4 Ağustos 2015 Salı

Lüks'ün Lüksemburg Hali

Şeker Bayramı'nın ilk günü cuma akşamı... Burada tatil yok tabi ve hatta Oki o akşam işten geç dönecekti, Zeynoş'umun da beyi barbekü partisinde olunca biz de bizim evin bahçesinde oturduk mumlarımızı yaktık, biralarımızı aldık. 
Amsterdam'da durum buyken, memlekette Facebook ve Instagram, milletin kumsalda ayak, denize karşı elde dondurma veya havalı içecek fotoğrafları ile dolup taşmıştı. Kıskanıyor muyduk? Ertesi sabah Lüksemburg'a gidiyor olmak içimize biraz su serpiyordu diyelim.
Sabah oldu, Zeynoşlar kiraladığımız arabayı teslim alıp, bizim eve geldiler. Aman Allah'ım o da ne? Beyaz bir Fiat 500 mü? Yehuuu! Hem de sunroof'u da var! Termosumuzda çayımız, kaplarımızda fırından yeni çıkardığım ıspanaklı böreğimiz, depoda benzinimiz road trip'e hazırdık :)

Nasıl gidilir?
Lüksemburg'ta havaalanı bulunuyor ancak Almanya, Belçika ve Fransa ile komşu olduğundan buralardan araba ile de ulaşabilirsiniz. Biz Amsterdam'dan 4-5 saatlik bir yolculuk ile vardık. 

Nereleri görmeli?
Ülkenin ve başkenti olan şehrin adının aynı olması kafa karışıklığına neden olmasın. Bu rehber Lüksemburg şehrinin rehberi. Ayrıca buraya tıklarak da gezilecek yerler hakkında fiyat ve ziyaret saatleri hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

  • William II Meydanı: Belediye binası (Hotel de Ville) ve turist ofisinin de bulunduğu meydan. Turist ofisine uğrayıp şehir haritası alabilmeniz için turunuza burdan başlamanızı tavsiye ederim.
  • Place d'Armes: Antika pazarı kurulan ve klasik müzik konserleri verilen şehrin en hareketli meydanı. Buradaki bir cafede oturup konserleri dinlemenizi tavsiye ederim.
  • Adolphe Bridge: Adolf Köprüsü. İsmine bakıp aklınıza Adolf Hitler gelmesin. Bu isim Dük Adolphe'tan gelmektedir. Biz gittiğimizde köprü inşaat altındaydı ve trafik akışı için yanına "Blue Bridge" dedikleri mavi bir köprü kurmuşlardı. Galiba köprüyü tekrar açmaları biraz vakit alacak. Köprü şehrin vadiyle ayrılmış iki yakasını birbirine bağlıyor. Manzara çok güzel. Gittiğinizde köprü açıksa üstünden değilse aşağıdaki vadide gezebilirsiniz. 
  • Golden Lady Heykeli: I.Dünya Savaşı'nda ölenler adına dikilmiş bu heykel Adolf Köprüsüne yakın. Çok bir şey beklemeyin ama köprünün yakınındaysanız da bir görün bence. 
  • Palais Grand Ducal: Büyük Dükler Sarayı. Gördüğümüzü anlamadığımız saraydan çok villaya benzettiğimiz küçük ama güzel bina. Temmuz ve ağustosta çarşamba günleri dışında 10 eur'ya ziyaret edebilirsiniz. 
  • Casamates du Bock: Unesco tarafından koruma altında olan şehir kale ve tünellerinin ismi. Bence Lüksemburg'un en güzel yeri. Şehrin Grund denilen bence en güzel mahallesine yukardan bakabilirsiniz. Tüneller marttan kasıma her gün ziyarete açık. Giriş 4 eur.
  • Grund: Aşağı şehir denilen, Bock bölgesindeki surlardan mükemmel görünen Lüksemburg'un bence en güzel mahallesi.
Ne yenir içilir?
Mutfağının Fransa ve Almanya'dan etkilendiği ama her türlü dünya mutfağını bulabileceğiniz bu şehirin gece hayatı da çok hareketli. Kulüplere giderken bile makyajsız, tayt, tshirt ve babetten başka bir şey giymeyen Hollandalılar'dan sonra süper bakımlı, dekolteli ve topuklu ayakkabıları ile gördüğüm Lüksemburg halkı beni Nişantaşı'nda hissettirdi. 
  • Charles sandviçlerinden salatasına kahvaltı veya öğle yemeğiniz için güzel bir adres. Coffee Lounge'taki bagel ve paniniler de kahve ve pancakeleri kadar güzel.
  • Biraz kalabalıktan uzaklaşmak ve kahve içmek için Konrad'ı tavsiye ederim, havuçlu keki baya meşhur. Hareketli olarak ise Place d'Armes'teki kafelerde de oturabilirsiniz.
  • Yemek için biz risk almayıp Vapiano'yu tercih ettik. Bunun dışında Rue de l'Eau'da pasajın içindeki Goethe Stuff ve Come Prima restaurantları da gayet güzelmiş.
  • Belçika'daki bir çok çikolatacının Lüksemburg'ta da dükkanları bulunuyor (Detaylı bilgi için buraya bir tık). Ayrıca Fransız tatlıları olan bir çok pastanede bulunuyor. L'aduree'dan macaron, Amorino'dan dondurma, Chocolate House Nathalie Bonn'dan sıcak çikolata denemeyi unutmayın. 
  • Rue de la Boucherie'deki Urban Bar en hareketlilerden biri ama o sokakta herhangi bir barda oturup gecenizi geçirmenizi tavsiye ederim. Ayrıca akşam yemeğinizi de Urban Bar'da yiyebilirsiniz. Rue Large'deki cafe ve barlara da uğrayabilirsiniz.
Son Notlar
  • Dünyada dükalık ile yönetilen tek ülkedir.
  • Kişi başı geliri dünyada Katar'dan sonra en yüksek olan ülkedir. 
  • Biraz pahalı bir şehir olduğu doğru ancak içki, benzin, sigara gibi şeyler diğer Avrupa ülkelerinden daha ucuz.
  • Şehir merkezinde "CITYLUXFREE" ismi ile ücretsiz internet hizmeti sağlanmış. Coooool, ha?
  • Toplu taşımanın cumartesi günü ücretsiz olduğu yazıyordu ancak pazar günü para vermeye çalıştığımda da kabul etmediler ve ücretsiz olduğunu söylediler. 
  • Şapkalara düşkün olmasanız bile Modes Nita mağazasını gezmenizi şiddetle öneririm.
  • Şehri bir günde gezebilirsiniz ancak vaktiniz varsa ülkenin doğası çok güzel ve trekking gibi sporlar için çok uygun. Detaylar için buraya tıklayın.

Devamını oku »