üşüyor. Bunun gibi bir ayak ısıtıcısı kullansanız süper olur.
  • Kızak kullanırken fotoğraf çekmeniz mümkün değil. Kızağın önünde oturan çekebilir ancak karanlıkta, düşük enstantane, hareket halinde ve elleriniz eldivende olduğundan bu baya zor olacaktır. Bir de düşerseniz makinenize yazık olur. 
  • Kızağı kullanırken bizim bir tane köpeğimizin ayağı, kızağı çeken ipe dolandı. Dolanmaktan çok, köpekler birbirleriyle oynarken ipin diğer tarafında kaldı şapşal ve geri dönemedi. Hemen durduk ve rehberlerden biri gelip hemen düzeltti. Köpeklere zarar gelmemesi için gözünüz sürekli onlarda olsun. 
  • Köpekleri bıraksanız saatte kaç kilometre hızla giderler Allah bilir. Ancak grup halinde ilerliyorsunuz ve tek sıra oluyorsunuz. 2-3 kızakta bir, arada rehber kızaklar oluyor. Sürekli sizleri kontrol ediyorlar.
  • Bu köpekler koşmak için can atıyorlar. Nasıl uluduklarına inanamayacaksınız.
  • Köpekler acayip cana yakınlar. Patilerini omuzlarıma koyup, dakikalarca kendilerini sevdirdiler.
  • Sibirya ve Alaska Huskylerini birbiri ile karıştırmayın. Alaska Huskylerinin hepsi mavi gözlü değil. Bu köpekler kızak çekmeleri için ideal bir fizyolojiye sahipler ve uzun süre yorulmuyorlar.
  • Kızaklı köpek turu kişi başı ortalama 150 EUR. Tur sonrası Lavvu'nun içinde yanan ateşe karşı içilen sıcak çayın ve yenilen kekin değeri paha biçilemez.


Devamını oku »