29 Haziran 2015 Pazartesi

Amsterdam Yeme İçme Rehberi Vol.1

Haftasonu arkadaşlarla akşam yemeği için buluştuk ve öncesinde güzel havayı da güzel görünce bir kokteylcide bir şeyler içelim dedik. O sırada bizim çılgın arkadaşlardan biri iki kişiyle yanımıza döndü :) Amsterdam'a tatile gelmişler ve o gece hep beraber takıldık. Ben onlara mekan tavsiyelerinde bulunurken bir tanesi "Çok mu geziyorsun sen, ne kadar çok yer biliyorsun" dedi. Ben de bu cümlenin üstüne Amsterdam'da sevdiğim ve trendi olan mekanlardan 10 tanesini yazmaya karar verdim.
  • Omelegg: Adından da anlayacağınız gibi omletçi :) Her gün akşamüstü 4'e kadar açık. Dekorasyonu çok sıcak ve güzel. Porsiyonları büyük, ekmeğine bayılıyorum. Çeşit çeşit omletleri var. İsmine tıklayarak websitesini görebilirsiniz, site Hollandaca ancak İngilizce menüsüne bakabilirsiniz. Rezervasyon almıyorlar. De Pijp mahallesinde, 3 ve 12 nolu tramvay ile ulaşabilirsiniz. Wifi var.
  • Bagels and Beans: Bir çok şubesi bulunan, tazecik bagellara (bizim simitlerin ufağı gibi düşünebilirsiniz) çeşit çeşit sandviçler yapan, kocaman ve çeşit çeşit fincanlarında çok güzel kahveler sunan mekan. Kahvaltı ve öğle yemeği için ideal. Wifi var, rezervasyon almıyorlar.
  • De Laatste Kruimel: Burası merkezde ufacık bir mekan. Sandviçleri, tuzlu kişleri, ev yapımı kek, kurabiyeleri ve cheesecakeleri harika. Havuçlu keki baya meşhur ama bence herşeyi çok başarılı. Çoğu Amsterdam mekanı gibi içerde oturacak çok bir yer olmadığından hemen bir şeyler yiyip kalkmak için ideal. Her gün akşam 8'e kadar açık. Wifi yok, rezervasyon almıyorlar. Tramvayla Spui durağında (Dam'dan bir önceki durak) inip ulaşabilirsiniz. 
  • Van Stapele: Yine Spui durağındaki meşhur kurabiyeci. Sadece tek bir çeşit kurabiye üretiyorlar, çikolatalı kurabiyenin içine bir parça beyaz çikolata koyuyorlar ve cenneti damağınızda hissediyorsunuz. Tek kurabiye 1,95 eur. İçerde oturacak yer yok, kurabiyenizi ve isterseniz kahvenizi alıp yürüyerek yiyebilirsiniz. Her gün akşam 6'ya kadar açıklar. 
  • De Ysbreeker: İstanbul'daki Midpoint'e benzettiğim mekan. Yüksek tavanı ve ferah ortamı ile Amsterdam'da benzerine pek rastlanmayan geniş bir mekan. Hava güzelken nehrin kenarındaki masalarında oturup kahve veya şarabınızı içebilirsiniz. Ben yemek yemek için çok tercih etmesem de kahvaltıdan akşam yemeğine kadar her şeyi bulabileceğiniz sabah 8'den gece 1'e kadar açık olan mekan.
  • Winkel 43: Şehrin en meşhur mekanlarından biri, olmazsa olmazı. En meşhur appel pie (elmalı tart) burada! Ben appel pie hiç sevmem diyenlerdenseniz bile, ki ben öyleydim, buna aşık olacaksınız. Yanına kremşanti istemeyi unutmayın. Yine meşhur naneli çayından içebilirsiniz, kahveleri de çok güzel. Rezervasyon almıyorlar, wifi var. Jordaan mahallesinde, pazartesi ve cumartesi öğlene kadar kurulan antika pazarının önünde, denk getirebilirseniz bu pazara da bir göz atın derim. Her gün sabah 8'den gece 1'e kadar açıklar. Tam çalışma saatleri için websitesini kontrol edin. Ayrıca atıştırmalıkları da var ve bar olarak da hizmet veriyor.
  • Cafe Brecht: Heineken Experience'a yakın, Alman biralarının ağırlıkta olduğu, İtalyan kahvesi yapan, atıştırmalık olarak sandviç, kek, peynir tabağı tarzı yemekleri menüsünde bulunduran, Türk marketinden aldığı portakallar ile meyve suyu yapan çok şirin, romantik, sıcak cafe-bar tarzı mekan. Her gün öğlen 12'den gece 1'e kadar (haftasonu gece 3'e kadar) açık. Rezervasyon almıyorlar.
  • Bierfabriek: Amsterdam'a gelen hemen hemen herkesin akşam yemeği için uğrak mekanı. 24 saat bira ile marine edilip çevirme yapılan tavukları, kendi ürettikleri 3 çeşit biraları, duvarlarına astıkları çuvallarından avuç avuç alıp yiyebileceğiniz yerfıstıkları ile meşhur mekan. Yerfıstıklarının kabuklarını yere atmak adettendir. Spui durağında inerek ulaşabilirsiniz. Rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin. 6 kişi ve daha büyük gruplar olarak sadece atıştırmalık yiyip bira içmek isterseniz, "Tap Table" denen bira muslukları olan masalardan rezervasyon yaptırıp biraları litre olarak ısmarlıyorsunuz. Rezervasyonlar hakkında daha detaylı bilgi için websitesini ismine tıklayarak ziyaret edebilirsiniz.
  • Bouwerij't IJ: Hollanda'ya gelip de yeldeğirmeni görmeden olur mu? Bu mekan yeldeğirmenin hemen yanında kendi biralarını üreten (hatta marketlerde de satılıyor) bahçesindeki masalarda, masalar doluysa yeldeğirmenine sırtınızı yaslayıp yerde, oturup süper biralarını içeceğiniz çok güzel bir yer. Her gün öğlen 2'den akşam 8'e kadar açık olan bu mekanda bira üretimi ile ilgili turlar da düzenliyorlar. Turlar ve adres için websitesini kontrol etmeyi unutmayın.
  • Bo Cinq: Pek turistik olmayan, her gün akşam 6'dan haftasonu gece 2'ye kadar açık olan kokteylleri ile meşhur bar. Restaurant kısmında Arap-Fransız yemekleri servis ediyorlar ve bu kısım için rezervasyon yapmanızı şiddetle öneririm. Bar tarafı ise her zaman çoook kalabalık ve içeceğinizi alıp ayakta müzik dinleyip, müziğin el verdiğince de sohbet edebileceğiniz, Amsterdam'ın expat barı olarak da bilinen mekanı. Hollanda'da genelde kıyafet dert olmasa da buraya sandalet, postal, yandan cepli pantalon, sırt çantası tarzında değil de biraz daha özenli giyinip gitmenizi tavsiye ederim. Prinsengrach üstünde bulunan mekan yoldan geçerken dikkatinizi çekmeyecektir bu nedenle adresine bakıp da gidin. 
İkinci yeme içme rehberimde sizin de favori mekanlarınıza yer verebilmem için yorumlarınızı bekliyorum :)
Devamını oku »

13 Haziran 2015 Cumartesi

Avrupa'nın Başkenti Brüksel

Avrupa Birliği'nin ve dolayısıyla da Avrupa'nın başkenti olan Brüksel. Şehir aslında bataklık olan bir alanın kurutulması ile yerleşim yeri olmuştur. Ben bunu duyduğumda şaşırmıştım, o yüzden yazmak istedim :) ismi de "bataklık içindeki" anlamına geliyormuş. 

Nasıl gidilir?
Brüksel'e Türkiye'den direk uçuşlarla ulaşabilirsiniz. Paris veya Amsterdam'dan gitmek isterseniz de trenler ve Eurolines otobüslerini kullanabiliriz. Tren ve otobüs biletlerini de ne kadar erken alırsanız o kadar uygun olabiliyor. 

Nerede kalınır?
Grand Palace'a yakın yerlerde kalmakta fayda var. Biraz daha hipi, yerel halkin yaşadığı ve çok da turistik olmayan bir yer istiyorsanız Sablon ve Ixelles'te kalabilirsiniz.

Nereleri görmeli?
Grand Place (ve dolayısıyla Hotel de Ville), Galeries Royales St Hubert ve Manneken Pis kesinlikle görülmesi gerekenlerden. "Bu kadarcık mı?" diyorsanız "Brüksel Gezilecek Yerler" rehberimi okuyun zevkinize, zamanınıza ve bütçenize göre programınızı ayarlayın.
Ne yenir içilir?
Belçika'nın meşhur dörtlüsü waffle, bira, patates ve çikolata! 

Kahvaltı için Le Pain Quotidien. Exki sandviç, salata tarzı atıştırmalıklar için en doğru adres. Charli'nin kruvasanı bir numara. Kahve için JAT, OR Espresso ve Corica'ya uğrayın, bu cafelerin tatlı ve sandviçleri de başarılı.

Tatlı için; Waffle'ı meydanlardaki minik arabalardan alabilirsiniz ama en güzelini istiyorsanız hadi bakalım Maison Dandoy'a. Belçika'nın speculos diye meşhur bir bisküvisi var, Maison Dandoy'un speculosları da çok meşhur. Bir de bu bisküvinin ezmesini yapıyorlar, Nutella gibi oluyor, aman Allah'ım o ne tat! İşte Maison Dandoy'da bunlar da çok güzel ve hediye alabileceğiniz paketleri de var. Markete uğrarsanız da (Carrefour her yerde var) Lotus marka speculosları tercih edin. 
Dondurma için Galeries St Hubert'ın girişindeki Haagen Dazs'a gidin. Hava güzelse meydana karşı oturup dinlenebilirsiniz.


Patates kızartması için Grand Place'in arka taraflarında bir sürü yer bulabilirsiniz. Fritland'ı tavsiye ederim. Bira için tabi ki de Delirium'a uğramadan olmaz ama özellikle haftasonuysa adım atcak yer bulamayacaksınız. Merkezdeyseniz Delirium'dan sonra kalkın Poechenellekelder'a gidin. Burası Manneken Pis'in yanında çok güzel bir bar. Eğer St Gery mahallesindeyseniz Zebra, Ixelles'teyseniz Cafe Belga, L'Ultime Atome, Bar du Marche, Sablon'daysanız da Le Perroquet'e gidebilirsiniz. Bu barların bazılarında yemek de var.

Yemek yemek için yukarıda saydıklarımdan başka Grand Place'te bulunan mekanlarda oturup manzarayı izleyebilirsiniz. Midye için Grand Place'in hemen arkasındaki Rue des Bouchers'ta yan yana bir sürü restaurant bulacaksınız. Burası aynı bizim İstiklal'deki balık pazarı gibi. Chez Leon en meşhuru. Belçikalılar'ın midyeyi İngilizce isminde "R" harfi bulunan aylarda yemek gibi bir kuralları var ama restaurantlarda her zaman bulabilirsiniz. Bia Mara fish and chips'i ile ünlü.  Peck 47 yine atıştırmalıkları olan çok güzel bir cafe. Makarna için ise Pasta Divine'yi tavsiye ederim.

Ne Alınır?
  • Çikolata: Çikolataların markaları ve fiyatları için çikolata rehberime göz atabilirsiniz. 
  • Dantel: Benim favori hediyem dantelden yapılmış broşlar.
  • Bira ve Aksesuarları: Biralar, bira bardakları (Belçika'da her bira markasının kendine özel bardağı var), tepsiler, posterler, açacaklar... Kısaca birayla ilgili herşeyi Brüksel'de bulabilirsiniz. En çok çeşit Rue du March'taki Bier Tempel'a uğrayın. Benim favorim duvara monte edilen açacaklar :)
  • Çizgi Roman ve Aksesuarları: Brüsel ve Multi-BD mağazalarına gidin zaten ikisi de yan yana gibi. Buralarda çizgi romanların yanı sıra fincanlar, posterler ve kartpostallar da bulacaksınız. 
  • Plaizier: Kartpostal, poster ve defter gibi şeylerin bulunduğu meşhur bir kırtasiye. 
  • Oyuncak: La Folie Des Cadeaux gibi el yapımı koleksiyonluk oyuncak satan mağazaların yanı sıra The Grasshopper gibi çocuğunuza "gerçek" oyuncaklar alabileceğiniz çok güzel dükkanlar da var. 
  • Rue Neuve: Şehrin ana alışveriş caddesi.
Son Notlar
  • Gent ve Brugge de Brüksel'e yakın ve sürekli kalkan trenlerle ulaşmak çok kolay. Bence gitmişken vaktiniz varsa görülmesi gereken şehirlerden. Gent ve Brugge rehberlerime de isimlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  • Rue de la Chaufferette'teki duvar grafitilerini mutlaka görün.
  • Mayıs-Ağustos aylarında midye yememeye çalışın. 
Sizlerin de tavsiyeleriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum.
Beliz
Devamını oku »

Brüksel Gezilecek Yerler

Oturdum Brüksel rehberi yazdım baktım çok uzun oldu. Dedim demek ki gezilecek çok yer bu şehirde, o zaman ayrı bir yazı yazmalı. 

Brüksel'de müzeler ve görülcek yerler say say bitmez. Grand Place (ve dolayısıyla Hotel de Ville), Galeries Royales St Hubert ve Manneken Pis kesinlikle görülmesi gerekenlerden. Diğerlerini görüp görmeyeceğinize vaktinize, ilgi alanınıza ve bütçenize göre kendiniz karar verin. Çoğunun isimlerine tıklayarak websitelerine ulaşabilirsiniz.

Aşağıda listelediğim yerleri yakınlıklarına göre sıralamaya çalışıyorum ama siz haritadan bakmayı ihmal etmeyin :)
  • Grand Place: Brüksel'in kalbi olan bu meydanı görmek için bile Brüksel'e gidilir. Buradaki binalar UNESCO'nun koruması altında. Eğer Ağustos'ta giderseniz meydanı çiçeklerden halı ile kaplı görmeniz mümkün. Geceleri meydanın ışıklandırması çok güzel.
  • Hotel de Ville: Bugün de kullanımda olan Grand Place'te bulunan belediye binasıdır. Gotik kulesinden şehir manzarasını izleyebilirsiniz.
  • Les Galeries Royales St Hubert: Bir çok mağaza ve çikolata dükkanlarının, bir kaç kafenin bulunduğu tavanı camlı bir sokak desem aklınızda nasıl bir yer olduğunu canlanır umarım. Benim favori yerim.
  • Çikolata Müzesi: Grand Place'te bulunan çikolata müzesi. Her gün açık.
  • Bira Müzesi: Belçika'nın biraları bu kadar meşhur olunca müzesini de yapmadan olmuyor. Giriş 5 EUR.
  • Manneken Pis: İşeyen çocuk heykeli. Bu kadar meşhur olunca insan görkemli bir şey bekliyor. Beklemeyin! Yarım metre bir şey. Bu heykel özel günlerde günün anlam ve önemine uygun olarak giydiriliyor. 1000'e yakın kıyafeti bulunuyor ve bunlar Brüksel Şehir Müzesinde sergileniyor.
  • Mont des Arts: Sanatçılar meydanı diye geçen bu yer aslında parka benziyor ve merdivenlerinin üstüne çıkıp meydandaki arabalı wafflecılardan waffleınızı yada dondurmanızı alıp merdivenlerde oturabilirsiniz. Bu sırada sokak müzisyenlerine denk gelirseniz süper zaman geçirirsiniz.
  • MIM: "Musical Instruments Museum"ın kısaltılmışı. Eğer meraklısıysanız görmeniz gereken bir müze. Binası sizi anında büyüleyecek. Giriş 8 EUR, eğer 26 yaşından küçükseniz 2 EUR. 
  • Royal Palace: Kraliyetin evi. Her yaz ücretsiz olarak ziyarete açılan sarayın önündeki Brüksel parkında da gezmeyi ihmal etmeyin.
  • St Michael ve St Gudula Katedrali:  Brüksel'in en büyük ve güzel katedrali. Vaktiniz varsa ve yolunuzun üstündeyse görmenizi tavsiye ederim.
  • Rue de la Chaufferette: Bu sokağın duvarları grafitiler ile süslenmiş. İnsan haklarına dair mesajlar bulunuyor. Zaten merkeze çok yakın mutlaka görün.
  • Grand Sablon: Sablon meydanı. Burada haftasonları kurulan antika pazarlarını gezebilirsiniz, çikolata mağazalarına girebilirsiniz ve Sablon mahallesini keşfedip kafelerde oturabilirsiniz.
  • Çizgi Roman Müzesi: Tintin, Red Kit, Şirinler... hepsi Belçikalı. Bence çizgi roman müzesi Brüksel'in en eğlenceli duraklarından biri. Girişi 10 EUR. İsmine tıklayarak detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. 
  • Herge Museum: Çizgi romanlara meraklıysanız Tintin'in yaratıcısının müzesine uğramadan olmaz. Herge'nin müzesi eşi tarafından 20 milyon dolara yaptırılmış. Müze şehir merkezinden uzakta. Giriş 9,50 EUR, öğrenci 7 EUR.
  • Avrupa Parlamentosu: Yıllardır bir türlü giremediğimiz şu AB'nin kalbi nerede atıyormuş görmek isterseniz parlamento binasını gezmek ücretsiz.
  • Atorium: Biraz merkezin dışında bulunan atomun büyültülmüş şeklindeki binanın en üstüne çıkarak şehri izleyebilirsiniz. Fiyatı 11 EUR. 
  • Mini Europe: İstanbul'daki Miniatürk gibi Avrupa'nın ufak halinin bulunduğu alan. Atorium'un hemen yanında. Fiyatı 14,50 EUR. Atorium'u da gezecekseniz kombi bilet alabilirsiniz. 
  • Autoworld: Araba meraklılarına duyurulur, eski arabaların olduğu çok hoş bir müze. Çok merkezde değil, giriş 9 EUR.
Brüksel'de nerelerde kalınır, ne yenir içilir ve neler alınır merak ediyorsanız tıklayın ve Brüksel rehberi yazıma ulaşın :)
Devamını oku »

2 Haziran 2015 Salı

Hollandalı'nın Kibarı

Şöyle bir düşüncem vardır: Bir ülkenin dili kabaysa insanları da kabadır. Mesela Fransızları ele alalım... Şiir gibi bir dilleri var ve giyimlerinden yemeklerine kadar kibarlar. Bir de Hollandalılara bakalım... Almanca'dan çok daha kaba bir dilleri var ve kendilerinin dobra veya açık sözlü olduklarını iddia etseler de bence biraz da kabalık genlerinde var. 

Ben ve Oki'nin yanda fotoğrafını koyduğum biraz önceki what's app konuşmamızı görmüşsünüzdür. Kwinten bizim ev sahibinin adı ve gerçekten tanışabileceğiniz en kibar ve başka kültürlere açık Hollandalı, zaten kız arkadaşının Çinli olması da bunun en büyük kanıtlarından. Bizimki geçen haftalarda Çin'e gitti kızla beraber ve evlenme teklif etmiş. Bugün bana mesaj atıp onu anlattı tabi ben de hemen Oki'ye anlattım :)  

Şimdi gelelim Oki'nin pasta esprisinin arkasındaki olaya...
Biz ilk taşındığımız zamanlarda Kwinten bize çok yardım etti ve her ihtiyacımız olduğunda geliyordu. Yine bir gün geldiğinde Hollandalılar'ın meşhur bir tatlısı olan yarısı yenmiş boterkoek getirmişti. Ben bu ne diye sorunca haftasonu doğumgünü olduğunu ve bunu yediklerini, yarısının kaldığını ve bizim de denememiz için getirdiğini söyledi. Bu cümleyi okuyup aklınızda muhtemelen uçuşan soru işaretleri "Doğumgünü pastası nerede?", "Ne kadar düşünceli bir hareket, bunda ne var?" şeklinde diye düşünüyorum. Hollandalılar'ın kabalığı yanında bilmeniz gereken en önemli özellikleri cimrilikleri. Bu nedenle marketten alınmış bir kaç eurluk bir keki doğumgünü pastası yerine kesmeleri beni hiç şaşırtmadı. Bence Kwinten'ın yaptığı da çok düşünceli bir davranıştı. Neyse, ben de tam kahve yapmıştım, oturduk karşılıklı kahvemizi içip kekimizi yedik. Hala kekin çeyreği duruyordu. Bunun üstüne Kwinten giderken dedi ki "Okan'a da bir dilim ayır, kalanını ben akşam kahvemin yanında yemek için götüreyim". Sizin bunu okuduğunuzdaki şaşkınlık ifadesi bende olmadı. Gelmeden önce okuduğum bloglar ve burada yaşayan arkadaşlarım sayesinde böyle şeylere hazırlıklıydım. Oki düğün pastası yazdı ama ben Albert Heijn'dan alınmış 10 tane boterkoek'i üstüste koyup "Düğün pastamız da buydu" demelerini bekliyorum :)

Süper İkili: Boterkoek ve Kahve

Devamını oku »

1 Haziran 2015 Pazartesi

Masal Şehir Brugge

Belçika'nın Ortaçağ'dan kalma şehri Brugge, veya Bruges. Bruges şehrin Fransızca ve İngilizce'deki ismi ancak şehir Belçika'nın Felemenk bölgesinde yer alıyor, bu nedenle Felemenk ismi olan Brugge demek bana daha doğru geliyor. 
Brugge küçücük bir şehir. Evleri, köprüleri, dükkanları da kendi gibi minik. Romantik ve tarih kokan bu şehri gezmeniz için 1 gün yeterli olacaktır. Gece konaklamak isterseniz de Cafe Rosa Red'in de bulunduğu Hotel Cordoeanier gibi şehrin içindeki butik oteller, B&B veya daha konforlu ve lüks olarak kanal kenarlarındaki otelleri tercih edebilirsiniz. 

Nasıl gidilir?
Brugge'e Brüksel'den 1,5 saatlik tren yolculuğu ile ulaşabilirsiniz. Trenler çok sık ve geç saatlere kadar var. Haftasonu bileti alırsanız fiyatları uygun oluyor. Biz Brüksel'den bu şekilde gittik ve önce yol üstündeki Gent'e uğradık (Gent rehberi için tıklayın). Şunu özellikle vurgulamak isterim haftasonu bileti alırken Brüksel-Brugge gidiş dönüş bileti aldığınızda arada Gent gibi bir durakta indi bindi yapmak isterseniz Brugge-Gent ve Gent-Brüksel şeklinde iki tane gidiş-dönüş bilet almanız gerekiyor. Kontrole denk gelmezseniz sıkıntı yok ama gelirseniz sorun olabilir ve bu şekilde almak fiyatı sadece 2 eur değiştiriyor. O nedenle ben riske atmayın derim, tabi tercih sizin. Neyse, Brugge Tren İstasyonu'ndan yürüyerek 10-15 dakikada şehir merkezine gidebilirsiniz, bu yürüyüş boyunca da Brugge'ün minik, taştan, güzel evlerini görüp, camlarındaki dantellere bakıp çocukluğunuzu hatırlayabilirsiniz :)

Nereleri görmeli?
Brugge'ün şehir simgeleri ve önemli meydanları dışında ufak ufak bir sürü müzesi bulunuyor (çikolata, bira, dantel, patates...vb). Vaktinize ve havaya göre yapmak istediklerinizi sıralayabilirsiniz. Şehir açık hava müzesi gibi olduğundan sadece sokaklarda dolaşarak da harika zaman geçirebilirsiniz.
  • Belfry: Bu çan kulesinden şehrin manzarasını yukarıdan izleyebilirsiniz. Ücreti 8 eur ve merdivenle çıkıldığını hatırlatıyım.
  • The Markt: Kafeler, restaurantlar ve mükemmel binalar ile şehrin merkezi. Fayton turu yapmak isterseniz buradan binebilirsiniz. Belfry'da bu meydanda bulunuyor.
  • Burg Meydanı: Buraya The Markt'tan Breidelstraat boyunca yürüyerek ulaşabilirsiniz. Sokak boyunca da çikolatacıları, dantelcileri ve hediyelik eşyacıları gezebilirsiniz. Meydanda belediye binasını görebilirsiniz ve minivanlarda satılan wafflelardan yiyebilirsiniz.
  • Kanal Turu: Brugge'de kanal turuna başlayabileceğiniz bir çok nokta bulunuyor. Bu noktalar Burg Meydanından Blinde-Ezelstraat yönünde yürüyüp minik köprüyü geçtiğinizde başlıyor. Fiyatları biz gittiğimizde 8 eur'du ve yarım saat sürüyor. Hava güzelse ve haftasonu ise sıra beklemeniz muhtemel.
  • Basilica of Holy Blood: Kutsal Kan Basilikası. Burada üstünde İsa'nın kanının olduğu iddia edilen bez sergileniyor ve bu nedenle ismi Kutsal Kan. 
  • Church of Our Lady: Bu kilise de Michelangelo'nun "Madonna and Child" yani "Meryem ve Çocuk" heykeli bulunmaktadır.  Bu heykel Michelangelo'nun yaşarken İtalya dışına yollanan tek heykelidir.
  • Beer Wall: Bira şişelerinin sergilendiği duvar. Burada 2be Bar bulunuyor ve terasında kanal manzarasında bira içebilirsiniz. Dükkanı da çeşitli ürünleri ile meşhur.
  • De Halve Maan: Burası bir ailenin sahip olduğu bira imalathanesi ve içinde imalatı tanıtan eğlenceli bir tur düzenliyorlar. Sonunda da bira ikram ediyorlar. Fiyatı 8 eur ve isterseniz websitesinden tur için rezervasyon yaptırabiliyorsunuz.
  • Choco Story: Brugge'ün çikolata müzesi.
  • Minnewater Park: Vaktiniz varsa ve hava güzelse gidip dolaşıp kuğuları izleyebilir, çimlerde yatıp bira yada şarabınızı içebilirsiniz. 
Ne yenir içilir?
Brugge'de de Belçika'nın meşhur dörtlüsü waffle, bira, patates ve çikolata yiyebilirsiniz. Çikolatalar için Belçika Çikolatası rehberime göz atabilirsiniz. Waffle'ları bence en güzel minivanlarda yapıyorlar, Burg meydanındakilerden alabilirsiniz. Bira içmek için ise yukarıda bahsettiğim De Halve Maan ve 2be Bar dışında 't Klein Venetie bence en güzel manzaraya sahip mekanlardan biri. Her gittiğimde zeytin, peynir ve hardalı biranın yanına hemen getiriyorlardı. Ayrıca De Garre, 't Brugs Beertje ve yeraltındaki 't Poatersgat da uğranması gerekenlerden güzel biracılardan. Cafe Rose Red de şehrin en bilinen cafelerinden, arka taraftaki terası güzel ancak manzara arıyorsanız burası size göre olmayabilir. Biraz yerel halkla takılmak istiyorum derseniz L'Estaminet'te yemek yiyip bira içebilirsiniz. Yemek için daha hareketli ve turistik olan Geldmunstraat veya Markt meydanındaki sıra sıra mekanlarda oturabilirsiniz. Geldmunstraat'ta Gelateria Da Vinci dondurmacısı da çok ünlü. Tatlı için The Old Chocolate House'ta sıcak çikolata ve tatlı yemenizi öneririm. Hediyelik olarak uygun ve kaliteli çikolatalarınızı yine buradan alabilirsiniz. Dumon Chocolatier da Brugge'ün ünlü çikolatacılarından. 

Son Notlar
  • Hediyelik olarak çikolata, magnetler, bira aksesuarları (bardak, tepsi, açacak, levhalar) ve dantel ürünleri alabilirsiniz (ben kız arkadaşlarıma dantelli broşlardan alıyorum hem uygun fiyatlı, 2 eur civarı, hem de bence çok şık. Kendime de her gittiğimde alıyorum).
  • Eğer siz de duvara asılan "sign"ları, değişik peçeteleri ve süsleri seviyorsanız Eiermarkt'taki "At Home" mağazasına uğramanızı öneririm. 
  • Javana taze kahve ve çay için doğru adres.
  • Brugge genelde rüzgarlı ve serin bir şehir. Şansıma bu gittiğimde hava güzeldi ama siz yine de tedbirli olun.
  • Şehirde fayton ile de gezilebiliyor.
  • Bol bol yürüyün ve güzel binalarla çevrili sokaklarda kaybolun.
  • Gent ve Brüksel Brugge'e çok yakın. Oraya kadar gitmişken bence Gent'e bir kaç saat ve Brüksel'e de bir gün ayırın.
Sizlerin de tavsiyeleriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum.
Beliz
Devamını oku »