21 Mayıs 2015 Perşembe

Havasına Suyuna, Taşına Toprağına...

...Bir başkadır benim memleketim! Gerçekten de öyledir. Amsterdam'a gelince anladım ne kadar başka olduğunu.

Havası...
Türkiye'nin havası sıcaktır. Şu an millet şortları, t-shirtleri giymeye başlamıştır hatta Oki'nin memleketi Adana'da nisan ayında denize bile girmeye başlanmıştır. Nemden nefes alamazsın, toplu taşıma duş almaktan ve deodoranttan bihaber vatandaşlarımın kokusundan #direnburun diye hashtag yaratmama neden olmuştur. Sonra sonbahara gelir sıra. Yağmurlar başlar. İstanbul'da evinden 5 dakika yürüme mesafesindeki metroya ulaşana kadar bütün ayaklarının içi pis çamurlu su dolar. İşe arabayla gitmek istersin ama yeni yapılan üst geçit (evet hem de üst geçit) yerçekimine bile meydan okuyan bir mühendislik harikasıdır ve yarım metreye kadar su birikir üstünde, arabanın motoru su altında kalır korkusuyla işe arabayla gitmekten vazgeçersin. Akşam eve geldiğinde bir bakarsın İstanbul, Ankara, Antalya... bütün büyük şehirleri sel basmış. Sıra kışa geldi. İstanbul ve çevresinde 2-3 hafta kar ya olur ya olmaz. Ege ve Güney Anadolu'da kar bile olmaz. Peki ya olursa? Okullar tatil, neden çünkü yollar güvenli değil yada yol yok! Belediye ne yapar peki? Orası meçhul. Bir de havanın temizliği konusu var. İstanbul, Gebze falan bir cennet o konuda. O sanayi şehirleri nasıl orman dolu, yemyeşil. Aaaa pardon ya o ormanlar Almanya'nın sanayi şehirlerindeydi, Türkiye'de sanayi şehrinde yaşamak akciğer kanseri ile barışık yaşamak demek oluyordu.
Geldik Hollanda'ya. Bir rüzgarı var soğuk içinize işliyor, bisiklette dengede kalmak zorlaşıyor hatta düşüyorsunuz. Burası deniz seviyesinin altında bir ülke ve barajlar ile sular altında kalması önleniyor. Havası Londra gibi, sürekli yağmur bekleyebilirsiniz. Kışları uzun, fırtınası eksik olmaz. Yazın da akşamları şort, terlik veya hırkasız gezmek pek söz konusu olmaz. Peki bu kadar yağış görülüyor ve ülkenin çoğu deniz seviyesinin altında, sel olmuyor mu? Olmuyor! Kar yağınca okullar tatil oluyor mu? Olmuyor! Yollar çamur falan da olmuyor pırıl pırıl. Millet giyiyor patenlerini başlıyor buzpateni yapmaya. Yazın da kışın da kimse kokmuyor, toplu taşıma lüks bir araca binmek gibi. Fırtına veya yağış oldu diye elektrik falan da kesilmiyor. Hava temizliği mi? Her mahallede parklar, ormanlar (Amsterdam ormanlarını görüp Türkiye'de olsa bu şehrin içindeki araziye kaç gökdelen yaparlardı diye düşündüm), her sokakta ağaçlar. Sizce havası nasıldır?

Suyu...
Türkiye'de damacanalarımız vardı, sağlıksız dediler. 5 litrelik almaya başladık, plastik dediler. Cam alın dediler fiyatları cebimizi yaktı. Su yerine bira içelim dedik ona da vergi üstüne vergi... Peki bu millet ne içecek? Hadi diyelim paramız yetti camda aldık sularımızı yada yetmedi damacanaya devam dedik. Peki özellikle yazın hemen hemen her gün kesilen sulara ne çare? Panik olmayın, yine bizim damacanalar imdadımıza yetişir. Hem tuvalet hem de duş için kullanılması uygundur. Küçük çocukların ulaşamayacağı yerlere kaldırınız.
Sıra Hollanda'nın suyunda. Su kesilmesi mi diye sordunuz? Bence cevap vermeme gerek bile yok. İçme suyuna gelince, musluk var ya. Tadı da gayet güzel. Kireçli mi? Evet, sular kireçli. Bu nedenle ben De Tuinen dükkanlarında, bol.com'da yada Brita'nın kendi websitesinde satılan filtreli sürahilerinden kullanıyorum. Kullanmasınız olmaz mı, olur.

Taşı...

Türkiye'nin Arnavut kaldırımları ne güzeldir, değil mi? Tabi çocukluğumdan beri her belediye kaldırım taşlarını her sene söküp sürekli inşaat halinde bırakmasa, güzel olduğunu söyleyebilirdim ama maalesef hiç tamamlanmış olarak görmek nasip olmadı. Her belediye yandaşına para kazandırmak için düzgün de olsa o taşları mutlaka sökerdi. İstiklal caddesine bile asfalt döken bir ülkedir, Türkiye.
Hollanda'da ise her yer gerçekten Arnavut kaldırım :) düzgün, kırık çıkık, eksik, çukur yok. Bütün ülkede bisiklet yolları var, hani şu kırmızı olanlardan da var :), ve gerçekten bisiklet kullanmaya uygun.

Toprağı...
Türkiyem'in toprağı çok verimlidir. Tabi çiftçime tarım yapması için devlet desteği sağlansa, bir de binadan ve yoldan toprak kalsa... Şehirlerde kalan 3-5 tane parka bahçeye de anneler çocuklarını gönül rahatlığı ile salamıyorlar çünkü sokak hayvanları her yerde ve tuvaletlerini de buralara yapıyorlar.
Yine sıra Hollanda'da. Tek bir tane sokak hayvanı yok. Hepsi barınaklarda ve gerçekten çok güzel bakılıyorlar. Sahipli hayvanlar da sokağa tuvaletlerini yaptıklarında sahipleri mutlaka topluyor tuvaletlerini. Böylece Hollandalı çocuklar parklarda bahçelerde gönül rahatlığı ile yuvarlanıp oynuyorlar ve dünyanın en mutlu çocuklarının yaşadığı ülke olarak Hollanda listenin birinci sırasına oturuyor.

Cennet ülkemizin nasıl cehenneme dönüşmeye başladığını maalesef Hollanda'ya taşınınca gören ben, bu yazıyı şöyle bitirir: "Yeniden doğdum dersin, derya olur gidersin. Bir başkadır benim memleketim..."



4 yorum
  1. Burak Yahşi21 Mayıs, 2015

    İnsan gibi yaşamayı unuttuğumuz için bu ülkede, Hollanda gibi ülkeler normalde normal sayılması gereken şeylerle öne çıkıyor. Bu toplumu cahil bırakan, bu toplumu geri bırakan herkese hakkım haram olsun. Gidip kurtarmışsın kendini Beliz cim. İstanbul dan sevgiler.

    Burak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burak bu blogun ilk yorumunu sen yaptın :) Öncelikle bunun için çok teşekkür ederim. Gelirseniz lütfen haber ver, bira sözümüz olsun :)

      Sil
  2. Düşüncelerine katliyorum..Bende geri dönmeyi düşünmüşdüm ,Memlekete..Herkes sakın ha dediler...Amsterdam güzel yer...Ben Muammer bu arada....

    YanıtlaSil