9 Kasım 2015 Pazartesi

Sonbahar'ın En Güzel Hali: Yedigöller

Aslında bu yazım da Gay Pride yazım gibim fotoğraflarla dolu olsun isterdim ancak ülke değiştirme sırasında bir tane harddiskimiz kaybolmuştu ve ben de düzenli olsun mantığı ile her Yedigöller'e gittiğimde çektiğim fotoğraflarını tek dosyada oraya koymuşum. Belki çıkar bir yerlerden, umudumu kaybetmek istemiyorum ama şimdilik Facebook'taki bir kaç fotoğrafla idare edeceğim. İlk olarak da Oki'nin çektiği "Beliz ve Sonbahar" isimli fotoğrafı koyayım :) 

Gelelim Yedigöller gezi rehberimize...
Yedigöller Milli Parkı sonbaharda sarı ve kırmızının her tonunu görebileceğiniz, fotoğrafçıların gözbebeği bir cennet. Adından da anlaşılacağı gibi parkta yedi tane göl vardır. İsimleri sırasıyla; Seringöl, Büyükgöl, Deringöl, Kurugöl, Nazlıgöl, İncegöl, Sazlıgöl'dür.

Nasıl Gidilir?
Yedigöller Milli Parkına ulaşmak çok da kolay değildi ve ben olmamasını yeğlerdim ki o cennetimizi de günübirlik piknikçiler ile kaybetmeyelim. Ancak gel gör ki tam Yedigöller'in en çok ziyaret edildiği mevsim olan sonbahardan önce Bolu merkezden gidilen yolu mis gibi asfaltlamışlar. Bu yolu Ankara'dan da İstanbul'dan da gelenler kullanabilir. İstanbul'dan gelenler ayrıca Yığılca yolunu da kullanabilirler, bu yol hala çetrefilli. Bir de iki yol için de arabayı kullanan kişinin acemi olmamasını tavsiye ederim çünkü yollar hala çok virajlı ve tek şerit. Eğer gece kalmayacaksanız da hava kararmadan dönüş yoluna koyulun. Kendi arabasıyla gelmek istemeyenler ise sonbaharda tur şirketlerince sürekli düzenlenen kamplı veya günübirlik Yedigöller turlarına katılabilirler. Benim Karadeniz için vazgeçilmezim Bukla Tur.  Deep Nature'ın da iyi olduğunu biliyorum.



Ne Zaman Gidilir?
Tabiki de sonbaharda! Özellikle Ekim diye düşünüyorum. Eylülde yapraklar sararsa da Ekim, Kasım gibi göller ve yerler dökülen yapraklarla kaplanıyor ve toprak nerde bitiyor göl nerde başlıyor belli olmuyor. Aşağıdaki fotoğraf mesela gölün üstü. Süper ötesi! 




Nerede Kalınır?
Yedigöller Milli Parkı'nda çadır kampı dışında konaklanılabilecek bungalovlar da mevcut ancak hiç müsait olmazlar. Yani konaklayacaksanız çadırı tek seçenek olarak düşünebilirsiniz. Tuvaletler son gittiğimde düzeltilmişti ve gayet temizdi. Yine de ben olsam çantama sabunumu, tuvalet kağıdımı koyarım; ne olur ne olmaz...




Ne yapılır?
Fotoğraf makinesi elde trekking'e başlanır, gölleri şelaleyi göreyim derken saatler geçer. Sonra mangal alanına dönülür, mangal yakılır. Sucuk ekmekler afiyetle yenir, üstüne termostaki sıcacık çaydan da içilir. Offf daha ne olsun? 
Yanınızda su, yiyecek, mangal kömürü (mangal orda var, taşımanıza gerek yok), fotoğraftaki gibi mangal teli ve tabi ki tripodunuzu, fotoğraf makinenizi ve geniş açılı lensinizi unutmayın. 
Gece kalacaklar gece yıldızları yada sabah gün doğumunu fotoğraflayabilirler.

Son olarak akşamları serin olduğunu ve benim gittiğim zaman 3G'nin de (artık Türkiye kaç G'de ben anlayamıyorum, ondan ülkeden ayrıldığımda kaçsa onu söylüyorum) hatta telefonun da çok çekmediğini belirtiyim. Huzur dolmanız dileğiyle...
Yorum Yaz

Yorum Gönder