27 Kasım 2015 Cuma

Hollanda'ya Alışmak Vol.2

Bu yazının ilkini yazmamın üstünden 6 ay geçmiş. İşin garibi, bu dönemde burayı ziyarete gelen arkadaşlarımızın şaşırdığı çoğu şeye, bizim şaşırmamaya başlamış olmamız. Bu nedenle galiba bu yazı daha da geciktirirsem yazacak bir şeyler bulmakta daha çok zorlanacağım. O nedenle işe koyuluyorum, buyrun size yeni liste.
  1. Hollandalı satıcıların gözü tok olması. Mesela "bisikletim bu aralar daha zor duruyor, fren yada lastiklerimi değiştirmeli miyim?" diye sorup bisikletçinin benden en az 50 eur kazanma ihtimali varken, "hayır herşey yolunda, yağmurda böyle olması normal" demesi.
  2. Hava durumu saatlik, 3 saatlik, günlük veya haftalık olarak tahmin eden en az 3 hava durumu uygulamasının herkesin telefonlarında bulunması.
  3. Amerika'da bir, Türkiye'de iki kere yanaktan öperken, Hollanda'da üç kere yanaktan öpmek.
  4. "Sporuma, sosyal hayatıma veya çocuğuma yeterince zaman ayıramıyorum" deyip çoğu kişinin yarı zamanlı çalışması.
  5. 36 numara ayakkabı bulunca altın bulmuşçasına sevinmek.
  6. Sesli bir şekilde burun silmek.
  7. En kötü sözün "Kanser ol" demek olması. Hakaret olarak ise "asosyal" tarzı kelimeler kullanılması. Üzgünüm kırocanlar ama burada kadınlara haraket için kullandığınız "o..." kelimesi veya erkeklere söylediğiniz "ibne, homo" gibi kelimeleri yada her cümlenizin sonuna eklediğiniz "a... koyyımmm" lafları sökmez.
  8. İlkokul çocuklarının sizden iyi bisiklet kullanması.
  9. Dilenci olmaması.
  10. Sokak hayvanı olmaması ve barınaklardaki ilginin süper olması.
  11. Restoranların (hatta Dominos bile) ortalama 4'te açılması.
  12. Öğlen sıcak yemek yememek ve herkesin sandviçini yanında taşıması.
  13. Gençten yaşlıya, profesörden temizlik görevlisine herkesin mükemmel İngilizce konuşması.
  14. Birisine hediyesini verirken yanında fişini de vermek. Çünkü değişim kartı diye bir şey burada yok ve eğer fişini vermezseniz, verir misin diye isteyebilirler.
  15. Saç kesiminizi beğenmezlerse kötü olduğunu direkt söylerler ve kendilerinin direkt olmalarınla gurur duyarlar. Ancak Hollandalı olmayanlar bu davranışlarını direkt olmak değil, kaba olmak diye adlandırırlar. 
  16. Türkiye'deki "Alman usulü" lafının aslında Avrupa'da Hollandalılar'ın pintiliğinden dolayı "Dutch style" yada "Going Dutch" olarak bilinmesi.
  17. Bebekler ağlamaktan kıpkırmızı olsa bile ebeveynlerin veya bakıcıların ilgi göstermemesi.
  18. Emzirmeye karşı çıkmaları ve emzirenleri yargılamaları.
  19. Yaz-kış her hafta ayrı bir aktivite veya festival düzenlenmesi.
  20. Sabahın 6'sı olsun, yağmur yağsın, derece sıfırın altında olsun parkların ve sokakların koşan insanlarla dolu olması.
7 yorum
  1. Bu alisma yazilarini okumasi cok keyifli oluyor, her birine ayri ayri hak vere vere :) Ama dedigin gibi bazi seyleri zaman gectikce kaniksiyorsun, aksine denk geldiginde tuhaf gelmeye basliyor hatta..

    Aslinda listedeki bir cok maddeyle ilgili bir seyler soyleyesim var ama belki gorusme imkanimiz olunca o zaman konusuruz uzun uzun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele ki şarap eşliğinde gülmekten katıla katıla anlatılıp, dinlenince...

      Sil
  2. Merhaba Beliz ve Yasemen,

    Ben de 2015 Ocak ayi itibariyle Eindhoven'da yasamaya basladim. Ikinizin bloglarini da incledim biraz. Ucundan kiyisinda ayni seyleri yasiyoruz. Denk getirebilirsek bir kahve icmek isterim.

    Sevgiler,
    Çise

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Cise,
      Yasemen Belcikada yasiyor. Maastricht'te bir bulusma denk getirebilirsek guzel olur.
      Sevgiler...

      Sil
    2. Selamlar :)

      Gercekten guzel olur. Beliz'le bir turlu denk getiremedik henuz, belki kerstmarkt ziyareti yaparsaniz Maastricht'e falan haber edin. Onun disinda da her zaman beklerim kahveye :)

      Sevgiler..

      Sil
    3. Maastricht'te kerstmarkt, guzel fikir...

      Sil
  3. Selam Yasemen,

    Sık gidiyorum Maastricht'e aslında. Aralık başında yine bir planım var. Netleşince tekrar yazarım size ^^ Kerstmarkt'a da Aralık ortası geleceğiz aslında ama misafirlerimiz olacak. Oradan da Valkenburg'a gideriz diye planladık o yüzden Maastricht'te fazla kalamayız gibi. Yine de ayrı bir gün sizinle buluşabiliriz bence :)

    YanıtlaSil