2 Mart 2017 Perşembe

Kaş Gezi Rehberi

Bir sahil kasabası düşünün; deniz masmavi, manzara inanılmaz, yaş ortalaması 25-35 (üst sınıra daha yakın olduğumu farkedip "40 mı yazsam" diye düşünmeler...), yabancı turistlerin istilasına uğramamış, yemekler on numara, biralar soğuk... Daha ne olsun? 

Nasıl Gidilir?
Dalaman yada Antalya Havaalanı'ndan ulaşabilirsiniz. Antalya Havaalanı'ndan araçla 3 buçuk saat civarı sürüyor, Dalaman'dan ise 2 saat. Dalaman'dan ayrıca Havaş ile Fethiye Otogarı'na gelip, oradan Kaş otobüsleri ile de geçebilirsiniz. Ben Antalya Havalanını kullanarak hiç Kaş'a gitmedim ancak daha uzun sürse de Havaşla Antalya merkeze ulaşıp, oradan da Kaş'a giden otobüslerle ulaşım sağlanabilir. Yol çok virajlı ve mide bulandıran cinsten. Kısacası ulaşım çok da kolay değil. 

Nerede Kalınır?
Kaş'a gelmişseniz kalmak için iki seçeneğiniz var. Ya şehrin merkezinde küçük oteller ve pansiyonlarda kalacaksınız yada Çukurbağ Yarımadası'nda bulunan tesisleri tercih edeceksiniz. Daha sakin veya romantik bir tatil istiyorsanız Çukurbağ'daki tesislerin inanılmaz manzarası ve lüksü sizi tatmin edecektir. Benim tercihim hep şehrin içinde kalmaktan yana oldu ve son gittiğimizde 8 Pansiyon'da kaldık. Konumu, temizliği ve misafirperverliğini çok beğendik. Sahiplerinden Efe'nin çektiği fotoğraflar otelin duvarlarını süslüyordu ve sağolsun blogumda kullanmam için bana da bir kaç tane yolladı :) (bkz.aşağıdaki fotoğraf).

Kaputaş Plajı

Deniz, Güneş, Taş
  • Kaş'a geliyorsanız Küçük Çakıl ilk adresiniz. Şehrin merkezinde, kayalıkların üstüne kurulmuş iskelelerde hizmet veren bir kaç tesisten oluşur. Şezlonglarda yatarken sanki denizin üstünde yatıyormuş hissi veren, tavla oynarken soğuk bira içilen, yanında pizza yenilen, denizi tertemiz ve buz gibi olan plaj. Biz burada Derya Beach'i tercih ediyoruz ama diğerleri de eminim ki iyidir. Buradaki tesislerde konsept şu: Şezlong ücreti yok ancak bir kaç sezon önce kişi başı 25 TL harcama yapmanız gerekiyordu. Bu yaz fiyat ne oldu bilmiyorum ancak ilk kez gidecekler için şunu söyleyebilirim, şezlonglar gayet kaliteli, büyük ve rahat :)
  • Kaş merkezden minik teknelere binerek Limanağzı'ndaki plajlara geçebilirsiniz. Bilal ve Nuri Beachlerden istediğinizde tekne sizi bırakıyor. Burada da bir şeyler yiyip içmek zorunlu, "ama ben evden börek getirdiydim" yok. 
  • Benim ve tabi ki Türkiye'den ve dünyadan bir çok insanın favori plajı Kaputaş. Bazıları dalgalı olduğu için sevmese de öyle bir suyun içinde olmak paha biçilemez. En son gittiğimde bu plajda yere havlunu serip, evden getirdiğin böreği yeme mantığı hala vardı.
  • Büyük Çakıl plajına ise, Küçük Çakıl'dan şehrin dışına doğru yürüyerek 20 dakikada ulaşılıyor. Pırıl pırıl yine buz gibi suyu olan bir halk plajı. Etsy'den alınsa bile her daim dolabınızın en çirkin parçası olacak plaj ayakkabıları, bu plajda ayak kurtarabilir.
  • Geldik sonunda bir kum plaja; Akçagerme. Özellikle çocuklu ailelerinin akın ettiği temiz güzel bir plaj. Kumdan kaleler, mayo bezli popişler, göbekli babalar... Gözünüzde canlandı dimi? Ben derim ki bırakın burası haftasonları ailelerin olsun, siz haftaiçi gidin.
  • Bunlardan başka Patara, Kalkan yabancı turist akınında. Hidayet'in de denizi güzel olmasına rağmen, ortamını sevemedim.
DejaVu
Ne Yenir İçilir?
Öncelikle uyarıyım bence sahildeki mekanlar aşırı fiyatları, kötü yemekleri, ilgisiz ve ukala garsonları ile beni de, bir çok arkadaşımı da hayal kırıklığına uğratmış durumda. Popüler olmaya başladıktan sonra her sene yeni mekanlar açılan Kaş'ın gündemini Amsterdam'dan takip etmem biraz zor, o nedenle deneyimlediğiniz mekanları yorum olarak yazarsanız vatana millete hayırlı bir iş yapmış olursunuz. 
Ocakbaşı meze rakı derseniz Zaika, "hoşlandığım çocuk beni yarın ilk kez bikiniyle görecek" diyorsanız vegeteryan restoranı Oborus Momus, ev yemeği derseniz Bi'Lokma, rakı balık sofrası ve manzara için Nereid Meyhanesi, Gelos ve Sardelaki. Bunların dışında mantı için Küçük Ev'in methini duydum. Biraz daha şık olsun, manzara da olsun derseniz Voyn Bistro'yu çok seveceksiniz. Klasiklerden ise Ruhi Bey Meyhanesi candır.
Gelelim gecelere... Mavi Bar zaten şehrin simgesi olmuş, DejaVu gün batımının vazgeçilmezi (gün batımından önce gidin yer olmuyor), Echo Bar canlı müziği (programına göz atın mutlaka) ve Hideaway Bar ortamı ile Kaş'ın bence en güzelleri. 

Son Notlar:
  • Kaş giderek popülerleşirken fiyatları da aynı oranda artıyor.
  • Genelde yerli turistlerin olsa da ilginç bir şekilde her gittiğimizde bir Kanadalı turist çift ile tanışıyoruz, ilginçtir...
  • Kaş, Türkiye'nin en güzel dalış noktalarından. Gitmişken deneyin pişman olmazsınız.
  • Tekne turları ile Kekova, Akvaryum Koyu ve Batık Şehri görebilirsiniz. Saklıkent Kanyonu'na da turla veya aracınızla gidebilirsiniz.
  • Vizeniz varsa, tekne turunun fiyatına ve günübirlik bir gezi için yurtdışı çıkış harcı ödemek koymazsa (bu nedense eskiden bana çok koyuyordu da) Meis Adası'nı ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Rehberi de burada!

Devamını oku »

20 Kasım 2015 Cuma

Baklava Şehri Gaziantep

Çok severim Gaziantep'i. Kim sevmez ki? Şehirlerin en fıstığı! Başlığı baklava koymamın nedeni ise, buradaki yabancı arkadaşlarıma Gaziantep'i "Baklava City" olarak anlatmam, daha baklavanın ne olduğunu bilmeyeni görmedim :) 

Nasıl gidilir?
Ulaşım gayet kolay. Uçaklar gayet sık, fiyatlar da biraz önceden planlarsanız gayet uygun. Araba parketmek merkezde biraz sorun olabiliyor. Havaalanından Havaş var, şehir içinde de biraz yürüyün, o kadar götürceksin baklavaları lahmacunları, az da erit. 

Nerede kalınır?
Ben her gittiğimde konaklarda kalmaya çalışıyorum ve fiyatları da yüksek değil. İmam Çağdaş en merkezi yerlerden. Eğer burayı referans alıp otelinizi buraya yürüme mesafesinde ayarlarsanız çok rahat edersiniz. Programınızın yoğunluğuna göre değişse de Gaziantep'i gezmek için 2 gün yeterli olacaktır.

Nereleri görmeli?
  • Zeugma Mozaik Müzesi: Memleketimin gururu sayılabilecek modernlikte ferahlıkta bir müze. Kesin gidin, çok çok güzel. Çingene Kızı'nı görün. Merkezden minibüse atlayın önünde ineceksiniz. Aç karnına gidin. Nedenini "Ne yenir içilir" kısmında anlatacağım.
  • Gaziantep Kalesi: Manzarası güzel, içi gezilebiliyor ve Kurtuluş Savaşı'nın canlandırması bulunuyor.
  • Gaziantep Hayvanat Bahçesi: Özellikle çocuklu aileler burada güzel zaman geçirebilir. Çok başarılıdır.
  • Zincirli Bedesten: Antep'in en sevdiğim yeri. Ufak bir Kapalı Çarşı.
  • Bakırcılar Çarşısı: Hiç bir şey almasanız bile içinden geçin, bakır ustalarını izleyin.
  • Elmacı Pazarı: Tabiki de Gaziantepliler Almacı diyor, nar ekşisine nar eşkisi diyorlar. Burası da Mısır Çarşısı'nın ufağı gibi.
  • Bayazhan Kent Müzesi: Zeugma'yı gördükten sonra çok da ziyaret edilmesi şart olmayan bir müze bence. Ama Bayazhan'a gidin. Avlusundaki restoranda akşam yemeğinizi yiyin.
  • Emine Göğüş Mutfak Müzesi: Bir 15 dakikanız varsa uğrayın. Giriş ücreti de 3 TL'ydi ben gittiğimde. Hem eski bir Antep evini görme şansını yakalarsınız, hem de aileler nasıl yaşıyormuş biraz fikir sahibi olabilirsiniz. İsminde mutfak geçmesine aldırmayın.
  • Medusa Cam Eserler Müzesi: Burası da hızlı gezilebilecek ve yine giriş ücreti ben ordayken 3 TL olan bir müze. Varsa bir yarım saatiniz uğrayın bence.
Ne yenir içilir?
Bu bir gurme turudur, Antep'ten dönerken pantolonunuzun üst düğmesini açmak serbesttir. Ne nerede yenir, aşağıda yazdim. Not alabilirsiniz.
  • Baklava: Baklava için en bilinen iki adres Koçak ve İmam Çağdaş. Ben Koçak'ın ortamını ve çalışanlarının tavrını sevmediğimden İmam Çağdaş'ı tek geçerim. Bir de Zeki İnal var ki şöbiyeti dillere destan. Fıstıklı kurabiyeleri hepsinin çok güzel. Yanınızda götürmelik mutlaka kuru baklava alın, diğerleri bir kaç güne şekerleniyor.
  • Katmer: Bak çok canım çekti şimdi bunu yazarken. Baklavayı pek sevmem ama katmere ölür biterim. Zekeriya Usta en bilinen katmerci, bu işin ustası. Sabah erken gidin, 13.00'da kapatıyor amcam dükkanı. Bir de Gaziantep'in Orkide Pastanesi var ki her şeyi mi güzel olur adamların. Kahvaltısı zaten ünlüdür, katmeri taş fırında yapmıyor diye biliyorum ama yine de benim çok hoşuma gidiyor. Tabi zevk meselesi... Fiyatları normalin üstünde gelebilir ancak porsiyonları gayet büyük, bir katmeri iki hatta üç kişi yiyebilirsiniz.
  • Ciğer: Ali Haydar amcanın özenle hazırladığı ciğerleri çok meşhur. İlk Antep ziyaretimizde kaldığımız konağın sahibi anlattı. Bu adam sabahın 5'i gibi açarmış dükkanı, 7 gibi de bitermiş o ciğerler kaparmış dükkanı. Gidermiş et ve balık pazarına yeni taze ciğerlerden alırmış. Bunların her birini aynı boyda olacak şekilde küp küp kesermiş ve şişe koyarmış. Ciğerin kenarları daha ince diye onlar kalite kontrolden geçemeyip kavurma tavasında yerini alıyormuş. Pazartesi kapalıymış çünkü pazar günü et ve balık pazarı kapalı oluyormuş. Yeri Gaziantep Kalesi'nin alt tarafında, biraz garip bir yeri var. Bir de bu amcam kafasına esiyormuş bazen dükkanı günlerce açmıyormuş. Üzülmeyin Ciğerci Mustafa Kemal de şehrin olmazsa olmaz mekanlarından.
  • Küşleme: Küşleme yazdığıma bakmayın şimdi size bir adres vericem, adamın salatası bile efsane. Kebapçı Halil Usta! Burası Zeugma Müzesi'nin bir kaç sokak arkasında. Giderken mahalle garip gelebilir ama korkmayın gidin. Zeugma'ya aç gidin ve mutlaka Halil Usta'ya da uğrayın. Küşlemesi menüdeki en bomba şey. 
  • Kebap: Kebapçı Halil Usta'dan başka, İmam Çağdaş'ın da kebapları çok meşhurdur. Bu İmam Çağdaş şehrin simgesi gibi bir şey olmuş ve bence ününün hakkını veriyor. Lahmacunları da, Ali Nazik'i de çok meşhur.
  • Beyran: İçmedim, kokusundan bile rahatsız oldum ama Oki sevdiği için buraya yazmayı bir borç bildim. Sabah kahvaltı niyetine içilen bu çorba için Metanet Lokantasına marş marş...
  • Ev Yemekleri: İçli köfteler, çorbalar, dolmalar... En bilinen adres Aşina ama hiç tavsiye etmiyorum. Bir de Bayazhan var. Burası hem kebap, hem Antep ev yemekleri servis eden alköllü hoş bir mekan. Meyhane ve restoran olarak hanın avlusunda hizmet veriyorlar. Fasılı mı dersiniz, rakısı mı derseniz hepsi Bayazhan'da!
  • Kahve: Antep'e gidip de Tahmis Kahvesi'nde menengiç kahvesi eşliğinde okeye dönmeden, mars etmeden dönmek olmaz. Benim Antep'te akşamlarımı geçirmek için en sevdiğim mekan. Yazın terasında, kışınsa içeri de sobanın yanında... Ohhh mis...
  • Kahke: Bir çeşit kurabiye. Ben pek sevmesem de meşhur. Bir blogger olarak buraya not düşmeyi bir borç bildim.

Ne alınır?
  • Salça: İlk Antep ziyaretimde yine kaldığımız konağın sahibinin tavsiyesi ile Saçıbeyaz'ın salçaları ile tanıştım. Ev yapımı domates salçasını, otur kaşık kaşık ye. Biber salçası da domatesin hiç gerisinde kalmıyor. Ben bu salçaları Amsterdam'a taşıdım hey hey hey. Bu sene eylül başında aradım adamları dediler ki "Abla yeni salçalar kuruyor, yollayamam" yani öyle de dürüstler. Almacı (yada Elmacı) Pazarı'nda dükkanlarını görebilirsiniz.
  • Baharat: İpek pul biber, isot yine hep Saçıbeyaz'dan. Onları da taşıdım valla taaa buralara...
  • Bakır ürünler: Menemenlik bir bakır tas mı alırsınız yoksa Tahmis Kahvesi'nden aldığınız menengiç kahvesini pişirmek için çezve mi alırsınız bilmem ama Bakırcılar Çarşısı'ndan hepsini bulabilirsiniz. Gerçek bakır olduğundan emin olun.
  • Antepfıstığı: Saydığım baklavacılardan da alabilirsiniz, Almacı Pazarı'ndan da.
  • Yarı Değerli Taşlar: Her gittiğimde kendimi kaptırıp aldığım taştan rengarenk hatta ton ton kolyelerimi Zincirli Bedesten'den aldım. Bunları tesbih olarak da çokça satıyorlar.
  • Sedefli Ürünler: Biraz cep yaktıklarından, biraz da sevmediğimden olsa gerek ben almadım. Ancak sedef ile süslenmiş bir çok ürünü Bakırcılar Çarşısı'nda bulabilirsiniz.
  • Kumaş: İpek Yolu geçer de ipek kumaş satılmaz mı? Yemeni ve kutnular çeşit çeşit.
  • Deri Ürünler: Rengarenk çarıklar benim favorim. Daha modern ürünler de dükkanlarda sizi bekliyor.
  • Kurutulmuş Sebzeler: Kuru patlıcanı, biberi, bamyası, kabağı... Artık aklına ne gelirse Almacı Pazarı'ndan bavula doldur.
  • Çingene Kız Magneti: Zeugma müzesinin en meşhur eserinin magnetini almadan dönmeyin. Fotoğrafının çekilmesi yasak bari magneti olsun.
Son Notlar:
  • Konaklar akşamları biraz serin olabiliyor, kalın pijama götürmek de fayda var.
  • Her mevsim gidilip, alışveriş yapılıp, yenip içilip dönülebilir. Haftasonunu geçirmek için Türkiye'nin en iyi adreslerinden biri.
  • Bazı mekanların isimleri başka renk ya, işte siz hemencecik tıklayabilin diye ben onlara link koydum. Korkmadan tıklayabilirsiniz.
  • Valla ben Antep'i gezmeye doyamam. Salçalarına, baharatlarına, kahve ve yemeklerine ise hiç doyamam. Almışım zaten kilocukları, yarın spor salonuna başlıyorum. Yine de beni ziyarete gelirken fıstıklı kurabiye olsun, salça olsun getirirseniz hayır demem :)
Devamını oku »

9 Kasım 2015 Pazartesi

Sonbahar'ın En Güzel Hali: Yedigöller

Aslında bu yazım da Gay Pride yazım gibim fotoğraflarla dolu olsun isterdim ancak ülke değiştirme sırasında bir tane harddiskimiz kaybolmuştu ve ben de düzenli olsun mantığı ile her Yedigöller'e gittiğimde çektiğim fotoğraflarını tek dosyada oraya koymuşum. Belki çıkar bir yerlerden, umudumu kaybetmek istemiyorum ama şimdilik Facebook'taki bir kaç fotoğrafla idare edeceğim. İlk olarak da Oki'nin çektiği "Beliz ve Sonbahar" isimli fotoğrafı koyayım :) 

Gelelim Yedigöller gezi rehberimize...
Yedigöller Milli Parkı sonbaharda sarı ve kırmızının her tonunu görebileceğiniz, fotoğrafçıların gözbebeği bir cennet. Adından da anlaşılacağı gibi parkta yedi tane göl vardır. İsimleri sırasıyla; Seringöl, Büyükgöl, Deringöl, Kurugöl, Nazlıgöl, İncegöl, Sazlıgöl'dür.

Nasıl Gidilir?
Yedigöller Milli Parkına ulaşmak çok da kolay değildi ve ben olmamasını yeğlerdim ki o cennetimizi de günübirlik piknikçiler ile kaybetmeyelim. Ancak gel gör ki tam Yedigöller'in en çok ziyaret edildiği mevsim olan sonbahardan önce Bolu merkezden gidilen yolu mis gibi asfaltlamışlar. Bu yolu Ankara'dan da İstanbul'dan da gelenler kullanabilir. İstanbul'dan gelenler ayrıca Yığılca yolunu da kullanabilirler, bu yol hala çetrefilli. Bir de iki yol için de arabayı kullanan kişinin acemi olmamasını tavsiye ederim çünkü yollar hala çok virajlı ve tek şerit. Eğer gece kalmayacaksanız da hava kararmadan dönüş yoluna koyulun. Kendi arabasıyla gelmek istemeyenler ise sonbaharda tur şirketlerince sürekli düzenlenen kamplı veya günübirlik Yedigöller turlarına katılabilirler. Benim Karadeniz için vazgeçilmezim Bukla Tur.  Deep Nature'ın da iyi olduğunu biliyorum.



Ne Zaman Gidilir?
Tabiki de sonbaharda! Özellikle Ekim diye düşünüyorum. Eylülde yapraklar sararsa da Ekim, Kasım gibi göller ve yerler dökülen yapraklarla kaplanıyor ve toprak nerde bitiyor göl nerde başlıyor belli olmuyor. Aşağıdaki fotoğraf mesela gölün üstü. Süper ötesi! 




Nerede Kalınır?
Yedigöller Milli Parkı'nda çadır kampı dışında konaklanılabilecek bungalovlar da mevcut ancak hiç müsait olmazlar. Yani konaklayacaksanız çadırı tek seçenek olarak düşünebilirsiniz. Tuvaletler son gittiğimde düzeltilmişti ve gayet temizdi. Yine de ben olsam çantama sabunumu, tuvalet kağıdımı koyarım; ne olur ne olmaz...




Ne yapılır?
Fotoğraf makinesi elde trekking'e başlanır, gölleri şelaleyi göreyim derken saatler geçer. Sonra mangal alanına dönülür, mangal yakılır. Sucuk ekmekler afiyetle yenir, üstüne termostaki sıcacık çaydan da içilir. Offf daha ne olsun? 
Yanınızda su, yiyecek, mangal kömürü (mangal orda var, taşımanıza gerek yok), fotoğraftaki gibi mangal teli ve tabi ki tripodunuzu, fotoğraf makinenizi ve geniş açılı lensinizi unutmayın. 
Gece kalacaklar gece yıldızları yada sabah gün doğumunu fotoğraflayabilirler.

Son olarak akşamları serin olduğunu ve benim gittiğim zaman 3G'nin de (artık Türkiye kaç G'de ben anlayamıyorum, ondan ülkeden ayrıldığımda kaçsa onu söylüyorum) hatta telefonun da çok çekmediğini belirtiyim. Huzur dolmanız dileğiyle...
Devamını oku »